Bülent BAŞARAN

Bülent BAŞARAN

FON KRİZİ - BORSA - DENİZ BAYKAL(!)

FON KRİZİ - BORSA - DENİZ BAYKAL(!)

Fon düzenbazlığı ile ilgili çok şey yazıldı. Yazılanların hemen hepsinin buluştuğu ortak noktaları şu şekilde özetleyebiliriz;

- Bu fonlar saadet zinciri benzeri yapılardır.
- Yaptıkları maniplasyonla içi boş şirketlerin piyasa değerlerini şişirmişlerdir.
- Fonların gizli (nitelikli) ortakları, alım ve satım zamanları konusunda bilgilendirilmiştir.
- Türkiye'deki "faizsiz finans kuruluşları" ve dolayısıyla onun arkasındaki "dini ve siyasi örgütlenme" ile fon dolandırıcılığı arasında bir bağ vardır.
- Tüm bunlar olurken bazı bürokrat ve siyasetçiler sürece katılıp, büyük kazançlar elde etmişlerdir.
- SPK, BİST ve Bakanlık, tüm bunlar olurken izlemiş, denetleme görevini yerine getirmemiştir.
- Milyarlarca lira buharlaştırılmış ve yüzbinlerce insan mağdur edilmiştir.

Bu ve benzeri yapılan tespitlerin tamamı doğrudur. Ben bu yazıyı bu tespitlere bir katkı sunmak ve bizim borsamızda bundan sonra benzeri başka sorunlara neden olabilecek bir kaç şeye dikkat çekmek için yazıyorum.

İlk olarak; borsaya kote olan şirketlerin durumuna bakmak lazım. SPK ve BİST mevzuatında borsaya girecek şirketlerin değerlendirilmesi hususunda elbette kapsamlı bir mevzuatımız var. Lakin sorun şu ki, bu ne kadar uygulanıyor. Konuyu uzatmamak için kısa bir örnek vereceğim.

dedaeb7a-5f56-4851-b2eb-16a451809d22.png

Bir şirket halka arz başvurusunda öyle görkemli bir bilanço sunuyor ve halka arzı yöneten aracı kurum tarafından öyle bir pazarlanıyor ki, aklınız şaşar. Atıyorum, son bilançosuna göre 400 milyon kar elde etmiş. Sanırsınız geleceğin sanayi devi doğuyor. Neyse şirket hisseleri borsada işleme açılıyor. Daha aradan 4-5 ay geçmeden, bir sonraki 3 aylık dönem bilançosu geliyor. Dün 400 milyon kar eden şirket, 3 ay içinde 250 milyon zarar açıklamış. Böyle bir şeyin olması için şirketin merkezine füze düşmesi gerekir. Bir şirket nasıl 3 ayda 650 milyon lira eksiye düşer!!! Ve SPK yada BİST, bu durumu normal kabul eder. Ticari hayatın doğal akışının bir sonucu olarak görür. Bu nasıl olur diye sorulmaz bile!

Başta defter değeri 5 TL olan şirketin hisseleri 15-20TL'den piyasaya boca edilir. Hemen arkasından gelen bu felaket bilanço ile kağıt 5-6 TL'ye kadar düşürülür. 15-20 liradan, çok karlı bir şirketin hissesini aldığını sanan yatırımcılar, ne zaman ki gerçek rakamlarla yüzleşince aldıkları kağıtlar elinde kalır. Artık yıllarca patronun insafına mahkum ya beklerler yada lanet olsun diyerek zararına satarlar. Tüm bu işlemler olurken SPK o şirkete bir kez bile bu anormal durumun nedenini sormaz.

Peki fonlar bu işin neresinde?

Fonların en çok sevdiği şirketler bu türden makyajlanıp milletin kucağına bırakılmış, aslında borsaya kabul edilmemesi gereken şirketlerdir. Genellikle profesyonel bir yönetimi olmayan, aile şirketi niteliğinde ve çoğunlukla birer organize sanayi atölyeleri büyüklüğündeki bu şirketler fonlar için en kullanışlı araçlardır. Fon, ilk önce patronları sıcak para vaadiyle tavlar. Onlara ellerindeki kağıtları çok yükseğe satıp faizsiz bir para kaynağı vaadinde bulunur. Hisseler patron tarafından borsa dışında yada içinde fona devredilir. Fon, patronla birlikte organize biçimde o cepten bu cebe karşılıklı maniplatif alımlarla kağıdı çok kısa sürede 5-10 katına çıkarır ve o noktadan sonra blok satışlar başlar ve hem fon hem de patron kağıdı 1-2 hafta içinde yatırımcı hareket bile edemeden başladığı noktaya geri döndürür. Gerisi küçük yatırımcı için sonu intiharlara giden bir felakettir. Bu süreçte de SPK izleyici konumundadır ve yine kimseye bir şey sormaz.

Şimdi gelelim yazının özüne... Fonların, şişirip şişirip milletin kucağına bıraktığı o şirketlerin sahipleri bu işte fonlarla ortaklaşa hareket etmişler midir? Acaba sadece fona el koymak ve onu tasfiye etmek yeterli midir? Kendi şirketlerinin hisselerinin nitelikli bir bölümünü (%15-%40 aralığı) bu kapalı fonlara bile isteye devreden şirket sahipleri de bu işin bir parçası mıdır? Fonlara el koyulurken, bu tür şirketlere de el koyulmalı mıdır? Salt borsadan bu tür vurgunlar yapmak için şirket kurup borsaya sokanlar var mıdır? Belki de bu şirketler daha baştan, bu fon yönetimlerince kurdurulmuş olabilir mi?

Fon yatırımcılarının mağduriyeti olayına gelince... Masum ve mazlum olmak bu kadar kolay mı? Şöyle bir soru sormak istiyorum; bile isteye evimi soymak için bahçeme giren hırsızı köpeğim parçalayıp öldürse, evimi soymaya giren hırsız masum mudur? Bu bence tartışılmalıdır.

Borsa yönetimi ve SPK yönetimi şu ana kadar çoktan görevden alınıp, tutuklanmış olmalıydı. Bu fon krizi çözülmüş olsa bile bizim borsamız yapısal olarak bir çok başka krizlere gebe durumda ilerliyor. Borsaya şirket sokmak, 10 liralık şirketi 50 liraya millete yedirip sonra da "ben çekiliyorum" demek bu kadar kolay olabilir mi?

Son not ve bir şüphe; Deniz Baykal'ın felç geçirme süreci ile damadı Ataman Ailesinin sahip olduğu ATAÇ HOLDİNG'in borsada Sezgin Baran Korkmaz tarafından batırılması arasında bir ilişki var mıdır? İncelenmelidir.
@öne çıkar

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.