EVRİMSEL MİRASIMIZIN SİYASETTEKİ GÖLGESİ

Şeref ÖZKAN

EVRİMSEL MİRASIMIZIN SİYASETTEKİ GÖLGESİ

Kaba, öfkeli ve saldırgan politikacıların seçim kazanması, insanların gerçekten kabalığı sevdiği anlamına gelmez.

Neden milyonlarca insan, sakin ve uzlaşmacı görünen bir lider yerine daha sert, daha buyurgan ve hatta zaman zaman zorba görünen birini tercih edebiliyor?

Bunun cevabı yalnızca siyaset biliminde değil, evrimsel biyoloji, psikoloji ve sinirbilimde de aranmalıdır.

İnsan beyni yüz binlerce yıl boyunca bugünkü şehirlerde, parlamentolarda ya da televizyon ekranlarında değil, yırtıcıların, kıtlığın, savaşın ve sürekli belirsizliğin olduğu küçük topluluklarda evrimleşti. O dünyada en önemli soru "En nazik insan kim?" değildi. Asıl soru, "Bizi kim koruyabilir?" sorusuydu.

Tehlike anlarında beynimiz hala o eski yazılımla çalışır. Belirsizlik arttığında, ekonomik kriz derinleştiğinde, savaş korkusu yayıldığında ya da toplum geleceğini kaybettiğini düşündüğünde, beynin daha ilkel savunma mekanizmaları daha fazla devreye girer.

Bu durumda insanlar, bilinçli olarak olmasa bile, güçlü görünen kişilere yönelmeye daha yatkın hale gelir.

Yüksek sesle konuşmak, sert çıkışlar yapmak, öfke göstermek, rakiplerini aşağılamak veya meydan okumak, beynin eski savunma sistemleri tarafından "liderlik" işareti olarak algılanabilir.

Evrimsel geçmişimizde baskın bireylerin grubu koruma ihtimali daha yüksek olabildiği için, bu eğilim günümüzde de izlerini taşımaktadır.

Ancak burada büyük bir yanılgı vardır. Çünkü modern toplum, taş devrinin kabilelerinden tamamen farklıdır. Bugün başarılı bir ülkeyi yönetmek için fiziksel baskınlık değil, bilim, hukuk, ekonomi, diplomasi, kurumlar ve ortak akıl gerekir.

Evrimin bize bıraktığı ilk izlenim mekanizması, modern siyasetin karmaşık gerçekliğini değerlendirmek için yeterli değildir. Üstelik otoriter liderler tam da bu evrimsel eğilimleri kullanmayı öğrenmiştir.

Önce korku üretirler. Toplumun sürekli bir tehdit altında olduğu hissini canlı tutarlar. Dış düşmanlar, iç düşmanlar, komplolar, krizler, ihanet söylemleri... Çünkü korkan beyin daha az sorgular, daha hızlı karar verir ve güvenlik arayışını özgürlük arayışının önüne koyabilir.

Bu durum, sinirbilimde de karşılığını bulur. Yoğun korku ve stres altında beynin duygusal alarm sistemi daha baskın çalışırken, eleştirel değerlendirme ve uzun vadeli düşünmeyle ilişkili bölgelerin etkisi zayıflayabilir.

İnsanlar bu koşullarda karmaşık çözümler yerine, kesin konuşan ve kendinden emin görünen kişilere daha kolay yönelebilir.

Fakat tarih bize başka bir şey daha öğretmiştir. Kriz zamanlarında yükselen saldırgan liderler, kısa vadede güven duygusu yaratabilir. Ancak uzun vadede kurumları zayıflatabilir, kutuplaşmayı artırabilir ve toplumun birlikte düşünme kapasitesini aşındırabilir. Çünkü korku, iyi bir seçim danışmanı değildir.

İnsan evrimi yalnızca rekabetten ibaret değildir. Türümüzü bugüne taşıyan en büyük özelliklerden biri işbirliği yapabilmesi, empati kurabilmesi ve ortak akıl geliştirebilmesidir.

Avcı-toplayıcı topluluklarda insanlar yalnızca güçlü oldukları için değil, dayanışabildikleri için hayatta kaldılar. Dil, kültür ve uygarlık, kaba gücün değil kolektif zekanın ürünüdür.

Bu nedenle bugün demokratik toplumların önündeki temel mesele, evrimden miras kalan ilk tepkilerimizi inkar etmek değil, onları tanımak ve aşabilmektir.

Çünkü güçlü görünen her lider güçlü değildir. Bağıran herkes cesur değildir. Ve en önemlisi, korku üzerine kurulan güven, çoğu zaman özgürlüğün sessizce el değiştirmesinin ilk adımıdır.
#Evrim #EvrimselPsikoloji #Sinirbilim #Psikoloji #Siyaset #SiyasetPsikolojisi #Demokrasi #Otoriterlik #Liderlik #KorkuSiyaseti #ToplumsalPsikoloji #DavranışBilimleri #Bilim #EleştirelDüşünce #Dayanışma #Empati #OrtakAkıl #İnsanDoğası #Toplum #Politika #T24⁠ #GazeteDuvar #Medyascope⁠ #YeniÖzgürPolitika #Rüdaw
#BirGün #Blog #YazarPlatformları⁠
#IndependentTürkçeGörüş⁠
#Medium

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.