Valilikten Onur şahin'le roportaj

Valilikten Onur şahin'le roportaj

İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Vedat ÖZ, Ulusal Fındık Konseyi Başkan Vekili Onur ŞAHİN İle Röportaj Yaptı...

İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Vedat ÖZ, Ulusal Fındık Konseyi Başkan Vekili Onur ŞAHİN İle Röportaj Yaptı


Sayın Onur ŞAHİN sizleri tanıyabilir miyiz?


2003 yılı ile 2007 tarihleri arasında Ordu Ziraat Odası Başkanlığı ve Ordu İli Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanlığı görevini yürüttüm. Bu çalışmalarımız esnasında da hedefimiz öncelikli olarak Türkiye"de en büyük fındık üreten il olması münasebetiyle de fındık da kalıcı çözümleri ortaya koymak ve çözüm önerileriyle ilgili çalışmalar yapmaktı.

Bizim başkanlık dönemimizde bu konulara ağırlık verdik. Bundan sonra fındıkta bir sıkıntı vardı. Yani herkes kendi penceresinden baktığı bir unsurdu. İhracatçısı, üreticisi, ticaret grubu ve devlet diye tabir ettiğimiz dörtlü bir taraf vardı. Fakat hiçbir şekilde bu ürünle ilgili bir ortak noktaya gelinememişti. Bunu ortadan kaldırmak içinde 5488 sayılı Tarım Kanunu ana ürünlerle ilgili ürün konseyi kurulması öngördü.

Bu ürün konseylerindeki amaç o ürünle ilgili tüm paydaşların tüm tarafların bir araya gelerek bir kurul oluşturması ve o ürünle ilgili iktidarların, hükümetlerin alacak olduğu tarım politikalarına yönlendirici yol haritalarını çizmesiydi. Bu kapsamda da 5 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazete"de yayınlanan “Ulusal Fındık Konseyi Kuruluş Ve Çalışması Hakkındaki Yönetmelikle beraber de Ulusal Fındık Konseyi Kuruluş Çalışmalarına başlanıldı. Ben de üretici temsilcisi olarak şu an Ulusal Fındık Konseyinin başkan vekilliği görevini yürütmekteyim.

Ulusal Fındık Konseyi hakkında kısa bilgi verir misiniz?

Konseyimizdeki amaç başlangıçta da ifade ettiğimiz gibi buradaki hedef tamamıyla bu tüm tarafların olmuş olduğu kesimler bu konseyin içerisinde. Nedir bu İhracatçı Birlikleri, Fındığın Borsaları, Ticaret Odaları, Ziraat Odaları, Fiskobirlik gibi Tarım Satış Kooperatifleri ve bunların sanayileri ile ilgili tamamen tüm paydaşlar konseyin içerisinde.

Konseyin yönetim kurulunu da 9 kişiden oluşan bu yönetim kurulunda her kesimi temsilen insanlar var. Şimdi buradaki unsur konseyin kapsamı da bu. Konsey bu konu ile ilgili birinci yılını bitirdi. Ocak ayı itibariyle de konsey ilk genel kurulunu yaparak kaldığı yeden devam ediyor. Burada önemli olan unsurda şu; artık tek kanaldan bakıyoruz unsura.

Bu tür ticaret gurubu, ihracat grubu, sanayi gurubu bir araya gelerek belki her grup kendi isteğini tam olarak alamıyor ama bir ortak paydada bileşilmesi gerekiyor. Ve zaten şuana kadar fındıkta kalıcı bir sorunun yani kalıcı bir çözümün meydana gelmemesinin sebebi tarafların hep kendi talepleri doğrultusunda kesin ısrarcı kesin haklarla durması.

Ama bundan sonra bir realite var fındıktaki problem herkes kendi penceresinden bakışıyla çözülmüyor. Çünkü elimizde 600 bin tona yakın bir stok var şuanda. O yüzden konsey çalışmalarına devam ediyor. Konseyinde bir unsuru var konseyin kararı direk Tarım Bakanlığı tarafından dikkate alınarak fındıkla ilgili yapılacak olan gerek destekleme gerek alım politikaları bu kararlar doğrultusunda.

Çünkü hükümet şunu istiyor. Bu konu ile ilgili karar aldığında taraflar ve kesimler tarafından suçlanmak istemiyor. Ve burada diyor ki hayır bu sadece benim kararım değil sizinde temsilcilerinizin bulunmuş olduğu ben konseyi dikkate alıyorum. Bu yüzden konsey önemli. Konseyi önemsiyoruz ama şuanda tüm çözümleri konseyden bekleme şansımız yok. Daha bir yıl olmuştur resmi olarak. Ama zaman içerisinde en azından adım atılacaktır.

Ulusal Fındık Konseyince, 31 Ocak 2009–24 Şubat 2009 tarihleri arasında fındık üretilen illeri kapsayan maliyet, rekolte ve anket çalışması başlatıldığı bilinmektedir. Bu çalışmayla neyi amaçlıyorsunuz?

Bu bizim konseyin bir araştırma ve danışma kurulu diye tabir edilen bir kurul var yan bir kurul. Bu kurul tamamen üniversitelerden kurul ile ilgili sektör bazında tamamen uzmanlaşmış olan kurumların bir araya geldiği bir kurul.

 Bu kurul konseyin çeşitli konularda fındıkla ilgili çeşitli konularda akademik ve bilimsel çerçeveler ölçüsünde araştırmalar yapmasını sağlayan kuruldur. Şuan fındıkla ilgili en fazla şu tartışıldı. Maliyet ve rekolte yani fındıktaki iki ana unsurdur. Maliyet bir yerde piyasada oluşabilecek fiyatı yada destekleme alımında devletin ve hükümetlerin fındığa verecek olduğu fiyatı baz alması açısından önemli bir unsur.

 Rekoltede miktarın arz ve talep arasındaki dengenin yada arz fazlasının oluşup oluşamayacağına dair bir öngörü vermesi içinde önemli bir argümandır. Yani fındığın politikası fındığın yol haritası yada fındığa ayrılacak olan kaynak tamamen maliyet ve rekolte tespitlerine göre yapılır.

Çok önemli iki unsur. Bu iki unsur geçmiş dönemlerde kurumların bireysel çalışmalarıyla yapıldığı için. Nedir örnek; ihracatçı birlikleri bir rekolte yapıyor Ziraat Odaları bir rekolte yaptı. Rekoltelerde farklılık var. Şuana kadar maliyetle ilgili bir yapı vardı. Tarım ekonomisi ile ilgili Ziraat Fakültelerinin tarımsal maliyetleri gibi bir şablon vardı. Bu şablon dikkate alınarak da bir maliyet çıkartılıyordu.

Ama bu maliyet her zaman eleştiriliyordu. Yani bu maliyetin gerçekle örtüşüp örtüşmemesi noktasında bir tartışma konusu oluyordu. İşte konsey bu tartışmaları ortadan kaldırmak için zaten araştırma ve danışma kurulunun başkanı aynı zamanda bizim Ziraat Fakültemizin değerli öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Turan KARADENİZ. Bu hocamızın başkanlığında bir ekip oluşturuldu. Bu ekipten kasıt şu yapılıyor. Bu ilk kez yani düşünün ki fındık Türkiye"nin en önemli tarım ihraç ürünü.

Dünyada yüzde yetmiş üretiyorsunuz. İhracatın yüzde seksenini yapıyorsunuz ama şuana kadar siz Cumhuriyet tarihinde bu kadar kapsamlı bir araştırma yapmamışsınız. Buda bizim eksikliğimiz yani ülke olarak eksikliğimiz. Konsey olarak da biz bu eksikliği gidermek babında 31 Ocakta Artvin"den başlamak şartıyla şuandaki Batı Karadeniz de en son Orta Karadeniz de devam edecek Ordu biliyorsunuz.

Tamamen hep rekoltede iki ayak vardır. Bir karanfil sayımı doğum diye tabir ettiğimiz karanfile bakılır. Karanfilin ürüne dönme olasılığı yüzde kırklarda ellilerdedir yani tam vermez ama bir öngörü verir bize. Ondan sonrada temmuz ayında Çotanak sayımı yapılır. Yani çotanak sayımı gerçekleşme olasılığı yüzde seksenlerdedir daha bir yakındır.

Burada karanfil sayımı hem yapılıyor ama daha güzeli bu komisyonda ihracatçılarında temsilcileri var. Yani buradan çıkan tespit artık tartışılamayacak. Anket çok önemli bir unsur. Maliyet anketi yapıyoruz. Yaklaşık kırk-elli yerine göre de sorular eklenebiliyor. Bu anketlerde üreticinin gerçekteki maliyetini bakıyoruz. Yani biz iyi bir fındığın üretilmesinde belli dönemlerde ilaçlamalar var, gübreleme var bu masrafları biz hepsi yapıyormuş gibi koyuyoruz maliyetlere. Şimdi sahada üreticiye soruyoruz. Senin maliyetin gerçekte nedir?

Mesela biz şunu gördük. Artvin bölgesinde gübrenin çok fazla kullanılmadığını tespiti çıktı. Mesela maliyetin mali kalemi azaldı. Birde baktık ki maliyetlere konulmayan toplayıcıların yani fındık toplayıcılarının harmana yani fındık bahçesine götürüp getirilmeleri gibi nakliye maliyetinin olduğu geldi mesela. Bu şuana kadar hiçbir maliyet kalemine konulmuyordu. Biz sadece günlük kaç lira kaç gün toplandı. Ama bize birçok yerlerde artık ameleler sağdan soldan geliyor.

Evinden alıyoruz götürüp getiriyoruz. Siz bu maliyeti niye koymadınız diye. Hem var diye saydığımız maliyetlerin bazı yerde yapılmadığını maliyet hesaplamalarında olmayan bazı maliyetlerinde üretici tarafından yapıldığını gördük. Yani sonuç olarak bu gerçekçi maliyet diye tabir ettiğimiz maliyet unsuruna doğru gidiyoruz. Fındıktan geçinen 8 milyon yok bir dava. Çünkü Karadeniz"in nüfusu 8 milyon değil kaldı ki Karadeniz"in her tarafında fındık unsuru yok.

 Samsun"da dört ilçe örnek veriyorum. Şimdi biz bunları da yaparak fındık gelirinin gerçekte üreticinin payını da çıkarıyoruz. Yani üreticiye soruyoruz. Senin gerçekten bunun dışında bir gelirin var mı? diye işte emekli gelirin var mı? ne yapmış oluyoruz biz fındıkla ilgili şuana ki en kapsamlı araştırmayı ortaya koymuş oluyoruz.

Bilindiği kadarıyla fındıkta ilk kez tek merkezden maliyet, rekolte ve anket çalışması yapılacak. Bu çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

Bu çalışmayı zaten akademik bir çevre yapıyor. Ziraat Fakültesi Bahçe Bilimleri bölümündeki bir hoca yani tamamen teknik. Onu ben yapmıyorum oda başkanları yapmıyor. İhracatçının kendisi de yapmıyor ama oraya koyduğu ziraattaki bir uzman insan yapıyor.

Ve daha da önemlisi fındıkta uzaktan algılama yöntemiyle Türkiye"nin fındık dikim sahaları belirlenmiştir. En büyük tartışma konusu alandı. Yani rekolteyi bulurken bahçede dönümde ne kadar verim aldığını herkes hemen hemen kendi çıkartıyordu. İhracatçının da uzmanı diyordu ki bu bahçede bir dönümde 100 kilo alırsınız. Ziraat odasının uzmanı da 100 kilo alırsınız. Ama Türkiye rekoltesi çıkartılırken bir konuda anlaşılamıyordu. Biz diyordu ki Tarım Bakanlığı 630 bin hektar diyordu.

630 bin hektarla çarpıyorduk 650 bin ton rekolte oluyordu diye öngörü yapıyorduk. İhracatçı birlikleri hayır Türkiye"de 750 bin hektar var diyordu. Onlarda 750 bin ton diyordu. Şimdi uzaktan algılama yöntemiyle Türkiye"nin dikim sahalarının 700 bin hektar olduğu tespit edildi. Şimdi fındıkta artık böyle hata payları azaldı Niçin?1- Alan artık tartışılmıyor.

İhracatçı birlikleri de aynı alanı baz olarak hesap yapacak, Türkiye Ziraat Odalar Birliği de ve Ulusal Fındık Konseyi de aynısını yapacak. Şimdi maliyetle de ilgili bu maliyet kalemleri çıkınca ve bölgesel maliyetleri bulacağız. Biz maliyet alırken Türkiye ortalaması alıyorduk ama göreceğiz ki bakınız şimdiden söyleyebilirim.

Ordu"nun orta kolt yüksek kolt diye tabir ettiğimiz alandaki bir üreticinin maliyeti ile daha taban arazi sahile yakın daha verimli arazilerdeki maliyetin arasında uçurumların olduğunu göreceksiniz. Şimdi siz biz bunu yapıyoruz ki bir yerde bundan sonra fındıktaki desteklemeye de bir öngörü olsun. Yani siz maliyeti örnek veriyorum.

Bir liraya mal eden üretici ile üç liraya mal eden üreticiye aynı desteği sunamazsınız. TMO olarak alırken onunda fındığının kilosunu 3 liradan onunkini de üç liradan alamazsınız. Çünkü TMO"nun da alımı bir desteklemedir. Niçin, piyasada 3 TL iken eğer sen tonuna 5 veriyorsan bunun anlamı nedir. Devlet olarak da TMO kanalıyla üreticiyi ton başına iki milyon destekliyorum demektir.

 Bu destekleme yanlış şuan. Dediğim gibi başka hiçbir geliri olmayan maliyeti yüksek olan bir üretici ile yan gelirleri olan maliyeti çok düşük olan üreticiyi siz aynı kefede değerlendiriyorsunuz. Tabii ki bu çalışmalarında da bu sonuçlar çıkacak. Bölgesel destekler diye tabir ettiğimiz unsurun bir yerde gerekçeleri de bu araştırmada ortaya çıkacak. Çünkü bu araştırma bakacak ki belirli bölgelerdeki maliyetlerin birebir üreticinin kendi ağzından kendi kalemleriyle ortaya konulduğu belirli bölgelerde maliyetlerin çok düşük olduğunu bunun yanında da yan gelirlerde de o üreticinin desteklendiğini gördüğünde devletin fındıkta destekleme daha gerçekçi yapıya doğru gidildiğini göreceğiz.

Yapılacak maliyet, rekolte ve anket çalışması fındık üreticisine ne gibi bir fayda sağlayacak?

Öncelikli olarak şunu söylemek gerekir. Devlet fındıkta var mıdır yok mudur tartışma budur. En büyük tartışma budur zaten. TMO Genel Müdür Vekilinin kamuoyuna da yansıyan görüşlerine de baktığımızda biz bu coğrafya da uzun süre varız.

Çünkü 15 yıllık kiralama sözleşmeleriyle yapılan bir lisanslı depolar var. Yaklaşık 135-150 bin tonlarda ve daha da artırılacak. Yani haliyle 600 bin küsur tonluk şuan Türkiye"nin TMO kanalıyla Türkiye"nin elinde bir fındık stoğu var.

Elinizde bu stok varken bu stok tam manasıyla piyasalardaki dengeleri bozmadan, eritmeden zaten piyasadan çekilemezsiniz. 630 bin tonluk rekolte son beş yıl içerisindeki Türkiye"nin bazı dönemlerinin yıllık rekoltesinden fazla. 2003-2004-2005 yılları rekoltesinden fazla bir ürün vardır Türkiye"nin elinde. Haliyle 2009 biz bunu da Ordu Valiliğinin çalışmalarını kutlamak istiyorum.

Ulusal Fındık Konseyi adına çünkü gerçekten fındık adına fındık coğrafyasında evet belki fındığın üretilmiş olduğu vilayetlerin bu konuyla ilgili çalışmaları olabilir ama Sayın Valimizin bu konudaki çalışmalarını biz yakinen izliyoruz. Ve kamuoyunda da zaten bunun akislerini dinliyoruz. Yani bir fındık raporunu açıklamış olması ve o fındık raporunda bölgenin gerçekleriyle örtüşen tespitlerin yapılmış olması çok önemlidir. Tabii ki her zaman onu söylüyorum.

Fındık aslında çok tehlikeli bir üründür. Bürokratlar içinde, siyasiler içinde tehlikeli bir ürün. Çünkü fındığın üstüne basıp da kayıyorsunuz gerektiğinde. Siyasilerin zaman zaman fındıkla ilgili talepleri net bir şekilde dillendirmede bile çekimser davranabildiği ortam var. Bir ilin valisinin ki Karadeniz Coğrafyasından olmayan insan nihayetinde.

Bu ürüne bu derecede sahiplenmesi inşallah diğer illere örnek olur diliyorum. Ama 2009 yılının yol haritası mayıs ayına kadar belirlenecektir. Bunun altını bir çizmek istiyorum çünkü Ulusal Fındık Konseyi olarak da bizim çalışmamız bu yönde son üç yıla bakarsak bir açmaz içerisinde kalıyoruz. Neredeyse fındık bahçesine üretici girecek hala fındıkla ilgili net bir karar yok.

Bu yanlıştır yani üretici fındıkta ne olacağına bahçeye girmeden bilmek zorunda. İhracatçı sezon girmeden almaya kırmaya başlamadan fındıkla ilgili devletin unsurunu hareketini bilmek zorunda. İthalatçıda görmek zorunda. Çünkü TMO bir alım stratejisi belirliyor alımı belli ama satımları belli değil. Yani bu dönem fındıkta geçmiş üç yılında hata demeyeyim eksiklikleri de dikkate alınarak bu dördüncü yılda çünkü 20006 yılından başlarsak bugün dördüncü yıla gireceğiz TMO kanalıyla.

 Mayıs ayına kadar fındıktaki 2009"un yol haritasını çizileceğini biz bekliyoruz. Ve bu konulardan da çalışmalardan bizim Sayın Valimiz Ali KABAN Beyin de sessiz sedasız ve etkili görüşmeler yaptığının da farkındayız.


Bu çalışmalarda nasıl bir sonuç çıkmasını bekliyorsunuz?

Tabii yani şimdi bakın bu çalışmalar öncelikli olarak mesela şunu söyleyebilirim. Bana da gelen en son sonuçlar batı bölgesi diye tabir ettiğimiz batı Karadeniz bölgesindeki karanfil oluşumu geçen senenin yüzde ellisi yani yarı yarıya düşme var bakınız.

Ve kuraklıkla kaynaklanan şuan endişeler uç kurumaları var. Böylede bir tespit var. Buradaki unsur belki bu sene farklı bir yapıda yapılabilecektir. Yani bizim bölgesel destekleme diye tabir ettiğimiz unsurlara geçişte sağlanabilir. Hatta geçen sene bölgesel destek unsuruna geçiliyor. Bütün hazırlıklar bunun üzerineydi.

 Fakat alanların tespitinde ve bölgesel desteği alanlara yayma noktasında bir ortak yol bulunamadığı için mecburen apar topar bu alım sistemine karar verildi. Hatta bu sene TMO"nun piyasaya geç girmesinin de altında bu yatıyor. Bu da bölgesel destekle ilgili direk alım değil. Destekleme unsuru varken otomatik olarak bu gerçekleşmeyince buna girildi. Yani ben şunu söylemek istiyorum il olarak bu Ordu ölçeğinde nasıl ki Türkiye Dünya ölçeğinde bir ağırlıksa Ordu"da Türkiye ölçeğinde fındıkta bir ağırlıktır.

Yani 265 bin üretici var ÇKS" ye kayıtlı fındık üretimi yapan. Bunun 90 bine yakını Ordu"dadır. Artı bizim alanlarımız 700 bin hektardır. 210 bin hektara yakın kısmı Ordu"dadır. Haliyle Ordu ilinde maalesef fındığın realitesi daha gerçekçi ve bu bölgenin de bir unsuru var. 750 m. rakım diye tabir ettiğimiz yüksek alan 750 m. rakımın üzerindeki bizim Ordu ilindeki alanı %38. Yani yüksek ölçekli diye tabir ettiğimiz burada %38 konumuzla direk ilgili olmasa da şunu da söylemek gerekir.

 Bu sene en büyük endişemiz araştırma kurulunun güzel bir tespiti de bu sene don endişesi yaşıyoruz. Bakın şuan şubatın ortasındayız sanki mayıs ayında gibiyiz. Yani bu haliyle ani soğuma tabiriyle yanmalara yani yanma diye tarif ettiğimiz 2004 de çok ağır bir şekilde yaşadık. Bu bölgede mutlak suretle don sigortaları yapılması gerekir.

Buda bir devletin desteğidir. Çünkü bu don sigortasının poliçe bedelinin %5 ini devlet ödemektedir. Eğer bunu yaptırmadığı takdirde dona uğrayan zarar gören üreticimiz hiçbir şekilde 2090 Sayılı Doğal Afetten Zarar Gören üreticilere yapılacak kanunda hiçbir şekilde yararlanamıyor. O yüzden üreticimize ben buradan da diyorum mutlak suretle don sigortasını bu dönem yaptırsın.

Bu çalışmalar ne zaman sonuçlanacak?

Zaten çalışmalarımız ham şekliyle şubatın 24 üne doğru bitecek muhtemelen Mart ayının başına doğru toparlayarak ve Mart ayının başında Turan KARADENİZ hocamızın kamuoyuna bir sunum şeklinde bu hem anketteki genel değerlendirmeler ve anketteki bölgesel ve iller bazında yapılan çalışmaları içeren çok detaylı bir açıklama hem Ordu hem Ordu Valimize hem de kamuoyuna bu konuyu duyuracağız.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.