GÜVEN BAYAR:BİR KENTİN HAFIZASI KUTULARA SIĞMAZ: ORDU’NUN FOTOĞRAF MİRASI VE KAYIP BELLEĞİ

GÜVEN BAYAR:BİR KENTİN HAFIZASI KUTULARA SIĞMAZ: ORDU’NUN FOTOĞRAF MİRASI VE KAYIP BELLEĞİ

Yaklaşık 10 yıldır yürüttüğüm araştırmalar kapsamında, Ordulu Ermeni ve Rum ailelerle yapılan sözlü tarih görüşmeleri sonucunda kent hafızası adına önemli bir görsel ve işitsel arşiv oluşturuldu. Daha da önemlisi toplumsal bellekte ve bilinçte bir aydınl

BİR KENTİN HAFIZASI KUTULARA SIĞMAZ: ORDU’NUN FOTOĞRAF MİRASI VE KAYIP BELLEĞİ

Bir şehrin hafızası yalnızca arşivlerde, kütüphanelerde ya da müzelerde yaşamaz.

767bcc89-35a0-404c-a445-1d6b4342f427.png

Bazen bir evin odasında üst üste yığılmış kutuların içinde, yıllardır açılmayı bekleyen albümlerde, kırılgan cam negatiflerde ve artık aramızda olmayan insanların ses kayıtlarında saklıdır. Ordu’nun yakın tarihi de bugün büyük ölçüde böyle bir eşikte durmaktadır.

Yaklaşık 10 yıldır yürüttüğüm araştırmalar kapsamında, Ordulu Ermeni ve Rum ailelerle yapılan sözlü tarih görüşmeleri sonucunda kent hafızası adına önemli bir görsel ve işitsel arşiv oluşturuldu. Daha da önemlisi toplumsal bellekte ve bilinçte bir aydınlanma yaşandı!
Bu süreçte yalnızca anlatılar değil, aile albümlerinde saklanan ve çoğu daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış yaklaşık beş bin fotoğraf da koruma altına alındı. Bunun yanında yüzlerce saatlik sözlü tarih kaydı, Ordu’nun çok katmanlı toplumsal geçmişine dair benzersiz tanıklıklar kayıt altına alındı.

Ancak mesele yalnızca aile fotoğraflarından ibaret değildir. Ordu’da 1910 ile 1980 yılları arasında faaliyet göstermiş fotoğraf stüdyoları ve fotoğrafçılara ait yaklaşık yirmi bin negatif ile iki bine yakın cam negatif de taranıp ve titiz bir tasnif çalışmasıyla gün yüzüne çıkmayı beklemektedir. Bu malzeme, yalnızca fotoğraf tarihi açısından değil; kent tarihi, mimarlık, sosyoloji, antropoloji, kültürel miras ve toplumsal hafıza çalışmaları açısından da olağanüstü bir araştırma potansiyeline sahiptir.

Bir fotoğraf, çoğu zaman yalnızca bir görüntü değildir. Arka plandaki bir bina, kaybolmuş bir sokak dokusunu; bir dükkân tabelası sosyo-ekonomik hayatı; bir okul bahçesi eğitim tarihini; bir aile portresi ise demografik dönüşümleri görünür kılar. Bu nedenle fotoğraf arşivleri, şehirlerin geçmişini yeniden okumamızı sağlayan en güçlü kaynaklardan biridir. Ordu’nun sahip olduğu potansiyel de tam olarak burada yatmaktadır.

1852 tarihli Movsesyan Ermeni Okulu, bu mirasın geleceği açısından sembolik ve işlevsel bir bellek yapısı fırsatı sunmaktadır. Yaklaşık bir buçuk asırlık geçmişe sahip bu yapı, yalnızca korunması gereken bir mimari eser değildir. Aynı zamanda kentin çok kültürlü tarihinin son tanıklarından biridir. Eğer gerekli irade ortaya konulabilirse, bina bir Kent Hafıza Merkezi ve Fotoğraf Müzesi olarak yeniden işlevlendirilebilir.

Böyle bir merkezde fotoğraflar, negatifler, cam plakalar ve sözlü tarih kayıtları profesyonel koşullarda korunabilir; dijitalleştirilebilir; araştırmacıların erişimine açılabilir. Ayrıca sergiler, yayınlar, eğitim programları ve akademik çalışmalar aracılığıyla kentin geçmişi yeni kuşaklarla buluşturulabilir. Daha da önemlisi, bu miras bireysel çabaların omuzlarından alınarak kurumsal bir güvenceye kavuşturulabilir.

Dünyanın birçok kentinde benzer örnekler bulunmaktadır. Eski okullar, fabrikalar ve tarihi yapılar kent hafızası merkezlerine dönüştürülerek yalnızca geçmiş korunmamakta, aynı zamanda yeni kültürel üretim alanları yaratılmaktadır. Ordu’nun da bu dönüşümü gerçekleştirebilecek tarihsel birikime ve malzemeye sahip olduğu açıktır.

Ne var ki bu tür projelerin önündeki en büyük engel çoğu zaman maddi imkânsızlıklar değil, hafızanın değerine ilişkin farkındalık eksikliği ve kurumsal beceriksizliklerdir. Kentlerin geçmişini yalnızca anıtlar ya da resmi tarih anlatıları oluşturmaz. Günlük yaşamın izleri, aile albümleri, stüdyo fotoğrafları ve bireysel tanıklıklar da en az onlar kadar önemlidir. Bu nedenle fotoğraf arşivleri lüks bir kültür yatırımı değil, kamusal bir sorumluluk olarak değerlendirilmelidir.

Bir kentin hafızasını kaybetmesi, bir insanın demans olmasına benzer. Hatırlama yetisi zayıfladıkça kimlik de bulanıklaşır. Sokakların, mahallelerin, insanların ve hikâyelerin izleri silindikçe şehir kendi geçmişine yabancılaşır. Ordu bugün tam da böyle bir yol ayrımındadır.

Kutuların içinde bekleyen binlerce fotoğraf, yüzlerce saatlik kayıt ve on binlerce negatif yalnızca geçmişe ait belgeler değildir. Onlar, bu kentin gelecekte kendisini nasıl hatırlayacağının da temelini oluşturmaktadır. Mesele artık bu mirasın var olup olmadığı değil; onu koruyacak cesareti, vizyonu ve kurumsal iradeyi gösterebilip gösteremeyeceğimizdir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.