Öğrenmeye Çalışırken Eksik Öğrendiğimi Öğrendim. Erkek Aklımın Kör Noktaları Bana Hatanın Yarısını Geç Farkettirdi…
Yollardır öğrenmeye çalışıyorum. Thales'ten başlayan felsefi serüven…
Herakleitos'u… Sokrates'i… Platon'u… Aristoteles'i… Spinoza'yı… Hegel'i… Marx'ı… Nietzsche'yi...
Dinleri öğrenmeye çalışıyorum.
Yahudiliği… Hristiyanlığı… İslam'ı… Budizm'i...
İnsan niye tanrı yaratıyor? Niye cenneti hayal ediyor? Niye cehennemle korkutuyor? Anlamaya çalışıyorum.
Sonra Darwin geliyor… Evrimsel biyolojiyi öğrenmeye çalışıyorum.
Sinirbilimi,.. İnsan beyni… Bilinç… Benlik… Anlamaya çalışıyorum.
Yetmiyor… Ekolojiyi öğrenmeye çalışıyorum. Bir ormanın neden sadece ağaç olmadığını… Bir mantarın binlerce ağacı birbirine bağladığını… Bir arının aslında ekonomiden daha önemli olduğunu öğreniyorum.
Sonra fiziğe sardım. Newton'u… Einstein'ı… Görelilik kuramını… Kuantum mekaniğini… Evreni… Zamanı… Maddenin en küçük parçacığını.
Tam o sırada… Bir kadın kendi hayatını anlatmaya başlıyor. Benim bütün kütüphane bana dönüp gülüyor.
Meğer ben insanlığın sadece yarısını okuyormuşum. Hayatın ikinci cildi evde duruyormuş. Ben hep birinci cildi ezberlemişim.
Tarih öğreniyoruz.
Kim var? Krallar… Padişahlar… Komutanlar… İmparatorlar… Cumhurbaşkanları… Savaşlar… Fetihler… İhtilaller...
Bir dakika… Bu insanlar savaşa giderken çocuğa kim bakıyordu?
Asker cephede kahraman… Evde ateşi kim söndürmeden sabaha taşıdı? Hasta olunca otu kim kaynattı?
Kimse anlatmıyor. Çünkü tarih biraz da erkeklerin WhatsApp grubu gibi yazılmış. Herkes birbirini övüyor. Kadınlar gruba hiç eklenmemiş.
Sonra bugüne bakıyorum. Adam televizyonda… "Ülkeyi ben yönetirim." Evde… Çamaşır makinesini çalıştıramıyor. Ama anayasa değiştiriyor...
Bir de bizim özgüven var. İki kitap okuyoruz. Üç panel dinliyoruz. Dördüncü günde medeniyet tasarlıyoruz.
Adam "Varlık nedir?" diye kitap yazıyor. Kadın ise aynı anda… Liste uzun…Yemek planlıyor… Gıda alışverişini organize ediyor… Bütçe çıkarıyor… Evde ne eksik, ne fazla takip ediyor… Kahvaltı, öğle, akşam yemeği hazırlıyor… Ara öğün yapıyor… Ekmek pişiriyor… Tatlı yapıyor… Konserve kuruyor… Turşu basıyor… Reçel kaynatıyor… Gıdayı saklıyor… Bulaşığı yıkıyor… Mutfağı temizliyor… Buzdolabını düzenliyor… Fırını, ocağı temizliyor…
Sonra evi süpürüyor… Siliyor… Toz alıyor… Cam siliyor… Banyoyu…Tuvaleti… Halıyı… Koltuğu… Yatak odasını...Çöpü...
Bitmedi.
Kirli çamaşırları topluyor… Renklerine göre ayırıyor… Yıkıyor… Kurutuyor… Katlıyor… Ütülüyor… Dolaba yerleştiriyor… Leke çıkarıyor… Düğme dikiyor… Yırtık onarıyor… Sonra çocuk varsa… Besliyor… Alt değiştiriyor… Yıkıyor… Uyutuyor… Oyun oynuyor… Ödev yaptırıyor… Okula hazırlıyor… Doktora götürüyor… Moral veriyor… Psikolojisini takip ediyor...
Yaşlı varsa… İlacını takip ediyor… Yemeğini hazırlıyor… Refakat ediyor… Hastane randevusunu alıyor… Evrakını tamamlıyor...
Bir de evin ekonomisi var. Faturalar… Banka işleri… Resmî evrak… Alışveriş… Tamirat… Usta… Ev güvenliği...
Derken… Kim doğmuş? Kim küsmüş? Kim barışmış? Kim hasta? Kimin doğum günü? Misafir ne zaman gelecek? Tatil nasıl organize edilecek? Servis kaçta? Randevu ne zaman? Erzak bitti mi?
Bahçe varsa bahçe… Sebze varsa sebze… Hayvan varsa hayvan… Yakacak varsa yakacak… Kışlık hazırlık...
Ve bütün bunların sonunda biri çıkıyor, "Kadınlar tarih boyunca neden daha az filozof yetiştirmiş?"
Vallahi ben olsam bırak filozof olmayı, akşam haberlerini bile sonuna kadar izleyemem!
Kadın elli yıllık hayatını anlatıyor. Biz hemen araya giriyoruz. "Bir de olaya objektif bakalım."
Yok kardeşim. Binlerce yıldır zaten sizin objektifinizle bakmışız. Biraz da kamerayı çevirin.
Ve akşam oluyor...
Kadın gün boyu mutfaktan çamaşıra, çocuktan yaşlı bakımına, alışverişten bütçe hesabına, ev temizliğinden duygusal emeğe kadar onlarca işi aynı günün içine sığdırmış...
Kocası sofraya oturuyor...
İlk cümle: "Yemek biraz tuzsuz olmuş." "Pilav lapa olmuş." "Çay soğuk." "Eskisi kadar özen göstermiyorsun."
Bir teşekkür? Yok. "Bugün çok yorulmuşsundur." diyen? Yok.
Sonra asıl klasik geliyor:
"Sen gün boyu evdesin... Ne yapıyorsun ki?"
İşte bu cümle, görünmeyen emeğin Nobel ödülünü hak eder! Çünkü bu cümleyi kurabilmek için, gün boyunca yapılmış yüzlerce işi aynı anda görmezden gelebilecek olağanüstü bir yetenek gerekiyor.
Erkekler bir işi ancak para karşılığı yapılıyorsa "iş" sanıyor. Oysa evin içinde durmadan çalışan o görünmeyen emek bir gün gerçekten durursa…
İşte o gün herkes neyin "iş" olduğunu çok kısa sürede öğrenir.
Erkek… Bir kahve yapıyor.
Altına bin yorum… "Kral."
Bugün anlıyorum ki...
Kadın meselesi yalnız kadın meselesi değil. İnsanlığın hafıza meselesi. Çünkü bir hafızanın yarısını silersen… Adına tarih değil… Seçici unutkanlık dersin. Belki ekoloji krizinin bir parçası da bu.
Doğayı da kadınları da aynı gözle görmüşüz. İkisini de yönetilecek kaynak sanmışız. Oysa ikisi de yaşamın kendisiymiş. Artık büyük cümleler kurmaktan biraz korkuyorum.
Eskiden her konuda fikrim vardı. Şimdi her konuda sorum var. Galiba bu daha sağlıklı. Çünkü öğrendim ki… İnsanı geliştiren cevaplar değil. Eksik kaldığını fark ettiği sorular. O yüzden artık kesin konuşmuyorum. Öğrenmeye çalışıyorum. Dinlemeye çalışıyorum. Yanıldığımı fark etmeye çalışıyorum.
#GörünmeyenEmek #KadınEmeği
#ToplumsalCinsiyet #Feminizm
#Erkeklik #Patriyarka #BakımEmeği #EvİçiEmek
#ZihinselYük #DuygusalEmek
#Bilgi #Felsefe #Bilim #DoğaBilimleri #Evrim #Sinirbilim #Ekoloji #Tarih
#Hafıza #EleştirelDüşünce #Yaşam #İnsanlık #Öğrenmek #Sorgulamak #Eşitlik #Adalet #KadınTarihi #Ekofeminizm #GörünmeyeniGörmek #BaşkaBirDünyaMümkün