CAHİLLİK BAŞA BELA ! İSİM DEĞİL, HAFIZA MESELESİ!
Ordu’nun küçük iskelesi yanında yer alan ve yıllar boyunca birçok vatandaşın anılarında yer eden Aysu Düğün Salonu, yalnızca bir yapı değil; aynı zamanda kentin belleğinde iz bırakmış bir mekândı. Enis Ayar ile başlayan bu süreç, zamanla Ayışığı adıyla
CAHİLLİK BAŞA BELA ! İSİM DEĞİL, HAFIZA MESELESİ!
Bir kentin kimliği sadece binalardan, tabelalardan ya da projelerden ibaret değildir.
O kimlik; yıllar içinde biriken anılardan, mekânların ruhundan ve insanların ortak hafızasından oluşur.

Bugün Ordu’da tartışılan mesele de tam olarak budur.
sizlerin cahilce yaptığı Bu tercih, ‘Ayışığı’ adını yaşatmak değil; onu tarihsel ve mekânsal bağından kopararak içini boşaltmaktır.
Bu isimler, Ordu’da büyüyen kuşaklar için yalnızca bir düğün salonunu değil; sahili, küçük iskeleyi, yaz akşamlarını, kalabalıkları ve hayatın içinden sayısız anıyı temsil eder. Yani bu isim, bir yerle anlam kazanmıştır. Mekânıyla birlikte vardır.
Şimdi sorulması gereken soru çok basit:
Bir mekânın adı, o mekândan koparılarak başka bir yere taşındığında, gerçekten yaşatılmış olur mu?
Altınordu Belediyesi’nin Şirinevler Mahallesi’nde inşa ettiği yeni düğün salonuna “Ayışığı” adını vermesi, ilk bakışta bir devamlılık çabası gibi sunulabilir. Ancak meseleye biraz daha yakından bakıldığında bunun bir “yaşatma” değil, aksine bir “yerinden koparma” olduğu açıkça görülüyor.
Çünkü kent belleği, sadece isimle korunmaz.
Bellek, mekânla birlikte anlam taşır.
Sahilde doğmuş bir hatırayı, pazar yerinde yeniden üretmeye çalışmak; geçmişi bugüne taşımak değil, geçmişin bağlamını yok saymaktır. Bu durum da ister istemez şu eleştiriyi beraberinde getiriyor:
Bu kararlar alınırken, kentin hafızası gerçekten dikkate alındı mı?
Daha da önemlisi; bu şehirde yaşayanların duyguları, anıları ve aidiyet hissi ne kadar hesaba katıldı?
Yerel yönetimlerin görevi yalnızca yeni yapılar inşa etmek değildir. Aynı zamanda o şehrin geçmişini korumak, anlamını yaşatmak ve gelecek kuşaklara doğru şekilde aktarmaktır.
Öte yandan siyasi aktörlerin ve yerel yönetimlerin bu tartışmalara karşı sessiz kalması da eleştiri konusu. Kentin hafızasına dair böylesine önemli bir konuda daha şeffaf, katılımcı ve açıklayıcı bir yaklaşım bekleniyor.
Sonuç olarak; Ordu’da yaşanan bu tartışma, yalnızca bir düğün salonunun adıyla sınırlı değil. Asıl mesele, kentin geçmişine nasıl sahip çıkıldığı ve geleceğe nasıl aktarıldığı sorusunda düğümleniyor.
Bugün Ordu’da yaşanan tartışma, bir düğün salonunun adından ibaret değildir.
Bu, kentin belleğiyle kurulan ilişkinin sorgulanmasıdır.
Ve belki de en kritik soru şudur:
Biz bu kenti sadece yeniden mi yapıyoruz, yoksa farkında olmadan yeniden mi yazıyoruz?
Eğer ikinciyse, kaybedilen şey sadece bir isim olmayacaktır.
Bir kentin hafızası sessizce silinirken, geriye sadece beton kalır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.