Dil nereye gidiyor?
Kübra TÜRKELİ: Dil, bir milleti ayakta tutan ana unsurdur.Günümüzde ve her zaman bir millete benliğini kaybettirmek için en geçerli yol o millete dilini yabancılaştırmaktır...
Dil, bir milleti ayakta tutan ana unsurdur.Günümüzde ve her zaman bir millete benliğini kaybettirmek için en geçerli yol o millete dilini yabancılaştırmaktır.
Bunu da günümüzde uygulamaya çalışanlar vardır. Bunun en büyük örneğini dilimizde görebiliriz. Bizim üstümüzde de çok büyük oyunlar oynanmaktadır. Bizlere, kendi dilimiz yabancılaştırılmaktadır.
Ülkemize baktığımızda özellikle Anadolu liseleri ve kolejlerde yabancı dil eğitimi ağırlıktadır. Bir Türk Edebiyatı dersi haftada 4 saatken, bir İngilizce dersi ise 10 saattir. Ya da ilköğretimde sosyal bilgiler dersi 3; İngilizce dersi 4 saattir. Yani matematikle aynı Bunu nasıl anlamamız gerekli? İstiklal Savaşı yapmış bir milletin evladı olarak soruyorum. Bunu ülkemiz üzerindeki yabancı boyunduruğu olarak algılamamızdan daha doğal ne olabilir? Bunu niye soruyorum? Büyük Atatürk, geleceği ""Bana ve biz gençlere emanet etti."" diye soruyorum.
Belki siyasal anlamda bir boyunduruk değil ama içten içe bize YABANCI dil ya da diller aşılmaktadır. Olması gerekenden fazla yabancı dil eğitimi alanlar artık Türk olmaktan çıkar diye düşünüyorum. Kişi artık İngilizce düşünmeye ve İngilizce rüya görmeye başlar. Zaten bir insanın ana dili rüyasında konuştuğu dil değil midir?
Şunu da belirtmek gerekir: Dil öğrenmek, ölüm kalım savaşı değildir. Bunu bir şekilde tabiî ki öğreniriz. Öğrenmeliyiz de Hatta çok sayıda dil öğrenmelidir kişi Bu başka bir şey . Dil öğrenmek başka başka dille eğitim yapmak başka bir şey . Yani bunu yanlış şekillerde bize öğretmeleri ve kendi dilimizden üstün göstermeleri elbette tarihi bir dil için üzüntü verici bir o kadar da yanlıştır.
Yaşadığımız bu zamanda özellikle gençlerimiz bu oyunun bir parçası haline gelmiş durumdadır. Biz daha kendi dilimizi tam olarak konuşamazken nasıl olurda bir başka dili öğrenmeye çalışırız ve bundan nasıl sınava tabii oluruz.
YABANCIların emellerini nasıl gerçekleştirdiği belki de şu örnekte daha iyi görülecektir: Bir satıcımız üzerinde Türkçe yazılar ve sanırım Türk bayrağı olan bir tişörtü bastırmıyor; bunun yerine YABANCI yazılar ve Amerika bayrağı bastırıyor. Ve sonuç: satış mükemmel diyor. Yoksa öyle değil mi? Milletimizin bunun farkında olması gerekiyor. Oktay SİNANOĞLU"NUN dediği gibi"" Ey milletim her şeyden önce sana ne yapıldığını bileceksin""
İngilizce bizlere evrensel dil diye tanıtılıyor. Lakin dünyada birçok ülke kendi dilini eğitim dili olarak kullanıyor. Fransa bunun ilk ve en önemli örneğidir. Eğitim dili, reklam dili, medyada kullanılan dil : Frnsızca"dır. Başka dil hiçbir şekilde kullanılmaz. Bir de bize bakın.Affedersiniz ! Sokaklara diyecektim.
Ben , bizi ve tarihi yönetenlere soruyorum: Sizler de mi farkında değilsiniz olanların? Fark etmek için neleri bekliyoruz? Neden bu gidişe dur demiyorsunuz? İllaki işgal mi yaşayalım? Yeni bir İstiklal Savaşı mı yapalım?
Herkes şunu bilsin ki: Bu vatanda bunlara göz yumanlar olduğu gibi ; bunlara karşı çıkacaklar da vardır ve her zaman olacaktır. İşte burada şunu da belirtmek gerekiyor. Bir Atatürk gibi lideri beklemek yerine, bizler bir şeyler yapmalıyız. Zaman Atatürk"e övgüler zamanı değildir. Zaman O"nu anlama ve anlatma zamanıdır.
Unutmayalım ki damlaya damlaya göl olur. Her birimiz o ayrımcılığı değil de birlik ve beraberliği sağlarsak o muhteşem gölü meydana getiririz.
Lütfen artık uyanalım. Çünkü bir gün gözümüzü açtığımızda geç kalmış olabiliriz. "Keşke"" dememek için, şimdi el ele verip dilimize sahip çıkalım. Yazımı Cemil MERİÇ"in güzel sözlerinden birisiyle bitirmek istiyorum:
"KAMUS NAMUSTUR"
BİR ZAMANLAR
Gecenin ıssızlığında,
Sabahın aydınlığında,
Türkçenin parlaklığında,
İlerliyorduk bir zamanlar.
Kamus namustur dediler.
Dil dediler, benlik dediler.
Bunu duyan kim var söyle!
Hepsi sağır oldu sanki.
Önce oldu teşekkür,mersi.
Sonra geldi hep gerisi.
Türkçe gidiyor!Türkçe gidiyor!
Giderse gitsin, kimin umrunda.
Hatırlamıyor musun o günleri?
Ceddinin acı günlerini,
Sen hayırsız çıktın evlat!
Kaybediyorsun benliğini.
Hadi, hadi uyan artık!
Türkçe, kaybolmadan derinlerde.
İlerlemek için tek fırsat.
Diline, benliğine, kendine sahip çık!
Kübra TÜRKELİ
Anadolu Lisesi 10. Sınıf Öğrencisi
Kübra TÜRKELİ kimdir?
Ben Kübra TÜRKELİ. 20 Şubat 1993"te Ordu"da doğdum. İlköğretimi Öceli Hüsamettin ÇABUK İlköğretim Okulu"nda tamamladım.
Halen Ordu Anadolu Lisesi 10. sınıfta öğrenim görmekteyim. Babam kamu işçisi, annem ev hanımıdır. İki kardeşiz.
Kitap okumayı ve düşünmeyi çok seviyorum. İleride sosyal bilimler alanında kendimi yetiştirmeyi düşünüyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.