DEDELER KÖTÜ! YA ÖTEKİLER?
ALEVİLERİN YOL AYRIMI!
150'ye yakın Alevi Dedesi, hükümetin Kültür Bakanlığı bünyesinde kurduğu daire başkanlığının yapacağı toplantıya katılacakmış. Üstelik bu toplantı nispet yapar gibi Dersim'de olacakmış.
Tüm Alevi örgütleri bu dedeleri topa tutuyor ve işbirlikçilikle suçluyorlar. Hükümetin kurduğu bu daire başkanlığını bir asimilasyon aparatı olarak tanımlıyorlar. Birbiri peşine kınama mesajları yayınlıyorlar.
Buraya kadar her şey normal görünüyor. Alevi örgütleri bu daire başkanlığını tanımlayış noktasında yanılmıyorlar. Toplantıya katılacak dedelerin ise bir kısmı iyi niyetli olsalar da, büyük bir kısmının art niyetle işbirlikçi oldukları doğru... Peki Alevi örgütlerinin olayların bu noktaya gelmesinde hiç mi payları yok? Kimse neden kendini sorgulamıyor? Neden büyük bir hızla dedeler devletin kucağına doğru savruluyor? Alevi örgütleri ile dedeler arasındaki bu gerilimin nedeni ne? Neden kitle, dedeci tayfa ve dernekçi tayfa olarak bölündü? Ve sonuçta bu işbirlikçi olduğu iddia edilen dedelerle birlikte onların sadık talıpları da devletin safına geçti.
Burada olaya ilk önce devlet tarafından bakalım. Devlet bu coğrafyada yüz yıllardır uygulanan kesintisiz bir politikayı sürdürüyor. Onun adı da ya asimile et ya yok et... Bu tutum Cumhuriyet rejimiyle de değişmedi. Onlarca katliam yaşandı. Lakin bu sertlik beklenen sonucu vermeyip Alevi kitlesi giderek yoğunlaşıp, kristalize olunca asimilasyon en kullanışlı taktik oldu. Alevi köylerine cami yapmalar, fettullahcı ajanların dinler arası diyolog kapsamında "Alevilik İslamın özüdür" propagandası, buna benzer biçimde Rıza Zelyurt gibi Türkçü lafazanların "Alevilik Türk Müslümanlığıdır" söylemleri ile yürütülen bu süreç en sonunda "Alevi-Bektaşi ve Cemevi Daire Başkanlığı" ile taçlanarak Alevilik kültürel folklorik bir yerel kültüre kadar indirgendi. Fetullahçı ve Türkçü grupların Türk-İslam sentezinde Aleviliği boğma girişimleri, başta İzzettin Önder, Rıza Zelyurt ve Cemal Şener gibi sözde Alevi önderlerince kitleye yedirildi. Asimilasyon büyük ölçüde başarıldı.
Devletin ajanları tarafından Alevilerin içinde yaratılan bu çatlak giderek büyüdü ve bu sefer karşı cephe de Aleviliği korumak adına daha radikal ve yanlış bir yola saptı. Onlar da Ali'siz Alevilik, Aleviliğin İslam'la bir alakası yoktur ve hatta Alevilik bir Kürt inancıdır noktasına savruldular. Al birini vur ötekine türünden bu iki kutup, Aleviliğin asimilasyonunda aslında bir anlamda ortaklaşmış oldular. Bu tartışmayı devlet sokmuştu araya ve oluşan bu çatlak devletin işini kolaylaştırdı.
Zaman içinde, oluşan bu iki kutuptan biri Alevi örgütlülüğüne egemen olurken, diğeri de dedeler üzerinde etkili oldu. Alevi örgütleri, Alevi kitlenin sorunlarıyla ilgilenmeyi ikinci plana iterek, Aleviliği tanımlamaya ve yeni bir Alevilik modeli önermeye başladılar. Hatta bununla da kalmayıp yer yer Alevi kitlelerce yüzyıllardır benimsenmiş öğeleri yok saymaya yeltendiler. Bu Aleviliği tanımlama ve dini ritüellere yapılan müdehale, dedeler ile dernek yönetimlerinin karşı karşıya gelmesine neden oldu. Dernek yöneticileri bence ilgilenmemeleri gereken ve hatta hadlerine düşmeyen bir alana girdiler. Dedeler de Alevi kitle üstündeki "dinsel önderlik" pozisyonunu kaybetmemek için dernek yönetimlerine düşman oldular. Onlar da ham-cahil davranarak bu sefer derneklere düşman olan tüm gerici yapılarla işbirliği yapmaya başladılar. Ve işte bu tablo karşımıza çıktı.
Şimdi geldiğimiz noktada, birbirine neredeyse düşman ve sürekli birbirinin alanına müdehale eden ve birbirine saldıran iki grupla karşı karşıyayız. Devlet, bu noktada daha politize ve bilinçli olan dernek yönetimlerini Alevilikten diskalifiye etmek için görece daha kolay etkileyebileceğini düşündüğü dedeler grubunu yanına çekmeye çalışıyor. Bunda da oldukça başarılı olduğunu görüyoruz. Burada kullandığı taktikleri de oldukça yaratıcı... Cemevi daire başkanlığına dedegah bir aileden bir kadını atayarak oldukça stratejik bir seçim yaptılar. Hem kadın hassasiyeti gösteriyormuş gibi görünerek Alevi kitleyi cezbediyor, hem de dede soyundan birini seçerek dedeleri baskı altında tutuyorlar.
Dernek yönetimlerinin Alevilerin sorunlarını çözmek yerine üzerlerine vazife olmayan işlere öncelik vermeleri, yeni bir Alevilik yaratma işine girişmeleri, dedelerin alanına müdehale etmeleri ve sahip oldukları konumları siyasi-nüfuz sağlamak amacıyla kullanmaları bu günlerin gelmesinde çok etkili oldu. Basiretsiz, bilgisiz ve egolu yöneticiler Alevileri, dernek ile dede arasında bir seçim yapmaya zorladılar. Alevilerin yol önderleri pirler ve dedeler iken birden bire dernek yöneticileri yol önderi olmaya çalıştılar. Dedelere ve pirlere Alevilik öğretmeye kalktılar.
Tüm bunlar Aleviliği ve Alevileri paramparça etti. Asimilasyon hızla tamamlandı. Şimdi bu dedeleri hainlikle suçlarken Alevi örgüt yöneticileri şapkalarını önlerine koyup düşünsünler. Onların hiç mi suçu yok? Siz kendi işinize yönelseydiniz onların işine karışmasaydınız bu süreç buraya gelir miydi? Sizler Alevilerin "sosyal-siyasal temsilcilerisiniz", Alevilerin inançsal yol önderleri halen pirler ve dedelerdir. Sizin göreviniz Alevi çocuklarına protokol törenlerinde halk oyunları ekibi çıkarır gibi semah gösterisi yaptırmak değil, Alevilik saz çalıp, türkü söylemekten de ibaret değil... İnançsal öğelerin, dedeleri ve kitleyi yaralayacak şekilde içini boşalttınız. Şimdi ben de dahil herkes özeleştirisini versin ve birlik nasıl sağlanacak onu düşünsün. Yoksa yarın cenazelerinizi camiden kaldırır, kurban tığlamak için de imam çağırırsınız.
@öne çıkar