Necdet TOPÇUOĞLU
ENERJİ VE ÇİP SAVAŞLARI
Son iki yıldır dünyada bir çip krizinin yaşandığı gözlenmektedir. Çip, elektronik cihazların en önemli bileşenlerinden biridir.
Günümüzde çipsiz neredeyse hiçbir elektronik aracın kalmadığı söylenmektedir. En küçük mutfak aletlerinde bile çip kullanılmaktadır. Dünyada çok büyük miktarlarda çipe ihtiyaç duyulduğu ifade edilmektedir. Görüştüğüm elektronik mühendisleri durumu oldukça ciddi olarak değerlendirmektedir.
Tayvan, dünyanın en büyük çip üreticisi ülkesi olarak bilinmektedir. Dünya çip ihtiyacının yaklaşık yüzde 92’sini tek başına karşılamaktadır. Yalnızca TSMC firması, küresel üretimin yaklaşık yüzde 56’sını gerçekleştirmektedir. Çip üretimi için gerekli olan en önemli kaynaklardan birinin su olduğu bilinmektedir.
Yarı iletken katmanlarının temizlenebilmesi için çok büyük miktarda suya ihtiyaç duyulmaktadır. Sadece TSMC firmasının günlük yaklaşık 156 bin ton su kullandığı ifade edilmektedir. Son yıllarda tüm dünyada etkisini artıran kuraklık, Tayvan’ı da ciddi biçimde etkilemiş ve su kıtlığı nedeniyle çip üretiminde aksaklıklar yaşanmaya başlamıştır. İsrail’in gözünü Türkiye’nin doğusundaki su kaynaklarına ve barajlara dikmiş olması, arka plandaki stratejik hesapları da düşündürmektedir. Türk milleti, doğu ve güneydoğusundan gelebilecek tehditleri dikkatle değerlendirmelidir.
Yalnızca otomotiv sektörü açısından bakıldığında; benzinli otomobillerde ortalama 1.000, hibrit otomobillerde 1.500, elektrikli otomobillerde 2.000, otonom araçlarda ise 10 binin üzerinde çip kullanıldığı belirtilmektedir. Dünyada otomotiv, beyaz eşya ve diğer elektronik ürünlerin fiyatlarındaki artışın nedenlerinden biri olarak da Tayvan’daki kuraklık gösterilmektedir.
İkinci önemli konu ise yarı iletken üretiminde kullanılan lazer teknolojileridir. Bu lazerlerin Neon ve Hekzaflorobütadien gazlarıyla çalıştığı ifade edilmektedir. İlginç olan ise dünya Neon gazı üretiminin yaklaşık yüzde 70’inin Ukrayna’da gerçekleştirilmesidir. Çip Üreticileri Birliği’nin açıklamalarına göre eldeki Neon gazı stokları sınırlıdır. Bu durum Tayvan ve Ukrayna’nın stratejik önemini daha da artırmaktadır. Her iki ülke de ciddi güvenlik tehditleriyle karşı karşıyadır.
Uzmanlar bu durumu, buğday ve ayçiçeği kıtlığından bile daha kritik görmektedir. Çünkü çip üretiminin durması halinde gübre fabrikaları, tarım makineleri, yağ üretim tesisleri ve daha birçok sanayi kuruluşu faaliyetlerini sürdüremeyebilir. Artık dünya sandığımız kadar basit bir küre değildir. Ülkeler birbirine çok güçlü bağlarla bağlıdır. Sanayileşen dünya, adeta dev bir teknoloji köyüne dönüşmüştür.
Rusya-Ukrayna savaşının uzaması hâlinde bugün öngörülemeyen gelişmeler yaşanabilir. Bu nedenle söz konusu savaş, dünyanın uzak bir köşesindeki sıradan bir çatışma olarak değerlendirilmemelidir. Bugün birçok ülke Rusya’ya ambargo uygulamaktadır. Ancak savaşın uzaması hâlinde, aynı ülkelerin ambargoları kaldırarak savaşın sona erdirilmesini istemeleri mümkündür. Çünkü Rusya’ya uygulanan ambargoların önemli bir kısmı, dolaylı olarak ambargoyu uygulayan ülkeleri de etkilemektedir.
Çağımızın savaşları artık toprak kazanma savaşları olmaktan çıkmış, yüksek teknolojiyi ele geçirme mücadelelerine dönüşmüştür. Kanaatimce enerji ve çip üretimini kontrol eden ülkeler, geleceğin teknoloji savaşlarının galibi olacaktır. Çin bu alanda emin adımlarla ilerlemektedir. Gençlerimize özellikle enerji ve çip teknolojileri alanlarına yönelmelerini tavsiye ederim.
Sürdürülebilir enerji kaynakları geliştirilemediği takdirde dünyanın ciddi bir enerji krizine sürüklenmesi kaçınılmazdır. Teknoloji savaşlarının yumuşak karnı ise Uzak Doğu’dur. ABD ile Çin arasındaki rekabetin en önemli mağdurlarından biri Tayvan’dır. Tayvan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin baskısı ve tehdidi altında bulunmaktadır. Enerji ve çip uğruna çıkabilecek yeni savaşlar, tüm insanlığı tehdit etmektedir.
Her savaş, gerek ortaya çıkışı gerekse sonuçları itibarıyla yeni dersler alınmasını zorunlu kılar. Kıbrıs Harekâtı, Türkiye’ye ASELSAN’ın kurulmasının önemini göstermiştir. Rusya-Ukrayna savaşı ise Türkiye’ye çip teknolojilerinde seferberlik yapılması gerektiğini yeniden hatırlatmıştır.
ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan gerilim ve çatışmalar ise füze ve dron teknolojilerinin savaş alanındaki belirleyici rolünü ortaya koymuştur. Savunma sanayisinde millî kaynaklara yönelmek artık bir tercih değil, zorunluluktur. Her ne kadar “savunma sanayisi” denilse de işin özü harp sanayisidir. Ülkelerin Savunma Bakanlıkları vardır ancak hiçbir ülkede “Saldırı Bakanlığı” bulunmamaktadır.
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tutumunu savunma olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu, açık bir saldırı ve işgal hareketidir. Son derece hassas bir coğrafyada bulunan Türkiye, diplomasiyi ön planda tutan, akılcı ve dengeli politikalar izlemek zorundadır.
(09 Haziran 2026 – Ordu)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.