Bülent Hakan ALTUNCU

Bülent Hakan ALTUNCU

LAİKLİK OLMADAN CANİLİK BİTMEZ

LAİKLİK OLMADAN CANİLİK BİTMEZ

Ben Maraş’taki ve Sivas’taki vahşi katliamları yapan canilerin ve onların bu caniliklerinden rahatsız olmayanların toplam nüfusumuz içindeki oranının azaldığını düşünmüyorum.

Aksine ne insan aklının ne de kapitalizmin reel gerçekliklerinin algılayamayacağı derecede zenginleşenlerin gelişimlerini korumak için resmi silahlı güçlerinin dışında Maraş ve Sivas canileri gibi paramiliter cani gruplarının genel nüfus toplamının içindeki oranlarını da o yıllarda göre bilinçli olarak artırdıklarını düşünüyorum. Yoksa bu akıl sır almaz, vicdan kabul etmez bozuk düzen bu kadar süremezdi.

Bu çok basit bir menfaati için insanları yakabilen, hamile kadınlara tecavüz edip, karınlarındaki yavrularını çıkarıp süngüleyebilen, yetmemiş öldürdükleri insanların televizyonlarını, radyolarını, halılarını yağmalayabilen kitlelerin içinde şu an aynı havayı soluyup bu vahşetleri yaşamıyorsak memleketin maddi/manevi tüm varlıklarını istedikleri gibi sömürüp kullandıkları içindir.

Bir an düşündüm ki; tanrı bir anda bunların gözlerini doyursa, “memleketin kaymağını yeterince yedik, her şeyin tadını aldık, çok günahlarda işledik, biraz da dinlenelim, duamızı, tövbemizi yapıp Allahtan af dileyelim deseler… Ve iktidarı şeriatçılara veya marksitlere veya Kemalistlere teslim etseler ne olur?

Artık taban tabana zıt gibi görünen siyasal hareketlerin kaynak kitapları ve teorileri apayrı olsa da siyasal örgütlenme şekilleri, demokrasi anlayışları, parayla ve güçle olan ilişkileri, halka bakış açıları, sevgi-saygı kültürleri, pratik uygulamaları yıllardır mevcut olan burjuva demokrasisi ile o kadar aynılaştı ki bu hak onlara verilse her biri bir yıl içinde siyasal teorilerini, davalarını unutur ve devleti devraldıkları faşist haline geri döndürürler diye düşünüyorum. Çünkü hak, hukuk kavramını artık sadece kelime olarak biliyoruz. İçleri dolduracak cümlelerimiz tükendi. Hepimiz kapitalizmin bizlere dayattığı tek geçer akçe olan paranın sahibi olmayı, bunun üzerinden güç sahibi olmayı, bunun üzerinden sevgi, beğeni ve saygı kazanmayı tek çıkar yol olarak belletti.

Örneğin yeni gelecek siyasi yapılanmalardan biri sadece şunu dese: Hiç kimse başka bir kişinin hakkını gasp edemez. Örneğin hastanede veya başka bir yerde kuyruktasınız ve birisi geldi kuyruğa girmeden işini halletti. Kuyruktaki vatandaşlar bu kişiyle hiç tartışmaya girmeden bunu görsel kayıtlarıyla belgelediği anda veya kayıtları dahi olmasa bir şahitle beraber savcılığa başvurdukları o anda çok hızlı bir şekilde o kişi direk tutuklanıp, kul hakkı yemekle suçlanıp en ağır cezaya çarptırılacak. Der mi? Demez, diyemez çünkü hepsi aynı şekilde bir siyasal yapılanmada şekillenmiş ve çıkar çevrelerine öncelik tanınmasını isteyecektir. Ne valisi ne il başkanı ne milletvekili ne cumhurbaşkanı hiç birinin bir kişinin işini halletmek için başkalarının önüne geçmesine müsamaha etmeyeceği bir düzen olabilir mi? Eğer bu siyasi anlayışlarla olmaz diyorsanız bu tüm siyasal teorilerin, kutsal davaların pratiği olmadıkça teorilerinin hiç anlam ifade etmeyeceğinin bugün ki sistemi hepsinin kabul ettiğinin kanıtıdır. Dediğim gibi bir yıl içinde devleti eleştirdikleri eski haline geri getirirler. Oysa sadece bunu deseler ne kadar adil ve insani bir düzen kuracaklarını belgelerler ama nerdee...

Bu çok acı ve umut kırıcı bir durumdur. Bu yüzden “izm”lerin ve kutsal metinlerin hiçbir anlamı yoktur. İnsanlığın dünyada insan olarak yaşayabilmesinin tek koşulu insanları dinine, ırkına, cinsiyetine göre ayırmayan LAİKLİK anlayışıdır.

Biz devletimizi hep laik bir devlet olarak düşündük. Eğer gerçekten laik bir devlet olsaydı, Madımak vahşetinden bir gün sonra hiç tereddüt etmeden o oteli “utanç müzesi” yapacağız derdi. Daha da ileri gidiyorum Maraş katliamı sonrası Maraş’ın önündeki “Kahraman” sözcüğünü bile kaldırırdı.

Ne yazık ki üzerinden 34 yıl geçmesine rağmen Madımak’ın yerini tüm taleplere, eylemlere rağmen “Utanç müzesi” yapmayı göze alamadılar.

Çünkü ABD maşalarının ve yerli işbirlikçilerinin emperyal çıkarlarının tehlikeye düştüğünü gördükleri anda son umutları hep bu insanlık düşmanı olarak yetiştirdikleri cani milyonlar oldu. Ve sayıları maalesef bu olayların yaşandığı yıllara oranla bugün daha da arttırıldı; dini imanı para, pul, mal, mülk, şatafat ve gösteriş olan emperyaliz işbirlikçileri tarafından.

Çok iyi biliyorlar ki bugün bol kemik vererek follarında besledikleri köpekleri kemik bulamadıkları anda daha önce yaptıkları katliamların çok daha acımasız şekillerini kendileri için yaparlar. Laik kesim ise bu korku yüzünden verdiğim kuyruk örneğindeki gibi tek bir kulun başka kulun hakkını yemesine müsamaha etmeyecek bir örgütlenme şeklini oluşturamıyor, yıllar zarfında bunlarla aynılaşmış adamının işi görmek ve kepçeyi ele almak mantığı üzerinden kurgulanmış burjuva tiyatrosu partilerinden medet umuyorlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.