MİLLETİN BÜTÇESİYLE ŞAHSİ KARİYER TİYATROSU: GASTRONOMİ DEĞİL, SİYASİ TASARIM!

Nevzat AKATA

MİLLETİN BÜTÇESİYLE ŞAHSİ KARİYER TİYATROSU: GASTRONOMİ DEĞİL, SİYASİ TASARIM!

Mutfağın kapısından sadece "onur konuğu" olarak geçmiş, yumurta kırmayı bile bir "mutfak devrimi" sanan profiller toplanmış; adına da “Gastronomi Paneli” demişler. Sahne ışıkları altında, bu kentin kısıtlı kaynaklarıyla kurulan o masalarda lezzet değil; milletin bütçesiyle kişisel kariyer ve siyasi ticari çalışmaları vitrine çıkarma operasyonu servis ediliyor.

Anlayana; bu bir marka projesi! Kamu vicdanına göre; tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla kurulan bir ikbal simülasyonu!

Kamu Kaynağıyla Şahsi İstikbal Turu!

Bu milletin bütçesinin her bir kuruşu mukaddestir ve sadece topluma hizmet için harcanmalıdır. Ancak görüyoruz ki; milletin bütçesiyle kişisel kariyer ve siyasi ticari çalışmaları kendine yöntem edinenler, bu kaynağı kendi "network"lerini genişletmek ve siyasi basamakları tırmanmak için bir kaldıraç olarak kullanıyor. Ordu’nun gerçek gastronomi mirası can çekişirken; mutfak kültüründen bihaber yapıların şovuna harcanan her kuruş, halkın sofrasından çalınan bir değerdir!

Hafızayı Gömüp, Enkazın Üzerinde "Gurmelik" Taslamak!

Soruyoruz o kürsüdeki siyasi ikbal mimarlarına: Nerede o efsane Cihan Lokantası? Hikâyesi bile yazılmadı, tabelasını biz yıkıntıların arasından ellerimizle kurtardık! MIDI’nın asırlık deniz kültüründen, Adem Baba’nın dumanı tüten mirasından zerre teknik bilginiz var mı? Hayır! Sizin derdiniz lezzet değil; kamunun parasıyla "vizyoner yönetici" maskesi takıp, kendi ticari ve siyasi ikbalinize yatırım yapmak!

Amonyak ve Hamsi Cahillerine "Mutfak" Dersi!

Bu kentin bayram sabahlarını müjdeleyen, o geniz yakan ama ruhu doyuran Amonyaklı Simidi’nin adını dahi anmayanlar; amonyağın karakteristik kokusunu "hata" sanan o sığ vizyon, hangi gastronomi haritasını çizecek? Hamsili ekmeğinden salamurasına, içli tavasından buğulamasına kadar uzanan o devasa Hamsi Mühendisliğini ıskalayan bir zihniyet; deniz şehri Ordu'da ancak akvaryum camına ekmek banar! Melik Kaya Arzan’ın mirasını, Fidangor’un fırınını koruyamayanlar; şimdi kalkmış halkın parasıyla "kültürel derinlik" mizanseni yapıyor.

Üç-Beş Ot Kavurmasıyla Küresel Pazarlama Komedisi!

Ufukları; üç-beş otu soğanla öldürüp, ortasına yumurta kırmaktan ibaret. Yüz yıllık köylü pratiğini allayıp pullayıp "dünya mutfağı" diye sunarak şahsi reklamını yapmak, bu kentin entelektüel birikimine hakarettir. Dışarıda balık yiyene "salak" gözüyle bakan o çarpık zihniyeti kökten değiştirmek yerine; o zihniyetin üzerine "kariyer cilası" çekmek, milletin parasını israf etmektir.

Dönüş Yolundaki Acı Fısıltı: "Burada Kaynak Çok, Denetim Yok!"

Kendi aralarında "top çeviren", liyakat fakiri ama kurnazlık zengini bu yapıların harcadığı her kuruşun hesabı sorulmalıdır. O paneller bittiğinde, ağırladığınız misafirlerin dönüş yolunda birbirlerinin kulağına ne fısıldadığını biz buradan duyuyoruz: “Ne kadar çok sahtelik, ne kadar çok boşluk ve ne kadar kontrolsüz bir bütçe yönetimi var burada!” Bu kentin gerçek lezzet mimarları tarihe gömülürken, milletin bütçesiyle kişisel kariyer ve siyasi ticari çalışmaları alışkanlık edinenlerin devri elbet kapanacak. Ordu mutfağı; koltuk sevdalılarının basamağı değil; bu toprağın kadim, çok kültürlü ve haysiyetli mirasıdır.

Son söz: Bu sofra siyasi ihtirasla kurulmuş, bu yemek kamu vicdanında çoktan kokmuştur!