NEVZAT ABİME SİTEMDİR!

Bülent BAŞARAN

NEVZAT ABİME SİTEMDİR!

Sevgili Nevzat Akata namı diğer "Sucu Nevzat" benim baba dostumdur. Buradan yaşı ortaya çıkacak ama kendisi aslında benim değil babamın arkadaşıdır. Şaka bir tarafa Nevzat abimin samimiyetinden, solculuğundan ve yaptığı haberlerin doğruluğundan şüphe etmem. Kendi tabiriyle o bir dinozordur. Beni ise “mayın eşeği” olarak tanımlar. Bisikletine biner canlı yayını açar ve şehri bir ucundan bir ucuna gezer. Bisiklet sürmüyorsa kesinlikle çekirdek yiyordur. Ordu'yu ve Orduluları çok iyi tanır. Yıllardır bu kentte yaşaması, uzun süredir devam eden internet gazeteciliği ve meşhur kent radyo deneyimi ile bu şehrin kültürel ve beşeri birikimine de hâkim bir abimizdir.

Evet, bu girizgâhtan sonra asıl meselemize gelebiliriz. Nevzat abi son günlerde bir yazı kaleme alarak bir temennisini dile getirdi. Özeti fotoğraftaki metinde yer alıyor. Bu metin bir temenni metni gibi görünse de ciddi bir eleştiriyi de içinde barındırıyor. Nevzat abi özetle; Gazi Köprüsünden Soya Fabrikasına kadar olan plaj mevkiini (hatta Turnasuyu’na kadar olan alanı) kastederek, bu alanın artık Orduluların ihtiyacını karşılamadığını, bu alanın genişletilip rehabilite edilerek daha kullanışlı hale getirilmesini istiyor. Kentli bir yurttaş olarak bu istek Nevzat abinin en doğal hakkıdır.


Lakin bu dileğini getirirken karşılıklı olarak “büyükşehir belediyesi” ile “sol/sosyalist çevreleri” suçluyor. Kentte kendisince gördüğü bir eksiklikten büyükşehir belediyesi ile benim de kendimi ait hissettiğim sol/sosyalist çevrecilerin “uzlaşmaz tutumunu” sorumlu tutuyor. Belediyeyi ve çevrecileri kentin sorunlarını çözme konusunda aklıselim ile uzlaşı zemini bulmaya davet ediyor.

Nevzat abinin iyi niyetinden şüphem olmamakla beraber kullandığı dilin “sol/sosyalist çevreci grupları” suçlar bir içerik barındırdığını düşünüyorum. Sanki belediye bir şeylere çözüm bulmak istiyormuş da bizler ona engel oluyormuşuz gibi bir intiba bırakıyor. Nevzat abi “ne var sanki her şeye de karşı olmayın, bırakın belediye bir şeyler yapsın, oturun belediye ile görüşün bir orta yol bulun” noktasında bir düşüncedeymiş izlemini veriyor. Sevgili Nevzat abiye cevaben ben de kendi görüşümü dile getirmek istiyorum.

Evet, ilimizdeki sol sosyalist çevreler belediyenin bazı uygulamalarına itiraz ediyor. Bunların çoğuna da dava açarak hukuki itiraz hakkını kullanıyor. Özellikle son dönemde imar değişiklikleri, Melet havzası ve kıyı dolgu projesi gibi uygulamaları mahkemelere taşıdılar. Ve açtığı davaların hemen hepsinde mahkemeler çevrecileri haklı buldu. Belediye ise hukuki olarak aleyhine çıkan kararlar sonrasında kendi uygulamalarını gözden geçirmek, “Bak hukuk da bizi haksız buldu. Acaba yanlış mı yapıyoruz?” demek yerine ısrarla bu kararlara itiraz etme ve imar planları gibi hukuka aykırı bulunan projeler üzerinde küçük makyajlar yaparak süreci uzatma yolunu seçti. Yani hatasında ısrar etmeye devam etti. Hukukun bile haksız bulduğu bir konuda çevrecilere “her şeye itiraz ediyorlar, bize iş yaptırmıyorlar” eleştirisinde bulunmaktan da geri durmadı.

Sevgili Nevzat abi, hâlbuki belediye şehirle ilgili bu türden itiraza konu olabilecek projelerini çok daha önceden kent bileşenleriyle paylaşsa, bu projelere ilişkin onların görüş ve çekincelerini alsa bu karmaşık süreçlerin hiç biri yaşanmayacak. Ama belediye “biz yaparız, şikâyetçi olanlar için mahkemeler orada” gibi bir yol izliyor. Aslında tüm bunların temelinde etkin, yetkin ve aktif bir “kent konseyinin” bulunmaması yatıyor. Kent demokrasilerinin en temel organlarından biri olan kent konseyi, küçük belediyemizde hiç yok –o sosyal medya ile bu işi hallediyormuş-, büyük belediyemizde ise sadece bir tabeladan ibaret halde bulunuyor. Dolayısıyla nitelikli ve aktif bir kent konseyi bulunmadığı için belediye tüm işlerini kent bileşenlerinden habersiz bir emrivaki ile yapıyor. Geçen günlerde sevgili Coşkun Özbucak hocam da Ordu Olay gazetesindeki köşe yazısında buna dikkat çekmişti.

Hâlbuki bu kentte; sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının, sendikaların, siyasal partilerin, esnaf ve iş çevrelerinin, muhtarların ve çevre örgütlerinin temsilcilerinden oluşan etkin bir kent konseyi olsaydı. Belediye kenti etkileyen bu türden projelerini ilk önce bu konseyin değerlendirmesine sunsa, onların görüşlerini ve itirazlarını alsa, bu görüşleri de dikkate alarak işlerini projelendirse daha iyi olmaz mıydı? O zaman bu inatlaşma ve gereksiz hukuki süreçler yaşanır mıydı? Ama belediye, “ben halktan yetki aldım istediğimi yaparım” şeklinde bir bakış açısıyla hareket ediyor. Evet, halk belediyeye yetki beş yıllık bir yetki vermiştir ama bu yetki denetimden ari olarak kullanılamaz. Aslında belediyenin bu türden kent dokusuna zarar veren uygulamalarına karşı çıkanlar ve hukuksal olarak bu haklılıklarını ispatlayanlar, salt karşı olmak için karşı olan sol/sosyalist çevre değil, bu kentin vicdanıdır.

Sevgili Nevzat abi, bence bu iyiniyetli temenni ve şikâyetini şu şekilde dile getirsen daha gerçeği yansıtan bir tespitte bulunmuş olurdun;
“Büyükşehir belediyesi yetkilileri, neden yapacağınız işlerde kent bileşenlerinin görüşlerini almadan hareket ediyorsunuz? Neden katılımcı bir belediyecilik yürütmüyorsunuz? Kentin dokusunu ilgilendiren konularda size olası itiraz edecek sivil toplum örgütlerinin fikirlerini almıyorsunuz? Neden kent konseyinizi aktif bir şekilde çalıştırmıyorsunuz? Ve tüm bunların sonunda neden Orduluların uzun mahkeme süreçlerinden çıkacak kararları beklemesine neden oluyorsunuz? Orduluları neden mağdur ediyorsunuz?”

Sevgili Nevzat abi, az önce de dediğim gibi o sol/sosyalist çevreler bu kentin vicdanıdır. En iyi sen bilirsin ki, huyları kurusun(!) bu adamlar yanlışa yanlış demekten geri durmazlar. Faydacı davranmazlar. Kapı arkasında görüşmeler yapmazlar. Bir şeye itiraz ediyorlarsa, onun toplumsal yararını, halktan yana olup olmadığını ve kent dokusuna zarar verip vermediğini, bilimsel ve hukuki olarak analiz etmişlerdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.