Neo-Con Gazeteciler
Mucit Teslanın ne icat ettiğiyle ya da NSA (National Security Agency)nin neyle meşgul olduğuyla ilgilenmezler. Eclehonun yeni çıkan cep telefonu markası olduğuna inandırabilirsiniz onları
NEO-CON GAZETECİLER
Yrd. Doç. Dr. Birol Ertan
Her günkü köşe yazılarında milyonlarca nüfusa sahip ülkeleri yöneten, Başkanları ve Başbakanlara akıl veren, dünyanın en büyük ordularını idare eden Generallere güvenlik stratejileri konusunda öğütler veren, en iyi avukat ve en iyi doktor gibi gazetelerindeki köşelerinden hemen her konuda ahkâm kesen entellektül (entelektüel değil) gazeteciler türedi son yıllarda.
Bu entellektül gazeteciler, aynı zamanda terör uzmanıyken küresel ekonomi üzerine vaazlar vermeyi seviyorlar. Ezbere bildikleri bir satır şiir yokken edebiyat eleştirileri yapıyorlar. Birkaç yılda bir kimsenin baştan sona okuyamadığı ince kitaplar çıkarıp çok satanlar listelerine giriyorlar. Kitapları ve yazılarında meşruiyet kavramını meşrutiyet olarak yazarlar.
Akşamları kendileri gibi dünyayı yaratan üç beş meslektaşlarıyla buzlu viski içerken üçüncü dubleden sonra dağılıp hayvani duygularını bastırmaktan yorulmuş olan içgüdülerini açığa çıkarıp son bir yılda yattıkları hatunları anlatmaya koyuluyorlar.
Gece âlemlerinden de pek eksik kalmıyorlar. Sarışın genç kızlarla aynı masada kara gözlüklerle arka masalarda saklanarak otursalar da gittikleri mekanlar paparazzi kaynadığı için çapkınlıktan yakayı ele veriyorlar, fakat hiç üstlerine alınmadan yazmaya devam ediyorlar.
Dünyayı bilmem ama bizim ülkemizde yeni bir tür entelektüel gazeteci tipi türedi. Çok eleştiriyor, çok yazıyor ama bir şey söylemiyorlar. Ek gelir elde etmek için televizyon programları yapmadıkları zamanlarda konferanslara katılıp gençleri hayal kırıklığına kaptırmaları bir yana, devlet kademelerinde çok hoşça ağırlanıyor, Cumhurbaşkanı ve Başbakanlar ile yemeklerde buluşuyorlar. Yemekte Başbakan ve Cumhurbaşkanlarına hangi akılları verdiklerini değil, yemekte neler yendiğini, servisin nasıl olduğunu ev kendileriyle birlikte orada bulunan arkadaşların nasıl komik durumlara düştüklerini yazıyorlar köşelerinde.
Yeni tip entelektüel gazetecileri, neo-con enteller diye isimlendirmek istiyorum. Onlar, yıllar yılı kimsenin üzerinde düşünmediğini sandıkları yüzlerce yıllık gerçekleri kendilerinin keşfettiklerini sanarak bozuk Türkçeleriyle kitleleri bilinçlendirme gayreti içindeler.
Küreselleşmenin mail göndermek olduğunu sanıyor, geçmişteki düşüncelerinden arınmak için geliştiklerini ve değiştiklerini açıklamaya çalışıyorlar.
Neo-enteller, bir ülke için en tehlikeli varlıklardır. Üretmezler, düşünmezler ve kendilerini eleştiremezler. Ülkelerini ve insanlarını küçümserle, işbirlikçilik ruhuyla ulusal değerleri eleştirmeyi marifet sayarlar. İnsanları yaftalamayı çok severler. Patronlarına açık açık köşelerinde yalakalık yapmaktan hicap duymazlar.
Hayatları boyunca bir kitabı baştan sona okumamış olan neo-con gazeteciler, kitapların giriş ve sonuç bölümlerini okuyup yorumlar yaparlar. Kim Philby"yi Kim Bassinger"ın babası zannederler. Alamut Kalesi ve Hasan Sabbah deyince angut gibi bakarlar. Mucit Tesla"nın ne icat ettiğiyle ya da NSA (National Security Agency)"nin neyle meşgul olduğuyla ilgilenmezler. Eclehon"un yeni çıkan cep telefonu markası olduğuna inandırabilirsiniz onları. Eski Yunan düşünürü Socrates"in çok şey bildiklerini sanıp hiçbir şey bilmeyen politikacıları gibidirler.
Yeni türeyen neo-con gazeteciler, Platon"un mağara mitosu deyince korkarlar, akıllarına karanlık mağaralar gelir. Onlar aydınlıklardan yanadırlar, onun için söndürmezler hiç evlerindeki pahalı abajurlarının ekonomik ampullerini.
Neo-con gazeteciler, okunmayan köşe yazılarıyla gündemi işgal ettiklerini sansalar da ne hikmetse çok satan gazetelerin en makbul köşe yazarlarıdır. Bu da bizim kaderimiz olmalı.
Ne demiş Montesquieu, her ulus, layık olduğu biçimde yönetilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.