MADEM AYNI ORTAK ÇIKARLARA SAHİPTİNİZ O ZAMAN NEDEN ORADA MUHALEFET KOLTUKLARINI MEŞGUL EDİYORSUNUZ.

Bülent BAŞARAN

Türkiye son yirmi yıl içinde bu toplumun ortak ürünü olan bir çok kamu varlığının uluslararası tekellere ve/veya onların ulusal uzantılarına peşkeş çekilmesine şahitlik etti. Bu yer üstü tesisler bitince de, sıra bu sefer yer altı kaynaklarına geldi. Ülkemizin bir çok yerinde uluslararası şirketler özellikle altın madenciliği konusunda saldırgan bir yağma yürütüyorlar. Üstelik tüm bunları yaparken, ne ulusal hukuku ne uluslararası hukuku tanıyorlar. Ekolojik yapıyı ve doğal dengeyi dikkate almadan, canlı yaşamını hiçe sayarak ülkemizin her yanını köstebek gibi oyuyorlar. Elde ettikleri değerleri ise kendi emperyal amaçları için kullanarak bizi giderek daha da kendilerine muhtaç hale getiriyorlar. Doğal yaşamı tahrip etmeleri bir yana Anadolu'nun çok kadim tarım alanlarını da yok ederek bizi gelecekte bir gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalma noktasına sürüklüyorlar.

Ordu da ne yazık ki bu vahşi talandan en çok etkilenen illerimizden biri durumuna geldi. Şehrimizin dörtte üçü adeta bir maden sahasına dönüştürülmek isteniyor. Yaylalarımız, fındık bahçelerimiz, ormanlarımız, köylerimiz, ırmaklarımız kontrolsüz bir madencilik saldırısı ile karşı karşıya getirildi. Ünye'den Gülyalı'ya kadar eşsiz güzelliklere sahip kıyı şeridimiz günden güne betona boğuluyor. Her geçen gün özünde betondan başka hiç bir şey ifade etmeyen projeler "büyük yatırımlar" olarak önümüze koyuluyor. İnsanlarımız öyle bir maniple edilmiş halde ki, betonu yatırım sanıyor. Her yapılan binayı bir gelişme olarak görüyor. Her yapılaşmayı bir modernlik olarak algılıyor. Halbuki, yapılan bu beton projelerinin bir çoğu Ordu halkının değil, Ordu'da beton işinden para kazanan ve bunları işleten seçkin bir azınlığın çıkarı için yapılıyor. Bu projelerin birer yatırım olduğunu ve Ordu için gerekli olduğunu iddia edenler bir grup çıkar odağından başkası değil!

Türkiye'nin her yanında olduğu gibi Ordu'da da bu gidişatın yıkıcı sonuçlarını gören duyarlı kişi, parti ve dernekler bunlara karşı onurlu bir duruş sergiliyor ve çetin bir mücadele yürütüyor. Hem halka bu projelerin arkasında gizli olan rant mekanizmasını, hem de doğada yaratacağı yıkıcı etkileri gösteriyor. Bu tavrıyla da projelerin yürütücüsü olan hükümete ve onun yerel yöneticilerine karşı muhalif bir ses oluyor. Aslında "ben muhalifim", "ben ülkemin talan edilmesini istemiyorum" ve "ülkemin kaynaklarının bir avuç zengin için oluşturulan projelere harcanmasını istemiyorum" diyen herkese bir mücadele ve hareket alanı açıyor. İktidarın politikalarını yanlış bulan, onlara muhalif olan kişi ve örgütlere seslerini yükseltmeleri için bir olanak yaratıyor.

Ama ne yazık ki, gelinen noktada görüyoruz ki, muhalif olduğunu iddia eden kişilerin bir bölümü ve partilerin bazı temsilcileri yürütülen mücadeleye kulak tıkıyorlar. Mücadeleye destek olmadıkları gibi geliştirdikleri tavırla iktidar temsilcilerinin elini güçlendiriyorlar. Toplumsal muhalefeti örgütleyerek iktidarı değiştirmeyi isteyen siyasi kurumların yerel yönetim organlarındaki temsilcilerinin bu tutarsız ve açıkçası işbirlikçi tutumunu anlamlandıramıyorum. Kendi iç hesaplaşmaları, kişisel siyasi ve ekonomik ikballeri uğruna, Ordu'da yükselen bu sesi boğmaya çalışanlarla işbirliği içinde hareket etmeleri anlaşılmaz durumdur. Ordu Büyükşehir Belediyesinde muhalefet ve iktidar ne yazık ki farksızlaşarak, ortak bir çıkar noktasında birleşmiş bir görüntü veriyorlar. Üstelik bunu kendi partilerinin il ve ilçe yöneticilerinin, milletvekillerinin ve üyelerinin açık bir şekilde yürütülen mücadeleye destek vermesine rağmen yapıyorlar. Madem farklı bir şey söylemeyecektiniz, madem aynı düşünüyordunuz, madem aynı ortak çıkarlara sahiptiniz o zaman neden orada muhalefet koltuklarını meşgul ediyorsunuz.

Sizlere soruyorum; "Kendi iç çekişmeleriniz ve kişisel hesaplarınız uğruna, göz göre göre bir şehrin kıyılarının iktidar belediyesi tarafından, hem de açık bir biçimde hukuk çiğneniyorken bu şekilde hoyratça betona boğulmasına ve milyarlarca liranın bu betonlara harcanmasına nasıl gönlünüz razı oluyor? Siz o koltuklara muhalefet etmek, yöneticilerin yanlışlarını ortaya koyup onları halka ifşa etmek ve bu şehrin muhalif sesini temsil etmek için oturmadınız mı?"

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.