YOLSUZLUĞA BULAŞIP İÇERİ ATILANLARI SAVUNUP, DIŞARDA KALIP DÜŞMANIN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKENLERİ HAİNLİKLE SUÇLAMAK SİYASAL BİR TUTARSIZLIKTIR.
Yerel ve ulusal çapta, yönetici, başkan ve delegeleri kim olursa olsun çizgileri değişmeyen partiler sadece ideoloji partileridir. İdeolojisi olmayan partilerin çizgisinin ne ve nasıl olacağını seçilmişleri belirler. Bu nedenle de konjonktürel olarak oraya buraya savrulur durur. Türkiye'de sosyalist blok ile MHP ve SAADET Partisi dışında ideolojisi olan parti yok. Geri kalanların hepsi başa kim geçtiyse ona göre şekilleniyor. Partinin yönetici kadrosu ne ise ona benziyor.
Bugün bu belediye başkanlarının oradan oraya atlayıp zıplamasının ve bacağına pislik bulaşanların bir kısmının hapiste olup, bir kısmının ise karşı cepheye geçmesinin nedeni budur. İdeoloji yoksa siyasal partiler o partiyi dizayn eden üst yöneticilerine benzer. Yolsuzluğa bulaşıp içeri atılanları savunup, dışarda kalıp düşmanın önünde diz çökenleri hainlikle suçlamak siyasal bir tutarsızlıktır. Boşu boşuna karşı cepheye geçenleri suçlayarak ilkesizliği halının altına süpürmeyin...
Ana muhalefet partisinin temel sorunu, sivil olmayan bir devlet partisi olarak, kalıcı ve belirgin bir ideolojisinin olmamasıdır. Kimin devri ise ona göre yani ilkelere göre değil, adama göre şekillenir. Ecevit dönemi başka CHP, Baykal dönemi başka CHP, nihayet Kılıçdaroğlu ve son olarak da Özel-İmamoğlu dönemi başka CHP görürsünüz. Bir partide emek, ilkeler ve üstün siyasal etik ana unsur değilse olacak olan budur. Belki de Türkiye''nin en büyük bahtsızlığı ideolojik değil, parayla ve adama göre dizayn edilmiş partilerin hep iktidar olmasıdır.
Çünkü ideolojiler doğru yada yanlış sorun çözer, ahlak sahibidir. Kararlar bir üst akılca alınır ve merkezi sarsılmaz bir disiplin ve bağlılık vardır. Kişiler değil politikalar önemlidir. Türkiye'de iktidar eden partilerin neredeyse tamamı bu vasıflardan yoksun olduğu için "lale devirleri" geçtikten sonra dağılmışlardır.