KAOSUN ADI TÜRBAN

Şair Ali Öztürk

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa"nın 4.ncü maddesine gereğince değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen 1,2 ve 3 üncü maddeleri aşağıda gösterilmiştir.

I.  Devletin şekli

MADDE 1. – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

II.  Cumhuriyetin nitelikleri

MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

III.  Devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti

MADDE 3. – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.

Başkenti Ankara"dır.

Anayasa Mahkemesi"nin, üniversitelerde türban yasağının kaldırılmasına ilişkin yasağın kaldırılması ile ilgili Anayasa değişikliğini iptal etmesi;  gerek basında, gerek siyasi ortamda gerekse kamu oyunda çeşitli yorumlara neden oldu.

Kararın gerekçesi henüz açıklanmadı ama bu değişikliğin 2 nci maddede belirtilen laiklik ilkesini ihlal  etmesi nedeniyle alındığı hemen hemen kesin  gibi.

Ülkemizin birlik olmaya ve istikrara en çok gerek duyduğu bu günlerde, gündemin böyle bir konuyla işgal edilmesi  zaman kaybından başka bir şey değildir.  Herkesin kişisel ve siyasi çıkarlarını bir yana bırakarak; şapkasını önüne koyup sağduyu ile düşüneceği günlerdeyiz.

Kimine göre üniversitelerde türban yasağı, türbanlı  genç kızlarımızın okuma hakkını gasp niteliğinde.Kimine göre ise, türbanın üniversiteye girmesi laiklik ilkesine ters bir anlayış ve din devletine giden yolda bir başlangıç. Türban onlar için bir sendrom. Bu ikilem arasında, ülke yoktan yere bir kaosun içine sokulmakta ve vatandaşın aklı karışmakta.

Daha birkaç ay öncesine kadar CHP lideri  sayın Baykal,” Türban yasağı AKP tarafından değil de laiklik konusunda  sicili temiz bir  parti tarafından yapılsa hiçbir sorun çıkmazdı” demiyor muydu ?

Öte yandan AK Parti, karşıtları tarafından laiklik ilkesini ihlal etmekle itham edilirken, eşi türbanlı  sayın Abdullah Gül"ün Cumhurbaşkanlığı adaylığından feragat etmemesi ne kadar doğruydu acaba ? Eğer, toplumun her kesiminin üzerinde uzlaştığı bir kişi ki, bu AK Partili de olabilirdi Çankaya"ya çıksaydı düşünüyorum da bugünkü tartışmalar yine de olur muydu ki ?

 Siyasi ve kişisel hırs, ülke çıkarlarından daha öne çıkmasa ya, bir çok sorun  kendiliğinden  çözülür diye düşünüyorum. Bilmem haksız mıyım ?