8 MARTTA ERKEK OLMANIN MAHCUBİYETİ!
2026’nın daha üçüncü ayının başı olmasına rağmen yetmişin üzerinde kadınımızı şiddete kurban verdik. Kapitalizmin ve giderek onunla kol kola hareket eden siyasal İslamcı ahlak teorisinin bir sonucu olarak işlenen bu cinayetlerin hepsi politiktir. Evlilik, sadakat, namus ve ahlak gibi içi boşaltılarak fetiş haline getirilmiş kavramlarla kadın; erkeğin mülkiyetinin bir parçası haline getirilmiştir. Aile denen kavram yozlaştırılarak, kadının mülkiyetinin ve üzerinde her türlü tasarruf yetkisinin erkeğe teslim edildiği bir rezilliğe dönüştürülmüştür. Kapitalizmin aile tapıncı bu yüzdendir.
Bizler medyada daha çok boşanmış ya da boşanmak üzere olan kadınların, bu kararlarının bedelini hayatlarıyla ödediğini görüyoruz. Fakat ben asıl şiddetin ölümle sonuçlanmasa da evlilikler içinde sürdüğünü düşünüyorum. Bizler, sesi çıkabilen kadınların feryatları cinayetlerle susturulduğu zaman haberdar oluyoruz. Gerekli cesareti ve ya gücü olmadığı için toplumsal baskılar sonucu evlilik içinde kalmaya mecbur olan kadınlara uygulanan “yasal şiddeti” göremiyoruz. Görsek bile gayrı ahlaki bir tutumla “aile içi mesele”, “aile içinde olur böyle şeyler”, “karı koca arasına Allah bile girmemiş” deyip aileyi kutsayarak geçiştiriyoruz.
Erkeğe kadın üzerinde sonsuz yetki veren, kadını üremenin bir parçası ve sadakat erdeminin tek taraflı sorumlusu haline getiren bu toplumsal rol tanımlarını, kapitalizmin ülkemizde her türlü iletişim teknolojisini kullanarak yarattığı erdem erozyonunu ve fetiş –kutsal bir put- haline getirilmiş “evlilik-aile” gibi kavramları yeniden tanımlanmadan bu işi çözemeyeceğiz. Biz sadece sesi çıkabilen bir azınlığın sesini duyuyoruz ve sadece bu bile insanlığımızdan utanmamız için yeterli geliyor.
Kadın hakları mücadelesi sınıf mücadelesinin bir parçasıdır. Kapitalizm ve onun “temeli ahlaksızlığa dayalı”, çürümüş ahlak anlayışı yıkılmadan kadınlar özgürleşemez. Kapitalizm koşullarında kadın ya da erkek fark etmeksizin insanoğlu ve hatta hayvanlar ile bitkiler de dâhil hiçbir canlı özgürleşemez. Kapitalizm, paraya ve mülkiyete dönüştüremediği her şeyi yok eder. Canlıların düşmanıdır.
Hayatım boyunca kadına şiddetin hiçbir şekilde uygulayıcısı olmamış olsam da, bu 8 Mart gününde en azından kendi adıma; karım olan, kız kardeşim olan, annem olan, sevgilim olan, öğrencim olan, dostum ve yoldaşım olan ve hatta hiçbir şekilde tanımadığım kadınların tamamından bir erkek olmanın mahcubiyetiyle özür diliyorum.
Yaşasın kadınların örgütlü mücadelesi, yaşasın kadın olmanın onuru, yaşasın sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya düşü ve onun için mücadele eden onurlu insanlar! Yaşasın kadın haklarının yılmaz savunucuları Clara Zetkin ve Rosa Lüxemburg yoldaşlarımız!
8 Mart Emekçi Kadınlar Gününüz kutlu olsun!