İRAN'DA YAŞANANLARA DAİR!
SADDAM BİR DİKTATÖRDÜ. Gitti.
O günden bu yana Irak güllük gülistanlık bir ülke oldu!
KADDAFİ BİR DİKTATÖRDÜ. Gitti.
Libya ondan beri yaşanacak harika bir ülke haline geldi!
ESAD BİR DİKTATÖRDÜ. Gitti.
O gittikten sonra Suriye'nin başına demokrasi aşığı bir adam geldi ve muhteşem bir demokrasi kuruldu!
HAMANEY BİR DİKTATÖRDÜ. Gitti.
Eminim o gittikten sonra da İran'da olağanüstü bir demokrasi ve halkın barış, refah ve mutluluk içinde yaşayacağı bir ülke inşa edilecektir!
Ve tüm bunlar olurken bu ülke vatandaşlarının büyük çoğunluğu, özellikle muhalif kesim bu olanları "demokrasi" adına alkışladılar. Ve görüyorum ki, aynı grup bugün de Hamaney'in öldürülmesini ve dolayısıyla rejimin tasfiyesini "içten içe" olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorlar. Peki, yerine ne geleceğine ilişkin bir öngörü ve tahmin var mı? Hayır! Ben söyleyeyim; Suriye'nin başına nasıl bir demokrasi aşığı geçti ise İran'ın başına da onun gibi biri yerleştirilecek.
İran'daki rejimi İran halkının kendi devrimci güçleriyle yıkmasıyla, dışardan bir yağmacının yıkması arasında sonuçları bakımından çok büyük farklar var. Eğer ABD'nin operasyonuyla bu rejim yıkılırsa İran halkı yağmurdan kaçarken doluya yakalanacaktır. Görünen o ki, ne yazık ki İran halkını gerçek bir demokrasiye kavuşturma iradesi olan "emperyalist yağmanın işbirlikçisi olmayan" bir muhalif yapı da bulunmuyor. Bu nedenle "İran halkının yanındayız. Fakat rejimin karşısındayız." söylemi hayalden ibaret, popülist ve gerçekçi olmayan bir temenni olarak, emperyalist müdahaleyi savunan bir noktaya hizmet ediyor.
Ülke içinde yaşanan gayri hukuki ve insani olmayan uygulamalara ilişkin olarak uluslar arası kamu oyundan yardım ve destek talep etmekle, ülkeye yağmacı bir emperyalist gücün askeri müdahalede bulunmasına teşne olmak arasında bıçak sırtı bir nüans farkı var.
İran konusunda politika ve söylem geliştiren tüm kişi ve kurumların bu konuya daha gerçekçi yaklaşması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda söylem geliştiren herkes, İran içindeki muhalefetin durumunu, gücünü ve uluslararası bağlantılarını bilmesi gerekir. Acaba İran içinde gelişen muhalefet, kendiliğinden oluşan bir muhalefet mi? Oluşan muhalefetin lider unsurları emperyalist ülkelerle ne gibi bir ilişki içinde bulunuyor? İran halkının kahir ekseriyeti bu rejimin yıkılmasından yana mı? İran içindeki sermaye gruplarının uluslararası tekellerle işbirliği içinde kamuya ait kaynakları özel şirketlerinin bir parçası haline getirme isteğiyle ülke içindeki muhalefet kışkırtılmış olabilir mi? Acaba medyada İran'da yapılanlara ilişkin olarak verilen bilgiler bir dezenformasyon içeriyor olabilir mi? ABD müdahalesine hazır hale getirilmek için halk sokağa dökülüp işbirlikçiler tarafından kışkırtılmış ve rejim de bu emperyalist parmağı gördüğü için olması gerekenden daha sert bir tutum sergilemiş olabilir mi? Özellikle sosyalistler şunu unutmamalı ki, Rus devriminin liderlerinden biri olan Stalin için dün de bugün de "tarihin en büyük diktatörlerinden biri" yakıştırması yapılmıştı. Hatta gerzek George Orwell'a "1984" kitabı bu nedenle yazdırılmıştı.
Tüm bu nedenlerle İran'da olanlar ele alınırken "küçük burjuva, popülist" tutumlarla değil, daha gerçekçi ele alınmalıdır. İran rejimi diye lanetlenen bu rejim, Filistin halkına tek sahip çıkan ve İsrail'e karşı askeri operasyonda bulunmak da dahil tek karşı çıkan ülkedir. Ortadoğu'da ABD üssü olmayan tek ülke de yine bu eleştirilen İran rejiminin ülkesidir.
VE SON OLARAK AYNISI TÜRKİYE'YE YAPILSA TAVRINIZ NE OLACAKTI?
"YA BİZİM ÜLKEMİZDE ÇOK BASKI VE ZULÜM VARDI. BU İKTİDARIN VE ONUN KURDUĞU REJİMİN GİTMESİ GEREKİRDİ" diye ABD askerlerini coşkuyla mı karşılayacaktınız?
@öne çıkar