BABAMIN HİKAYESİ!
Bu fotoğraf bir fizik tedavi sürecinden... Yardımseverliği, çalışkanlığı ve iş bitiriciliği ile ün yapmış bir adama ait... Onun yapabildiklerini benim başarmam neredeyse imkansız... Ordu Selimiye Mahallesi anlatsın biz dinleyelim türünden bir adam...
Babam; Ordu Belediyesi'nin Zabıta İsmail Çavuşu namı diğer Banazlı İsmail... İlginç bir adamdır. 2017'de hastaneye götürdüğümde, beynine pıhtı attığını ve felç olduğunu öğrendim. Beyninin yaklaşık %63ü hasar almıştı ve doktor yaşama şansının çok düşük olduğunu, bu tür hastaların çoğunluğunun ilk 6 ay içinde öldüğünü söyledi. Anlatırken bile içimin sızlayacağı o 6 ayı unutmak istiyorum. O süre içinde bir metre bile uzağına gitmedim. Daha sonra uzun ve çok zahmetli bir tedavi süreci... Şu an bile düşündüğümde gözlerim doluyor.
40 sene o bana babalık yaptı. 2017'den bu yana ise o benim çocuğummuş gibi hissediyorum. O da "baba" demek dışında evladım gibi davranıyor. Hayatımda tanıdığım en inatçı ve çözüm odaklı adamdır. Asla sorunla ilgilenmez. Siz sorunlara ah vah ederken, sürekli sorunu konuşurken, o çoktan kafasında çözüm için alternatifler üretmiş ve belki de harekete geçmiştir.
Onun kadar yaşam enerjisi ve isteği olan bir insan tanımadım. O ciddi hastalığına rağmen bir an bile vazgeçmedi. Bir kene gibi yapıştı hayata... Elini kımıldatamazken, yürüdü... Kendi başına çarşıya çıkıp dolaşmaya başladı. Neşesinden ve iştahından hiç bir şey kaybetmedi. Zamanla hastalığı espri konusu oldu. Gülüştük...
Şimdi 72 yaşında bir ihtiyar... Yaşam isteği hiç azalmadı. Yorgun bedeni fırsat verse kalkar dünyayı dolaşır. Hala gölgesinin verdiği rahatlığı, güvenliği ve cesareti iliklerime kadar hissediyorum. Ve annem... Bugün babamız hayattaysa en büyük emek sahibi odur. Bir bebek şefkatiyle ilgilendi onunla ve bize babamızı hediye etti. Minnettarım.
Babasızlığın ne demek olduğunu bilmiyorum.
Umarım uzun yıllar boyunca da tecrübe etmem. Babasını kaybeden tüm dostlarıma sabır diliyorum. Tüm babaların günü kutlu olsun.
@öne çıkar