İNSANOĞLU AVCIDIR...
Avcılık “doğa düşmanlığı” diyorsunuz ama doğayı betonla boğanlara susup, dağın yamacında sabahın ayazında sazlıkta bekleyen adama saldırıyorsunuz.
Et yiyorsunuz ama o etin bir canlıdan geldiğini unutuyorsunuz.
Market rafında streçlenmiş et görünce vicdanınız rahatlıyor da; paketlenince ölüm görünmez mi oluyor?
Bak kardeşim, insan türü avlanarak var oldu.
Bu bir görüş değil, biyolojik gerçektir.
Avlanarak beslendi.
Avlanarak güçlendi.
Beyin gelişimini hayvansal proteinle tamamladı.
Atalarınız avlanmasaydı, yeterli protein alamasaydı, bugün o “hassas” cümleleri kuracak kapasiteye bile ulaşamazdınız.
Geçmişinizi inkâr etmeyin.
Benim avcılığımı “modern dünya” masallarıyla eleştirmeniz akıl işi değil.
Bu düpedüz nankörlüktür.
Kalkıp bana modern tarım hikâyeleri anlatıyorsunuz; “ihtiyacın yok” diyorsunuz.
Sanki insanlığı siz beslediniz.
Gerçeği görün:
Toprak yoruldu.
Besin değeri düştü.
Doğal ete ulaşım neredeyse yok.
“Organik” etiketiyle teselli arıyorsunuz.
İnsan protein yönünden zayıfladı.
Avcılık yeteneğini kaybeden bir nesil yetişti.
Kimi doğasından koptu, kimi insanın değerini tartışır hâle geldi.
İnsana insan olduğu için saygı göstermekte zorlanırken, başka sembolleri kutsallaştıran bir zihniyet türedi.
Bu kadar netim:
Hayvan düşmanı değilim.
Kendi türüne yabancılaşan anlayışa karşıyım.
İnsanlık paketle büyümedi.
Streçe sarılı et yoktu.
Avlanmayı öğrendi,
avla büyüdü.
O av etleriyle nesiller doğdu, nesiller yetişti.
Her şeye karşı çıkanlar iyi okusun, iyi anlasın.
Tarihte ilk defa yeni kuşakların ortalama zihinsel performansının önceki kuşakların gerisinde olduğu konuşuluyor.
Konfor alanını büyütürken kökünü ıskalayan toplumların şaşıracak bir durumu yok.
Hiçbir avcı doğa düşmanı değildir.
Yaban hayatı olmazsa avcılık olmaz.
Avcıyı eleştirenlerin bir kısmı göl kenarında evi olsun diye ormanın kesilmesine ses çıkarmaz; yeter ki manzarası bozulmasın.
Denize nazır ev uğruna kıyıları betonla dolduranlar, şehrin arka sokaklarını görmez.
Şehirli olmak, modern olmak inkârcılığı üretmemeli.
Ama birçok insan köyünü, geldiği yeri unuttu.
Dedesinin nasırlı elini, ninesinin ineğin altından sağdığı sütü hatırlamaz oldu.
Şimdi çocuğunu paketli gıdayla besleyip geçmişini küçümsüyor.
Avcılık insanın köküdür.
Genetik hafızasıdır.
Varoluşudur.
Bu gerçeği beğenmeyebilirsiniz.
Ama değiştiremezsiniz.
İnsan avcıdır.
İnsan olan bundan utanmaz.
Ayaklarım gövdemi taşıdığı sürece av yapacağım.
Serhat Çelebioğlu
İNSANOĞLU AVCIDIR...
İlk yorum yazan siz olun