Bülent BAŞARAN
Faşizme karşı olmak ile kontrollü bir faşizme razı gelmek, hatta bunun gerçekleşmesi umuduyla destek olmak aynı şeyler değildir.
Faşizme karşı olmak ile kontrollü bir faşizme razı gelmek, hatta bunun gerçekleşmesi umuduyla destek olmak aynı şeyler değildir.
Riyakarca -içeriksiz- bir laiklik savunusu, saldırgan bir milliyetçilik, piyasacı ve uluslararası tekellerle elele bir ekonomi politik ile bezenmiş bir politik çizgide durmayı; en azından lütfen "inceltilmiş - ehveni şer bir faşizm" bari olsun adına kendim için doğru bulmuyorum.
Ben bir sosyalistim. Yaşanan sistem içi ve kapitalizmin kirini pasağını öyle yada böyle üstünde taşıyan tartışmaların tarafı değilim. İnsani, vicdani ve ahlaki yönü dışında, politik tarafıyla ilgilenmiyorum.
Bu tartışmanın -kutup değiştiren- dünyanın yaşadığı doğum sancısının Türkiye'deki yansıması olarak görüyorum.
Yaklaşık 15 yıldır, el ele kol kola, birbirlerini taşıyarak, kutsayarak ve hatalarının üstünü örterek beraber siyaset yapanların, birbirinin ayakkabı numarasına kadar bilenlerin, bayram sürecince birbirlerine bel altı vurarak, olmaz hakaret savurarak, bir anlamda 2023 öncesindeki kendi yüzlerine tükürerek siyaset yapmalarının ne bize ne de ülkeye bir şey katacağını düşünmüyorum.
Kişilerin özne olduğu, popülist ve nihayetinde belli kapitalist gruplarca desteklenen siyasi geleneklerin belli zaman aralıklarıyla bu tür savrulmalar yaşamasını doğal karşılıyorum. Umarım; siyaset baronlarının değil, samimi, gariban, kalben partili Anadolu insanının gönlündeki ne ise o olsun.
@öne çıkar
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.