12 EYLÜL'ÜN MİRASI NE?
Türkiye halklarını siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik, moral ve ahlak olarak yerle bir eden 12 Eylül'ün yıl dönümündeyiz.
Darağacında sallanan delikanlılar,
İşkencelerde ve diğer şiddet olayları sonucu uzuvlarını, fiziksel ve psikolojik sağlıklarını yitirmiş insanlar,
Tüm hayatını, birikimini, toprağını, sevdiklerini geride bırakarak dünyaya savrulmuş sürgünler,
İşlerini, hayallerini ve ideallerini kaybeden kamu çalışanları, bilim insanları ve sanatçılar,
Kocasız, karısız, anasız yada babasız bırakılmış onca gariban,
Yakılan yada saklanan milyonlarca kitap, kaset, fotoğraf, dergi ve bildiriler..
Rengini, direncini, inancını, ahlakını ve cesaretini bir daha ayağa kalkamamak üzere kaybetmiş bir halk yığını...
12 Eylül faşizmi bu halkın üzerinden bir silindir gibi geçti...
Korkudan ne yapacağını şaşırmış gariban Anadolu insanı; İstanbul'un amele pazarlarında emeğini, rezil arka sokaklarında karısının yada kızının etini, bürokraside onurunu ve mahkeme salonlarında bazıları yoldaşlarını satan bir insan güruhu haline geldi.
Türküler susturuldu ve her yanı rezil bir arabesk kapladı. Sokaklar; inanmış yurtsever delikanlı ve genç kızlardan temizlenip, kumara, fuhuşa, uyuşturucuya ve hırsızlığa özendirilmiş bir türe teslim edildi.
Her yer gazinolar ve genelevlerle dolduruldu. Sokaklarda fiziksel ölümler durmuştu ama şimdi yaratılan bu kültürsüzlük ortamında; mafyalaşma, fuhuş ve arabesk, tıpkı bir kitle imha silahı gibi toplumsal kimliği yok ediyordu.
Bu iğrenç dönemde temelleri atılan şiddet, 90'lı yıllarda "resmi bir devlet jargonu" halini aldı ve 80'li yıllarda yaratılan bu sokak mafyaları 90'lı yıllarda "gayrıresmi devlet görevlileri" olarak ülkeye kan kusturdular. Yakılan köyler, faili meçhuller ve Cumartesi Anneleri miras kaldı o günlerden bize...
O yıllarda yaratılan bu kültürel, bilimsel, sosyal ve ahlaki tahribat daha sonra eğitim, medya ve son olarak internet teknolojiyle beraber, tüm topluma bir bakteri gibi bulaştı ve herkesi enfekte etti.
Artık geri dönüşü olmayan bir; ilkesizlik, vicdansızlık, tembellik ve ahlaksızlık bataklığına dönüşmüş beton yığınlarından ibaret bir ülkeyiz.
12 Eylül'ün yiğit şehitlerine, o günlerde onurunu koruyabilmiş devrimcilerine ve yakın tarihinde böylesi dehşetli bir trajedi dururken buna rağmen cesaretle birer ateşböceği gibi ışık saçan dost ve yoldaşlarıma saygılarımı sunuyorum.
Bülent BAŞARAN