TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ!
Sadece bu şehrin değil tüm Türkiye'nin ve hatta tüm dünyanın en acil, en ivedi ve yaşamsal sorunu ekolojik yıkımdır. Ekolojik mücadele, sınıf savaşımının, demokrasi ve emek mücadelesinin en can alıcı ve acil mücadele alanıdır.
Yaşam kutsaldır. Kendini kaybetmiş kapitalist üst akıl ve onun yerel taşeronları tüm dünyadaki canlılığı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakıyorlar. "Bu kadarını da yapmazlar artık" diyorsanız, yanılıyorsunuz! Yapacaklar!
Ekolojik yıkıma, gündelik ve basit, yerel ve ulusal siyasi hesaplarla mesafeli duranlar, burun kıvıranlar ve karşı olanlar yarın çocuklarına ve torunlarına içmeye su, yemeye ekmek bulamayacaklar.
İlimizdeki ve ülkemizdeki vahşi madencilik, köy köy ilerliyor. Binlerce hektar arazi maden araması için her geçen gün ruhsatlandırılıyor. Kimse, sıra kendi köyüne gelmeden ses çıkarmıyor. Ve ne yazık ki herkes "bana ne, o köydekiler düşünsün" diyor. Çok değil, 5-10 yıl içinde "o köy" senin köyün olacak.
Bizlere televizyonlarda basit, seviyesiz ve içeriksiz siyasi hesaplaşmalarını izlettirirlerken, iki üç yıl içinde her yeri vahşi madenciliğin oyun alanına çevirdiler. Ekoloji mücadelesi, üzerinde "katılsak mı katılmasak mı" diye düşünülecek bir konu değildir. Doğa yoksa hayat da yoktur. "Fındığım niye 180 lira ve bu kene nereden çıktı"diye soranlar bunun cevabının bu madencilik faaliyetleriyle ilişkili olduğunu görecekler.
İktidarlar, belediye başkanları veya milletvekilleri gider-kalır ama madencilik yapılan bir toprak parçasının artık geri dönüşü mümkün değil! O topraklarda artık ot bile büyümeyecek! Tarih şahidimizdir, not düşüyoruz; çok kısa bir süre içinde bu cennet memlekette susuzluk ve kıtlıkla boğuşacağız!
@öne çıkar