KÜRŞADIMSIN SEN BUĞRASIN

Şiddet ŞAHİN

KÜRŞADIMSIN SEN BUĞRASIN
Bir iki gün önce sevgili Necdet Topcuoğlu abimin Kürşad ile ilgili olarak yazdığı bir makaleyi okurken hafızam beni çocukluğuma götürdü
Benim ergenlik çağlarında milliyetçi duygularla tanıştığım ilk dönemlerde ilk ezberlediğim ve hiç unutamadığım ve kimin yazdığını bile hatırlamadığım şiir Kürşad ile ilgiliydi ve ben o yaşlarda Kürşad efsanesini okumuştum
Kürşadım sın sen Buğrasın
Esen rüzgar bir borasın
Hem öyle bir fırtınasın
Kıra kıra gideceksin
İnsan oğlunun yaşamının büyük bir bölümü öğrenmekten ibarettir
Bunun yaşı ve zamanı olmaz
Anamızdan doğup nefes almaya başladıktan sonra gözlerimizi kapatıp son nefesimizi verene kadar öğrenmeye devam ederiz
Bu öğrendiklerimizden beynimizi etkileyenler sosyal ve siyasal olarak gelecek hayatımızı şekillendirir
Kişiliğimizin oluştuğu bu süreçte en büyük etken ebeveynler, öğretmenler ve yaşadığımız çerçeve içindeki insanlardır
Ben hayatım boyunca hiç kimseden emir almadan, hep kendim öğrenmeye ve hep kendi doğrularımla yaşayıp hep ön cephede olmayı tercih ettim
Başarılı olup olmadığım tartışılır ama ben buyum işte
Yetmişli yıllarda Orta okullarda bile herkesin bir siyasal görüşü vardı
Ergenlik çağında olan benim de siyasal olarak bir yön bulmam gerekiyordu
Buna hemen karar vermedim
Ben okurken evim kömür pazarında halen duran 4 katlı bir binanın son katında önü bahçe şeklinde bırakılmış geniş bir odaydı
Bu binanın üçüncü katında yetmişli yılların ünlü Halkevi vardı
Merdivenlerden girip çıkarken boylu boslu iyi giyimli genç kız ve erkekler devamlı olarak burada toplanıyorlar sazlı sözlü türkü ve marşlar okuyorlardı
Ben üst katlarında yaşadığım için seslerini her zaman işitebiliyordum
Bir kaç kez neler olduğunu anlamak için yapamadığım derslerden yardım istemek bahanesiyle yanlarına girdim
Onları anlamaya çalıştım ama şüpheci davranışları ve kendilerini beğenmiş tavırları çokta hoşuma gitmedi
Bundan sonra içimden onlara karşı sempati duymadığım için bir daha Halkevine hiç girmedim
Buraya sık sık polis baskınları olurdu. Bu nedenle özellikle Dev- genç afiş ve pankartlarını bir üst katları olan benim odamın önündeki kabukluklara saklarlardı
Ben hayatım boyunca hep mazlum gördüğüm taraftan olmuş birisi olarak, polis baskını olduğunda bunları yakalamasınlar diye üst katın merdiven başındaki giriş kapısını kapatırdım. Polisler merdiven başındaki üst kapı kapalı olduğu için her seferinde kapının önlerinde sahanlıkları dolaşıp geri dönerdi
Polislere yakalatmazdım ama benim kabuk sobasını hep onların afişleriyle tutuştururdum
Onlardan korkmayı hiç düşünmedim bile
Bu nedenle ben üç sene boyunca hiç soba tutuşturacak kağıt sıkıntısı çekmedim
Halkevinden bir randıman alamayınca ders kitabı elimde aynı taktikle Orta camini karşısındaki Ülkü ocaklarına gitmeye başladım
Bir süre kafamda ki dünyayı temsil eden gençleri izledim
Çokta uyum sağlayamadık. Benim kafamdaki milliyetçilik daha araştırmacı ve daha bilinçliydi. Bu nedenle bir süre sonra burayı da terk ettim
En son olarak Erbakan hocanın Akıncılar derneği kalmıştı
Onların derneği de orta caminin yanlarındaydı. Bir kaç akşam onlara takıldım. Ne yapıyor ne konuşuyorlar anlamaya çalıştım
Baktım ki onların tarzı da bana uymuyor bir daha onların yanına da gitmedim
Ben çocukluğumdan beri Türk tarihi meraklısı olup bulduğum her şeyi okur tarihi şahsiyetleri hep kafamda canlandırmaya çalışırdım
Ordu merkez Ortaokulunda okurken Ülkücü olduğunu bildiğimiz
Sosyal Bilgiler hocamız olan Orhan Bayraktar hocamızı çok severdim. Onun duruşu ve karizması beni çok etkiliyordu
Tarih bilgim nedeniyle olsa gerek Orhan Hoca benimle çok ilgilenirdi
En sonunda kafamda canlandırdığım bağımsız ülkücü Türk milliyetçisi ve Turancı olmaya karar verdim
1978 veya 79 yılında Ülkü 0caklarından gelen bir bayram kartı bütün hayatımı alt üst etti. Rahmetli babam bunu bahane ederek liseye gitmeme karşı çıktı
Akranlarım okula başladıktan bir hafta sonra gizlice Ordu lisesine gelip kayıt yaptırmak istedim. Okul müdürümü, öğretmen mi bilmiyorum ama görüştüğüm birisi asık bir suratla bana kayıtlarının dolduğunu söyleyerek okula yazmadı
Ben de buruk bir duyguyla tekrar köye geri döndüm
1980 ihtilaline kadar Akpınar köyünde yollara ve duvarlara ne kadar MHP veya ÜGD yazısı yazılmışsa hepsini ben yazdım
Bunun için kimseden ne emir aldım nede afiş
Param olursa yağlı boya, olmazsa yüğürtlen dediğimiz bitkinin çiçek gibi açmış siyah meyvelerinden boya yapar yazardım
En büyük zevklerimden biriside uygun gördüğüm her ağaca bıçakla veya orakla MHP yazmaktı
Arada sırada yazması kolay diye Türk İslam sentezi olarak düşündüğüm Tek Yol İslam diye bile yazardım Demek ki bu sloganın şeriatı çağrıştırdığını anlayacak kapasitem yokmuş
Bundan sonraki süreçte bir okul hayatım olmadığı için yaşamım hep kendi kendime öğretmen olmakla geçti
Askere gidene kadar bahçeye giderken elimde tüfeğim azık torbamın içinde bir kitabım hiç eksik olmadı
Konusu ne olduğunun hiç önemi yoktu. Ne bulursam okuyordum. Hatta yol kenarında bulduğum atılmış eski gazeteleri bile
Liseye giden arkadaşlarla o zaman çok popüler olan bir paket Tadelle hediyeli bulmaca hazırlama yarışları yapardık
Yaptığımız bulmaca yarışlarını hep ben kazanırdım. Arkadaşlar benim hazırladığım bulmacaları okula getirip lise hocalarından yardım almalarına rağmen gene ben kazanırdım
Benim akademik bir kariyerim yok ama bir çok alanda yer adları ve soylar sülaleler üzerine tarihi çalışmalarım var
Birinci Dünya savaşında Ordulu şehitlerin hikayeleri ile ilgili yazdığım kitabı Necati Demir kardeşim arka sayfa yazısını yazıp taslak halinde bastırmış ve bayram hediyesi olarak bana getiriyor
Benim hayatta aldığım en güzel bayram hediye bu olacak
Bu çalışmayı ayrıca Bahaeddin Yediyıldız hocam okuyup önsöz yazacak bu nedenle çok mutluyum
Bu çalışmamım birinci sayfasına bu güne kadar bana destek olan hocaların isimlerini tek tek yazıp sonsuza kadar minnettarlığımı bildireceğim
Bana hep soruyorlar sen bu kadar derin tarih bilgisini nasıl edinebildin diye
Arkadaşlar
Ben bu gün Türkiye'nin sayılı ve çok değerli tarih akademisyen ve Profesörleriyle konuşabilen, diyalog kurup destek alabilen, hatta samimi olarak arkadaşlık yapabilen, yeri geldiğinde eleştirebilen ve saygı gören bir insan olabildiysem bunu çocukluğumdan beri hafızama kazınmış olan derin tarih merakı ve tarihimizi öğrenme isteği ile yaptığım saha araştırmaları ve okuduğum kaynak kitapları sözel tarihle çapraz sorgulamaya borçluyum
19 Mayıs 2026 Şiddet Şahin
Bir iki gün önce sevgili Necdet Topcuoğlu abimin Kürşad ile ilgili olarak yazdığı bir makaleyi okurken hafızam beni çocukluğuma götürdü
Benim ergenlik çağlarında milliyetçi duygularla tanıştığım ilk dönemlerde ilk ezberlediğim ve hiç unutamadığım ve kimin yazdığını bile hatırlamadığım şiir Kürşad ile ilgiliydi ve ben o yaşlarda Kürşad efsanesini okumuştum
Kürşadım sın sen Buğrasın
Esen rüzgar bir borasın
Hem öyle bir fırtınasın
Kıra kıra gideceksin
İnsan oğlunun yaşamının büyük bir bölümü öğrenmekten ibarettir
Bunun yaşı ve zamanı olmaz
Anamızdan doğup nefes almaya başladıktan sonra gözlerimizi kapatıp son nefesimizi verene kadar öğrenmeye devam ederiz
Bu öğrendiklerimizden beynimizi etkileyenler sosyal ve siyasal olarak gelecek hayatımızı şekillendirir
Kişiliğimizin oluştuğu bu süreçte en büyük etken ebeveynler, öğretmenler ve yaşadığımız çerçeve içindeki insanlardır
Ben hayatım boyunca hiç kimseden emir almadan, hep kendim öğrenmeye ve hep kendi doğrularımla yaşayıp hep ön cephede olmayı tercih ettim
Başarılı olup olmadığım tartışılır ama ben buyum işte
Yetmişli yıllarda Orta okullarda bile herkesin bir siyasal görüşü vardı
Ergenlik çağında olan benim de siyasal olarak bir yön bulmam gerekiyordu
Buna hemen karar vermedim
Ben okurken evim kömür pazarında halen duran 4 katlı bir binanın son katında önü bahçe şeklinde bırakılmış geniş bir odaydı
Bu binanın üçüncü katında yetmişli yılların ünlü Halkevi vardı
Merdivenlerden girip çıkarken boylu boslu iyi giyimli genç kız ve erkekler devamlı olarak burada toplanıyorlar sazlı sözlü türkü ve marşlar okuyorlardı
Ben üst katlarında yaşadığım için seslerini her zaman işitebiliyordum
Bir kaç kez neler olduğunu anlamak için yapamadığım derslerden yardım istemek bahanesiyle yanlarına girdim
Onları anlamaya çalıştım ama şüpheci davranışları ve kendilerini beğenmiş tavırları çokta hoşuma gitmedi
Bundan sonra içimden onlara karşı sempati duymadığım için bir daha Halkevine hiç girmedim
Buraya sık sık polis baskınları olurdu. Bu nedenle özellikle Dev- genç afiş ve pankartlarını bir üst katları olan benim odamın önündeki kabukluklara saklarlardı
Ben hayatım boyunca hep mazlum gördüğüm taraftan olmuş birisi olarak, polis baskını olduğunda bunları yakalamasınlar diye üst katın merdiven başındaki giriş kapısını kapatırdım. Polisler merdiven başındaki üst kapı kapalı olduğu için her seferinde kapının önlerinde sahanlıkları dolaşıp geri dönerdi
Polislere yakalatmazdım ama benim kabuk sobasını hep onların afişleriyle tutuştururdum
Onlardan korkmayı hiç düşünmedim bile
Bu nedenle ben üç sene boyunca hiç soba tutuşturacak kağıt sıkıntısı çekmedim
Halkevinden bir randıman alamayınca ders kitabı elimde aynı taktikle Orta camini karşısındaki Ülkü ocaklarına gitmeye başladım
Bir süre kafamda ki dünyayı temsil eden gençleri izledim
Çokta uyum sağlayamadık. Benim kafamdaki milliyetçilik daha araştırmacı ve daha bilinçliydi. Bu nedenle bir süre sonra burayı da terk ettim
En son olarak Erbakan hocanın Akıncılar derneği kalmıştı
Onların derneği de orta caminin yanlarındaydı. Bir kaç akşam onlara takıldım. Ne yapıyor ne konuşuyorlar anlamaya çalıştım
Baktım ki onların tarzı da bana uymuyor bir daha onların yanına da gitmedim
Ben çocukluğumdan beri Türk tarihi meraklısı olup bulduğum her şeyi okur tarihi şahsiyetleri hep kafamda canlandırmaya çalışırdım
Ordu merkez Ortaokulunda okurken Ülkücü olduğunu bildiğimiz
Sosyal Bilgiler hocamız olan Orhan Bayraktar hocamızı çok severdim. Onun duruşu ve karizması beni çok etkiliyordu
Tarih bilgim nedeniyle olsa gerek Orhan Hoca benimle çok ilgilenirdi
En sonunda kafamda canlandırdığım bağımsız ülkücü Türk milliyetçisi ve Turancı olmaya karar verdim
1978 veya 79 yılında Ülkü 0caklarından gelen bir bayram kartı bütün hayatımı alt üst etti. Rahmetli babam bunu bahane ederek liseye gitmeme karşı çıktı
Akranlarım okula başladıktan bir hafta sonra gizlice Ordu lisesine gelip kayıt yaptırmak istedim. Okul müdürümü, öğretmen mi bilmiyorum ama görüştüğüm birisi asık bir suratla bana kayıtlarının dolduğunu söyleyerek okula yazmadı
Ben de buruk bir duyguyla tekrar köye geri döndüm
1980 ihtilaline kadar Akpınar köyünde yollara ve duvarlara ne kadar MHP veya ÜGD yazısı yazılmışsa hepsini ben yazdım
Bunun için kimseden ne emir aldım nede afiş
Param olursa yağlı boya, olmazsa yüğürtlen dediğimiz bitkinin çiçek gibi açmış siyah meyvelerinden boya yapar yazardım
En büyük zevklerimden biriside uygun gördüğüm her ağaca bıçakla veya orakla MHP yazmaktı
Arada sırada yazması kolay diye Türk İslam sentezi olarak düşündüğüm Tek Yol İslam diye bile yazardım Demek ki bu sloganın şeriatı çağrıştırdığını anlayacak kapasitem yokmuş
Bundan sonraki süreçte bir okul hayatım olmadığı için yaşamım hep kendi kendime öğretmen olmakla geçti
Askere gidene kadar bahçeye giderken elimde tüfeğim azık torbamın içinde bir kitabım hiç eksik olmadı
Konusu ne olduğunun hiç önemi yoktu. Ne bulursam okuyordum. Hatta yol kenarında bulduğum atılmış eski gazeteleri bile
Liseye giden arkadaşlarla o zaman çok popüler olan bir paket Tadelle hediyeli bulmaca hazırlama yarışları yapardık
Yaptığımız bulmaca yarışlarını hep ben kazanırdım. Arkadaşlar benim hazırladığım bulmacaları okula getirip lise hocalarından yardım almalarına rağmen gene ben kazanırdım
Benim akademik bir kariyerim yok ama bir çok alanda yer adları ve soylar sülaleler üzerine tarihi çalışmalarım var
Birinci Dünya savaşında Ordulu şehitlerin hikayeleri ile ilgili yazdığım kitabı Necati Demir kardeşim arka sayfa yazısını yazıp taslak halinde bastırmış ve bayram hediyesi olarak bana getiriyor
Benim hayatta aldığım en güzel bayram hediye bu olacak
Bu çalışmayı ayrıca Bahaeddin Yediyıldız hocam okuyup önsöz yazacak bu nedenle çok mutluyum
Bu çalışmamım birinci sayfasına bu güne kadar bana destek olan hocaların isimlerini tek tek yazıp sonsuza kadar minnettarlığımı bildireceğim
Bana hep soruyorlar sen bu kadar derin tarih bilgisini nasıl edinebildin diye
Arkadaşlar
Ben bu gün Türkiye'nin sayılı ve çok değerli tarih akademisyen ve Profesörleriyle konuşabilen, diyalog kurup destek alabilen, hatta samimi olarak arkadaşlık yapabilen, yeri geldiğinde eleştirebilen ve saygı gören bir insan olabildiysem bunu çocukluğumdan beri hafızama kazınmış olan derin tarih merakı ve tarihimizi öğrenme isteği ile yaptığım saha araştırmaları ve okuduğum kaynak kitapları sözel tarihle çapraz sorgulamaya borçluyum
19 Mayıs 2026 Şiddet Şahin

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.