Ordu'da yaşadığımız süreçte, ve özellikle Yaklaşan seçim kokusunu alan kendilerini solda ya da çevrecilik'te ya da halkın yanında olarak
konumlandırılan bazı popülist politika erbabı, Çaya çorbaya limon Vaziyetlerini takınarak ordudaki her eylemde hem önüne geçip görüntü vermeyi seviyorlar.çünkü onların görevi o görüntüleri vererek daha sonra bir adım bir Level daha yukarıya çıkmak politik arenada!
onların bu çabalarini görüyoruz ama onlar hiçbir zaman çevreci ya da halktan yana olacaklarını anlayamıyorlar.
ya da yanlış ezberlerle büyüdükleri için kendilerini en kahraman Rıdvan pozisyonuna konumlandırıp başkalarını beğenmez hale geliyorlar...
bu tür popülist ve ikiyüzlü politika erbabına geçtiğimiz günlerde girdikleri sınavda sınıfta kaldıklarını bilmelerini isterim...
isterim çünkü yumurta kapıya dayandıklarında kendileri kır ilmam Eyk için yine bir avuç çevreciye bir avuç inanmış arkadaşı belediye binası içinde yalnız bıraktılar...
ve böylelikle onların mücadele insanı değil 'ticari politika erbabı' olduğunu bir kez daha yaşayıp görmüş olduk..
neyse konuyu fazla uzatmayayım Dücani hocanın çok güzel bir paylaşımını sizlerle paylaşıyorum..
ve diyorum ki:ANLAYANA SIVRISINEK SAZ ANLAMAYANA BIZ GEREKENI YAPARIZ!...
Dücane Cundioğlu'dan Alıntıdır.
Papazın biri, uzun süredir ahbaplık ettigi Haham'a
"Bana Tevrat'ı ogretmenizi isterim" der...
Haham, olmaz der, "Sen Yahudi doğmadın, kafan Yahudi gibi çalışmaz.
Tevratın kelamını anlaman mümkün değil..."
Papaz ısrar eder, Haham razı olur, ama bir koşulu vardır: "Soracagım soruya doğru yanıt verebilirsen, ogretirim"...
Papaz, "Kabul"
diye yanıtlar. "Sor bakalım!"
Haham:
"İki adam bir bacanın içine düşerler. Biri kirli, öteki tertemiz çıkar. Hangisi yıkanır?"
Papaz, "Bundan kolay ne var?" diye atılır. "Kirlenen yıkanır, temiz kalan yıkanmaz."
Haham içini çeker, "Sana Tevrat'ın kelamını asla anlamayacağını söylemiştim! Doğrusu tam tersi. Temiz kalan adam ötekinin kirlendiğini görünce, kendisinin de kirlendiğini sanıp yıkanır. Kirlenen adam ise karsisindakini temiz gordugu için kendisini de temiz sanıp yıkanmaya gerek duymaz."
Papaz, kafasını kaşır. "Bak bu aklıma gelmemişti. Bir soru daha sorar mısın?"
Haham aynı soruyu yeniden sorar: "İki adam bir bacanın içine düşerler.
Biri kirli, öteki temiz çıkar. Hangisi yıkanır?"
Papaz, doğru yanıtı artık bildiğinden emin, "Temiz kalan ötekinin kirlendiğini görünce kendisinin de kirlendiğini sanıp, yıkanır. Kirlenen, ötekini temiz gördüğünden kendisini de temiz sanıp yıkanmaz!"
Haham, başını sallar. "Yine yanıldın! Sana söylemiştim, asla anlamayacağını. Temiz kalan adam aynaya bakar, temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirlendigini görünce, gider yıkanır."
Papaz itiraz eder: "Ayna nereden çıktı? Bana ayna var demedin ki..."
Haham, parmağını sallar: "Seni uyardım, bu kafayla Tevrat'ın kelamını kavrayamazsın. Tevrat'ı anlamak için her olasılığı düşünmelisin."
"Peki, peki" diye inler Papaz. "İzin ver, bir kez daha şansımı deneyeyim. Başka bir soru sor!"
"Son kez soruyorum" der, Haham: "İki adam, bir bacadan içeri düşerler. Biri temiz, öteki kirli çıkar. Hangisi gidip yıkanır?"
Papaz, "Artık her olasılığı biliyorum" deyip, bir solukta sıralar: "Eğer ayna yoksa, temiz kalan ötekini kirli görüp kendisinin de kirlendiğini düşünerek gider yıkanır. Kirlenen temize bakıp kirlenmediğini düşünerek, yıkanmaz. Eğer ayna varsa, temiz kalan aynaya bakıp temiz olduğunu görür, dolayısıyla yıkanmaz. Kirlenen aynaya bakıp kirini gördüğü için yıkanır!"
Haham başını sallayıp, cık cık yapar: "Hayır, sana söylemiştim, kafan Yahudi kafası değil, Tevrat'a basmaz! Söyle bana, aynı bacadan içeri düşen iki adamdan birinin kirlenip, ötekinin temiz çıkması mümkün müdür?"
Bu yollarda beraber yürüyüp beraber ıslandıklarınız kirlendi ama siz temiz kaldınız, öyle mi?
Hangi din olursa olsun bakış açınız bu ;herkes kirlendi ama siz tertemizsiniz !!! Öyle mi!
"Siz kirlenmemekle değil arınmak la mükellefsiniz"