DEVA PARTİSİ ORDU İL BAŞKANI AYHAN ANGIN: FINDIKTA FİYAT TARTIŞMASI DEĞİL, GELECEK POLİTİKASI GEREKİYOR

DEVA PARTİSİ ORDU İL BAŞKANI AYHAN ANGIN: FINDIKTA FİYAT TARTIŞMASI DEĞİL, GELECEK POLİTİKASI GEREKİYOR

İklim değişikliği, don, kuraklık, kahverengi kokarca ve randıman kayıplarının da üretim riskini büyüttüğüne işaret eden Angın, Ordu gibi eğimli arazilerde üretim yapan çiftçinin maliyetinin düz arazide üretim yapan çiftçiden farklı olduğuna dikkat çekti.

DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın, fındıkta yaşanan sorunların yalnızca kilogram fiyatıyla sınırlı olmadığını belirterek üretim maliyetlerini, destekleri, kooperatifçiliği, sanayiyi ve ihracatı kapsayan uzun vadeli bir politika gerektiğini vurguladı. Angın, üreticinin geleceğini güvence altına alacak 10–20 yıllık bir “Karadeniz Fındık Strateji Belgesi” hazırlanması çağrısında bulundu.

DEVA PARTİSİ ORDU İL BAŞKANI AYHAN ANGIN: FINDIKTA FİYAT TARTIŞMASI DEĞİL, GELECEK POLİTİKASI GEREKİYOR

DEVA Partisi Ordu İl Başkanı Ayhan Angın, 2026 fındık sezonunda yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, Ordu’nun fındık sorununun yalnızca ürünün bugün kaç liradan alındığı olmadığını ifade etti. Angın, asıl meselenin üreticinin yıllar sonra da üretmeye devam edebilmesini sağlayacak kalıcı bir sistemin kurulması olduğunu belirtti.

TMO’nun açıkladığı fiyat ile serbest piyasa arasındaki büyük farkın, üretim maliyetlerinin, ödeme ve alım koşullarının, FİSKOBİRLİK’in piyasadaki konumunun, ihracatçıların gücünün ve devletin piyasaya müdahalesinin sınırlarının yeniden gündeme geldiğine dikkat çeken Angın, ziraat odalarından siyasi partilere, ticaret kuruluşlarından üretici temsilcilerine kadar çok sayıda kesimin açıklama yaptığını hatırlattı.

Angın, bütün bu açıklamaların ardından yanıtlanması gereken temel sorunun, üreticinin karşılaştığı sonucun değişip değişmediği olduğunu vurguladı.

2026 sezonuna ilişkin değerlendirmesinde, TMO’nun Levant kalite için kilogram başına 250 TL, Giresun kalite için 255 TL fiyat açıklamasına rağmen serbest piyasada 170–180 TL bandında fiyatlar oluştuğunu belirten Angın, üreticinin devlet tarafından açıklanan fiyatı neden fiilen elde edemediğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti.

deva.jpeg

SORUN YALNIZCA FINDIĞIN KİLOGRAM FİYATI DEĞİL

Fındık üreticisinin yaşadığı sorunların yalnızca kilogram fiyatına indirgenemeyeceğini belirten Angın; gübre, ilaç, işçilik, patoz, bahçe bakımı ve taşıma giderlerinin üretim maliyetlerini artırdığını ifade etti.

İklim değişikliği, don, kuraklık, kahverengi kokarca ve randıman kayıplarının da üretim riskini büyüttüğüne işaret eden Angın, Ordu gibi eğimli arazilerde üretim yapan çiftçinin maliyetinin düz arazide üretim yapan çiftçiden farklı olduğuna dikkat çekti.

Angın’a göre fındık politikasının yalnızca o yıl açıklanacak fiyatı belirlemesi yeterli değil. Kalıcı bir politika için şu soruların da yanıtlanması gerekiyor:

  • Üretim maliyeti nasıl düşürülecek?
  • Üretici, fiyat oluşumunda nasıl daha güçlü hâle getirilecek?
  • TMO, gerçekten piyasa düzenleyici bir kurum olarak nasıl çalışacak?
  • FİSKOBİRLİK yeniden güçlü bir üretici örgütüne nasıl dönüştürülecek?
  • Fındıkta katma değer Türkiye’de nasıl tutulacak?
  • Üreticinin beş, on ve yirmi yıl sonra da üretimde kalması nasıl sağlanacak?

Angın, kalıcı politikanın bu sorulara verilecek somut yanıtlarla başlayacağını vurguladı.

TMO VAR; PİYASA NEDEN ÜRETİCİNİN ALEYHİNE OLUŞUYOR?

Angın, değerlendirmesinde TMO’nun 17 Eylül 2026 tarihli açıklamasındaki verilere de yer verdi. Buna göre fındık alım noktalarının 17’den 55’e çıkarıldığını, yaklaşık 100 bin üreticinin 205 bin ton ürün için randevu oluşturduğunu ve günlük 4 bin tonun üzerinde fiilî alım yapıldığını aktardı.

İlçe verim ortalamalarının yüzde 30 artırılması ve dekar başına 100 kilogramın altında kalan miktarların 100 kilograma tamamlanması gibi düzenlemeleri de hatırlatan Angın, bu adımların üreticinin TMO’ya erişimini kolaylaştırmaya yönelik uygulamalar olarak değerlendirilebileceğini belirtti.

Ancak devletin açıkladığı fiyat ile üreticinin piyasada karşılaştığı fiyat arasındaki büyük farkın temel sorun olmaya devam ettiğini ifade etti.

Bu sorunun yanıtının yalnızca tüccarı, ihracatçıyı, borsayı veya tek bir şirketi işaret ederek bulunamayacağını vurgulayan Angın, Ordu Ticaret ve Sanayi Odası ile Ordu Ticaret Borsasının değerlendirmelerine de değindi.

Angın, iki kuruluşun sorunun yalnızca ticaret yapan firmalara yüklenmemesi; üretim, pazarlama, ihracat, küresel fiyatlar ve yapısal sorunların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunduğunu hatırlattı.

Fındık politikasının tek bir aktöre odaklanan soruşturma yaklaşımından, bütün zinciri izleyen bir piyasa politikasına dönüşmesi gerektiğini dile getirdi.

FİSKOBİRLİK’İN ROLÜ YENİDEN TANIMLANMALI

FİSKOBİRLİK’in konumuna ilişkin tartışmaları da değerlendiren Angın, bir tarafta kuruluşun üretici örgütü kimliğinin güçlendirilmesinin savunulduğunu, diğer tarafta serbest piyasada faaliyet gösteren bir aktöre dönüştüğü yönünde eleştiriler bulunduğunu belirtti.

Angın, siyasi tartışmaların ötesinde yanıtlanması gereken kurumsal sorunun, üreticinin örgütlü pazarlık gücünün nerede olduğu olduğunu ifade etti.

Ürününü tek başına satan üreticinin karşısında ekonomik olarak çok daha güçlü bir alıcı bulunabileceğine dikkat çeken Angın, kooperatifleşme ve üretici örgütlenmesinin güçlenmesinin çiftçinin pazarlık kapasitesini artıracağını kaydetti.

Bu nedenle FİSKOBİRLİK’in geleceğinin yalnızca kaç liradan alım yaptığı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Angın; üretici ortaklığı, finansal yapı, depolama kapasitesi, lisanslı depoculuk, işleme tesisleri, markalaşma, ihracat ve katma değerli ürün üretimi başlıklarının birlikte ele alınmasını istedi.

SİYASETİN FINDIK SINAVI: AÇIKLAMA MI, TAKVİM Mİ?

Angın, farklı siyasi aktörlerin açıklamalarında üreticinin mağdur olduğu konusunda geniş bir söylem birliği bulunduğuna dikkat çekti.

Ancak çözüm önerilerinin çoğunlukla “Fiyat artırılsın”, “Denetim yapılsın”, “Yaptırım uygulansın”, “TMO fiyatı korusun” ve “Üretici desteklensin” çağrıları çerçevesinde kaldığını belirtti.

Bunların her birinin birer politika aracı olduğunu, ancak tek başına kapsamlı bir fındık politikası oluşturmadığını ifade eden Angın, gerçek bir politikanın hedef, sorumlu kurum, finansman, takvim, ölçülebilir sonuç ve denetim mekanizması gerektirdiğini vurguladı.

Angın, üreticinin destekleneceğini söylemekle yetinilmemesi gerektiğini belirterek hangi desteğin, kime, ne kadar, hangi tarihte, hangi bütçeden ve hangi kriterlerle verileceğinin açıkça ortaya konulmasını istedi.

DEVA’NIN TARIM YAKLAŞIMI FINDIKTA SOMUTLAŞTIRILMALI

DEVA Partisinin daha önce açıkladığı 56 maddelik Tarım Eylem Planı’na değinen Angın, planın önemli özelliğinin tarımı yalnızca ürün fiyatı üzerinden değil, yapısal bir alan olarak ele alması olduğunu belirtti.

Planın üretici ve tüketici haklarının korunmasını, sürdürülebilir üretimi, bilim ve veriye dayalı tarımı ve yüksek katma değerli üretimi hedefleyen bir çerçeve sunduğunu ifade etti.

Ali Babacan’ın açıklamalarında da tarımsal desteklerin ekimden önce açıklanması, hasat döneminde ödenmesi ve üreticinin maliyetlerinin azaltılması gibi somut mekanizmaların öne çıktığını hatırlattı.

Angın, bu yaklaşımın Ordu fındığına uyarlanmasıyla “Karadeniz Fındık Stratejisi” niteliğinde uzun vadeli bir politika oluşturulabileceğini belirterek önerilerini on başlıkta sıraladı.

1. ÜRETİM MALİYETİ SİSTEMİ

Her yıl yalnızca satış fiyatının değil, ilçe ve arazi özelliklerine göre gerçek üretim maliyetinin de hesaplanması gerektiğini belirten Angın, destek ve fiyat politikalarının üreticinin gerçek koşullarını dikkate almasını istedi.

2. ÖNCEDEN AÇIKLANAN DESTEK

Üreticinin sezon başlamadan hangi desteği alacağını bilmesi gerektiğini vurgulayan Angın, çiftçinin üretim kararını belirsizlik içerisinde vermek zorunda bırakılmaması gerektiğini ifade etti.

3. ORDU’YA ÖZGÜ YAMAÇ ARAZİ DESTEĞİ

Eğimli ve işçilik giderleri yüksek bahçeler için ayrı bir destek modeli oluşturulmasını öneren Angın, yamaç arazide üretim yapan çiftçiye kilogram başına ilave destek verilmesi önerisinin de gündemde bulunduğunu belirtti.

4. TMO’NUN GERÇEK PİYASA DÜZENLEYİCİ ROLÜ

Angın, TMO’nun yalnızca ürün aldığı dönemlerde değil, piyasa oluşumunda da öngörülebilir bir referans mekanizması oluşturmasının sağlanması gerektiğini ifade etti.

5. FİSKOBİRLİK’İN ÜRETİCİ ODAKLI YAPISI

FİSKOBİRLİK’in finansal ve kurumsal yapısının güçlendirilmesini isteyen Angın, üreticinin pazarlık gücünü artıran bir kooperatif modelinin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

6. LİSANSLI DEPOLAMA VE FİNANSMAN

Üreticinin ürününü hemen satmak zorunda kalmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirten Angın, güvenli depolama ve finansman olanaklarının önemine dikkat çekti.

Ürününü güvenli biçimde depolayabilen üreticinin, fiyatın en düşük olduğu dönemde satış yapmak zorunda kalmaması gerektiğini vurguladı.

7. KAHVERENGİ KOKARCA VE İKLİM RİSKİ

Kahverengi kokarca ve iklim kaynaklı risklerle mücadelenin yalnızca üreticinin sorumluluğuna bırakılamayacağını ifade eden Angın; tarım müdürlükleri, üniversiteler, ziraat odaları ve yerel yönetimlerin ortak saha programı yürütmesini önerdi.

Üreticilerin kamu kurumlarını ve ziraat mühendislerini sahada daha güçlü biçimde görmek istediğine de dikkat çekti.

8. REKOLTE VE VERİ ŞEFFAFLIĞI

Angın, rekolte tahminlerinin bağımsız, bilimsel ve denetlenebilir bir veri sistemi üzerinden açıklanması gerektiğini belirtti.

9. KATMA DEĞER TÜRKİYE’DE KALMALI

Türkiye’nin fındıkta yalnızca kabuklu ürün ihracatına odaklanmaması gerektiğini ifade eden Angın, işlenmiş, markalı ve yüksek katma değerli fındık ürünlerinin ihracatının artırılmasını istedi.

10. ON–YİRMİ YILLIK FINDIK STRATEJİSİ

En önemli başlığın uzun vadeli bir strateji olduğunu vurgulayan Angın, fındık politikasının her hasat sezonunda yeniden yazılmaması gerektiğini belirtti.

Üretim, destek, fiyat, kooperatifçilik, ihracat, sanayi, iklim değişikliği, genç çiftçi ve arazi yapısını kapsayan 10–20 yıllık bir “Karadeniz Fındık Strateji Belgesi” hazırlanmasını önerdi.

ORDU SİYASETİNE ORTAK RAPOR ÇAĞRISI

Ordu’daki siyasi aktörlerin fındığı gündemlerinin önemli bir parçası hâline getirdiğini belirten Angın, üreticinin ihtiyacının yalnızca gündeme taşınmak olmadığını, sonuç görmek istediğini vurguladı.

Angın, Ordu’daki siyasi partilerin ortak bir zeminde buluşarak yılda bir kez açıklama yapmak yerine, her sezon öncesinde “Ordu Fındık İzleme ve Çözüm Raporu” yayımlamasının daha ölçülebilir bir yöntem olabileceğini ifade etti.

Hazırlanacak raporda şu göstergelerin yer almasını önerdi:

  • Üretim maliyeti.
  • Rekolte.
  • TMO’nun alım kapasitesi.
  • Serbest piyasa fiyatı.
  • Üreticinin eline geçen net gelir.
  • Gübre ve ilaç maliyetleri.
  • İşçilik maliyeti.
  • Kahverengi kokarca zararı.
  • İhracat miktarı ve değeri.
  • İşlenmiş ürün payı.
  • Kooperatif alımları.

Angın, böyle bir yöntemle siyasetin kimin daha sert konuştuğuna odaklanan bir yarıştan çıkarak kimin hangi sonucu takip ettiğinin değerlendirildiği bir zemine taşınabileceğini belirtti.

ÜRETİCİNİN İHTİYACI ÖNGÖRÜLEBİLİR BİR GELECEK

Fındıkta sorunun yalnızca fiyat değil, aynı zamanda öngörülebilirlik sorunu olduğunu vurgulayan Angın, üreticinin gelecek yıl ne kazanacağını ve maliyetinin ne olacağını bilemediğine dikkat çekti.

TMO’nun ne kadar ürün alacağı, serbest piyasa fiyatının hangi noktada oluşacağı ve iklim ile zararlı risklerinin ekonomik karşılığının ne olacağı konularındaki belirsizliklerin de üreticinin geleceğini etkilediğini ifade etti.

Angın, bu nedenle çiftçinin ihtiyacının yalnızca yüksek fiyat değil; öngörülebilir, şeffaf ve uzun vadeli bir üretim sistemi olduğunu belirtti.

DEVA Partisinin tarım yaklaşımının fındık özelinde somutlaştırılması hâlinde maliyet desteği, zamanında ödeme, üretici örgütlenmesi, bilimsel veri, sürdürülebilir üretim ve katma değerli ihracatın birbirini tamamlayan bir politika bütününe dönüşebileceğini kaydetti.

Partisinin tarım politikalarında kısa vadeli sorunlarla birlikte yapısal sorunlara yönelik çözümlerin de önemsendiğini hatırlatan Angın, temel yaklaşımını fındığı her yıl yeniden tartışılan bir fiyat konusu olmaktan çıkarıp Ordu’nun ekonomik geleceğini güvence altına alan uzun vadeli bir üretim, sanayi ve ihracat politikası hâline getirmek olarak ortaya koydu.

Angın, meselenin yalnızca bir kilogram fındığın kaç liraya satıldığı olmadığını; Ordu’nun üreticisiyle birlikte geleceğe nasıl taşınacağı olduğunu vurguladı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.