HAİN KILIÇDAROĞLU! YAŞASIN HÜKÜMET!

Bülent BAŞARAN

HAİN KILIÇDAROĞLU! YAŞASIN HÜKÜMET!

Türkiye'nin tüm muhalif güçleri, amasız fakatsız bir araya gelerek çok acil bir "muhalif cephe" örmelidir. Parti ve kişilerin kutsanmasından uzak, polemiklere kurban edilme riski taşımayan ve tamamen bağımsız bir toplumsal muhalefet inşa edilmelidir.

Türkiye'nin şu anda bir "seçim demokrasisi sağlanması" sığlığından uzak, derin ve kapsayıcı bir taban hareketinin örgütlenmesine ihtiyaç vardır. "CHP-ÖZEL-İMAMOĞLU savunmasından" ibaret ve bu darlığa hapsedilmiş bir muhalif tutum yarın bir gün yine sönümlenecektir. Bunun böyle olacağı daha önce Saraçhane'de tecrübe edildi. Şimdi aynı şey CHP genel merkezi önünde yeniden deneniyor. Üç gün sonra bu da hayal kırıklığı ile sonuçlanacak.

Belli bir süre sonra bu eylemlilikler "CHP elitlerinin haklarının savunulması" noktasında kristalize oluyor, toplumun geri kalan kesimi ilgisini ve öfkesini yitiriyor. Orada verdiği mücadelenin kendi sorunlarıyla alakalı olmadığı hissine kapılan kitle olaya yabancılaşıyor. Saraçhane ve devamındaki mitingler serisinin belli bir süre sonra nasıl ve neden sadece CHP parti görevlileri ve üyelerinden ibaret bir "parti içi etkinliğe" dönüştüğü doğru analiz edilmelidir.

19 Mart gecesi Saraçhane'de toplanan kalabalık ve o kitlenin heyecanı bugünün belki on misliydi. O günlerde de dedim yine diyorum; "CHP yönetimi, bu saldırıları halka yapılmış bir saldırı olarak anlatacağına, onların sorunlarını özne yaparak halkı konsolide edeceğine, giderek kapsamı daraltan, hükümetin saldırılarını CHP'ye ve hatta onun bir grup yöneticisine yapılmış bir saldırı olarak lanse ediyor" Halkı kapsayıcı, muhalefeti genişletici ve tabana yayıcı bir dil yerine, sadece CHP yada İmamoğlu'nu özne yapan bir dil kullanıyor. Sanki hükümetin halkla bir derdi yokmuş da salt CHP ile kişisel bir husumeti varmış gibi bir darlığa hapsediyor herşeyi... Bu da belli bir süre sonra o alanda kendisiyle ilgili bir şeylerin dile getirilmediğini gören toplumsal kesimlerin günden güne alandan çekilmesine neden oluyor.

AKP iktidarının biricik mağduru CHP ve onun bir grup eliti değildir. Türkiye'de kamu çalışanından işçisine, emeklisinden öğrencisine ve ev hanımına kadar herkes bu iktidar tarafından mağdur edilmektedir. Özel, halka "Gelin bize sahip çıkın, sizi kurtaralım. Biz kurtulursak, biz de sizi kurtarırız" diye bir düğün davetiyesi gönderiyor. Bu şekilde ancak kendi taşra örgütlerinizi ve sadık bir grup taraftarınızı yanınızda bulursunuz. Başka bir dil kullanılmalıdır. Özne CHP değil, halk olmalıdır.

Hükümet aslında Özel'e; doğru bir hamle yapıp, toplumsal muhalefeti örgütlemesi için ikinci bir şans verdi. İlk yaptığı açıklamada ne yazık ki yine Saraçhane sürecinde düştüğü hataya düşeceğine ilişkin açık ipuçları gördüm. Umarım bu defa farklı bir söylem ve politika geliştirebilir.

CHP'li arkadaşlarımız ise bence yanlış hedefe yumruk atmakla hem kendi ayağına sıkıyor, hem boşa enerji harcıyor. Sanki hükümete değil de Kılıçdaroğlu'na daha çok tepki göstermekle meşguller. Kılıçdaroğlu'na vurmak taktiksel olarak ne kadar doğru bilemem ama CHP'liler asıl hasımlarına neredeyse hiç laf etmiyorlar. Velev ki Kılıçdaroğlu'nu satılmış bir hain olarak kabul etsek bile, CHP'liler yanlış bir noktaya odaklanmış durumdalar. Arkadaşlar, "hain Kılıçdaroğlu" bir tornavida, sizin asıl olarak onu tutan ele odaklanmanız gerekirken, siz boyuna tornavida üzerinden bir söylem geliştiriyorsunuz. Hatta yer yer o eli neredeyse masumlaştırıp, tek suçlu tornavida diyorsunuz. Velev ki Kılıçdaroğlu bu gece bir kalp krizi geçirdi ve öldü. CHP'nin sorunu çözülmüş mü olacak? Dahası halkın problemleri çözülmüş mü olacak?

Ben daha Tayyip Erdoğan fotoğrafı çiğneyen bir CHP'li görmedim ama bu akşam Kılıçdaroğlu fotoğrafını ayak altına alıp çiğneyen onlarcasını gördüm. Ben daha açık açık ulu orta hükümet üyelerine ana bacı bırakmadan söven CHP'li görmedim ama günlerdir Kılıçdaroğlu'na askerde bile duymadığım küfürleri sosyal medyada açık açık yazan yüzlercesini gördüm. Sizi dava edip, mahkemelerde süründürmüyor diye bu yaptıklarınızı demokratik bir hak olarak görüyorsanız yanılıyorsunuz. Buyurun aynı şeyi -size göre- Kılıçdaroğlu'nu başınıza gönderen kişiye de yapsanıza(!) Ki, onu yaparsanız bile yanlıştır.

Bu olayı böyle Kılıçdaroğlu-Özel, AKP-CHP bağlamında ele alıp, birini hain diğerini kahraman ilan ederek, asıl bağlamından kopuk bir politik söylem geliştirilirse yarın genel merkezin kapısında 100-150 kişi kalır. Hükümeti halka havale edeceğiniz yere, halkla hükümetin arasına kendinizi koyuyorsunuz. Bu tutumla bir sonuç alınacağını öngörmüyorum.

Hükümet bu hukuksuzluğu halka yaptıysa, CHP'yi özne yapmaktan vazgeçin. Halkı özne yapın. CHP genel merkezi önüne halkı çağıracağınıza herkesi Taksim'e, Kızılay'a, Gündoğdu Meydanı'na çağırın. Sendikaları, baroları, üniversiteleri, dernekleri ve siyasi partileri genel grev ve direnişe davet edin. Evinizin önüne insan çağıracağınıza, siz insanların ayağına gidin. Madem ki koltukların sizin için bir önemi yok, asıl olan halk, öyleyse bırakın koltukları çıkın halkın yanında onlarların içinde olun. Halkı harekete geçirmeden sadece örgütü harekete geçirerek, Kılıçdaroğlu'nu yenebilirsiniz ama kayyumu ve butlanı yenemezsiniz.
@öne çıkar

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.