Necdet TOPÇUOĞLU

Necdet TOPÇUOĞLU

SANCAR PAŞA NEDEN AĞLAMIŞTI

SANCAR PAŞA NEDEN AĞLAMIŞTI

Necdet Topçuoğlu

Orgeneral Semih Sancar, Türkiye'nin Kıbrıs çıkarması yaptığı dönemde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Genel Kurmay Başkanıydı. Çok değerli bir komutan olduğu söylenmektedir. Semih Sancar Paşa'nın Özel Kalem Müdürü Kurmay Albay Orhan Kilercioğlu idi. Kilercioğlu TSK'dan Tuğgeneral olarak emekli olduktan sonra, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde çeşitli görevlerde bulunmuştu. Daha sonra Demirel'in davetiyle, Doğruyol Partisinden siyasete girmiş, Ankara'dan kontenjan Milletvekili olarak TBMM'ye seçilmişti. 49. Süleyman Demirel Koalisyon Hükümetinde, yolsuzluk ve usülsüzlüklerden sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapmıştı.

Ben o dönemde Tarım ve Köyişleri Bakanlığında çalışıyordum. Kilercioğlu'nun isteği üzerine koordinatör olarak 3056 Sayılı Kanun çerçevesinde Devlet Bakanlığında görevlendirilmiştim. Bakan daha önce Sancar Paşa'nın Özel Kalem Müdürlüğünü yaptığı için, bu görevin inceliklerini çok iyi biliyordu. Bu nedenle kendisine Özel Kalem Müdürü beğendiremiyorduk. Bir ara konuşurken, uygun bir Özel Kalem Müdütü buluncaya kadar bu görevi benim yürütmemi istemişti. Derin bir dostluğumuz olduğu için, hayır deme şansım yoktu. Birlikte çalışmaya başladık, günler haftalar geçiyor, işler düzenli yürüyordu.

Ben bir yandan Özel Kalem Müdürlüğü yaparken, ayni zamanda koordinatörlük hizmetlerini de yürütüyordum. Bakan geçmişinde Kurmaylık eğitimi aldığı için, liyakata dayalı sıfırdan bir Bakanlık kuruyordu. Konusunda en iyi uzmanları almakta hiç sıkıntımız yoktu. İyice inceleyip, karar verdikten sonra hemen görevlendirme onayını yazıp, Başbakanlık Müsteşarı Necdet Seçkinöze imzaya götürüp onaylatıyordum. Devlet Bakanlığı, sivil bir kurum gibi değil, sanki Genel Kurmay Başkanlığı gibi çalışıyordu. Her konuyu, kılı kırk yararak tartışıyor, öyle karar veriyorduk. Bakan Bey bana Özel Kalem Müdürlüğünün bütün inceliklerini öğretiyordu. Gidişattan da son derece memnundu.

Bir sabah kahvesini içerken, rutinin dışında çağırmadan makamına gittim. Çok sert bir ses tonuyla Özel bir durummu var diye sordu. Ben de, efendim ne zaman uygun bir Özel Kalem Müdürü bulmayı düşünüyorsunuz diye sordum. Öyle bir düşüncem yok, hiçbir zaman bulmayı düşünmüyorum dedi. İtiraz etmek kültürümüzde yoktur. Efendim, ben bu görevi vekaleten yürütüyorum, uygun görürseniz Başbakanlıktan asalet onayını alalım dedim. Ne gerekiyorsa yap, Özel Kalem Müdürüm sensin dedi. Baş üstüne dedim ve makamdan ayrıldım. Müsteşar Necdet Seçkinöz'e bu defa kendi onayımı almaya gittim.

Bakanların ve Başbakanların gelen her yazıyı satır satır okuma imkânları yoktur. Bizim uygulamamız, her konudaki evrakı ya konunun uzmanı, ya da ben izah ederek imzalatıyordum. 49. Hükümet Koalisyon Hükümeti olduğu için, Erdal İnönü ve Başbakan Demirel'e de bazı yazıları bizzat götürüp imzalatıyordum. Erdal Bey hiçbir yazıyı okumazdı, getir evladım der, imzalardı. Başbakan Demirel ise hemen, Erdal Bey bu yazıyı gördümü diye sorardı. Zaten o görmeden götürmezdik. Demirel'in çok hızlı okuma tekniği vardı, sayfaya bir an bakması yetiyordu. Kendisiyle Ar-Ge ofisinde yakın çalıştığımız için hiçbir zorluğum olmuyordu. Köşke çıkmadan önce mahiyetinde çalışmak bu sebeple mümkün olmuştu.

Birgün Kilercoğlu'na çok sayıda mape götürdüm, tek tek izah ederek yazıları imzalatıyordum. Birden kalemi bıraktı, gözlüğünü çıkardı. İlk defa otur bakalım dedi, aslında hiç demezdi. Bak Necdet, birgün Sancar Paşa'nın odasına girdim, baktım komutan ağlıyordu. Çıkarmış gözlüğünü siliyordu. Ne ağlıyorsunuz, Komutan ağlarmı diye askeri bir üslupla sordum dedi." Orhan, beni okumak zorunda bıraktılar, onun için oluyorum" dedi. Ben bu konuyu üstüme alındım. Efendim lütfen bu yazıları bir de siz okuyun, çok mahcup oldum dedim. Hayır konunun seninle ilgisi yok, aklıma geldi, seninle paylaşmak istedim dedi. Makamlara en acı veren konular, itimat ettikleri insanların yazılarını okumak zorunda kalmalarıdır diye söylemişti.

Bakan Bey, asker kökenli olduğu için çok disiplinli ve sertti. Halbuki Bakanlık görevinden önce, baba oğul gibiydik. Farabi Sokaktaki evinde birçok konuyu birlikte çalışırdık. Çalışmak değil, sanki işiyle harp ederdi. Tavrının uygun olduğu bir gün, efendim bana neden bu kadar sert davranıyorsunuz diye sordum. Bak Necdet, Özel Kalem Müdürlüğü başka görevlere benzemez. Bakan müdürü yönetemezse, müdür Bakanı yönetir dedi. Çok haklıydı, benim onu yönetme şansım hiç olmamıştı ama, Özel Kalem Müdürlerine esir düşmüş nice makamlar biliyorum. Şimdi bütün makamlar öyle. Zaman zaman Kilercioğlu'nu arar hatırını sorarım. Bana ilk göz ağrım der. Kendisi 93 yaşında ama, beyni delikanlı. Bu vesileyle sağlıklı ömürler diliyorum.

(08, Ekim, 2026-Ordu)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.