BİR TRAMBOLİNİN
( BU YAZI TROMBOLİN YAPILANA KADAR TEKRARLANACAK.VE BU DA BUNLARA DERS OLSUN ALDIKLARI MAAŞI HAK ETMİYORLAR)
Yenisi Gelene Kadar Buna Benzer Bir Trambolin Bulunamadı mı?
Bir kentin nasıl yönetildiğini anlamak için bazen dev bütçeli projelere değil, çocukların oynadığı bir parkın ortasına bakmak yeterlidir.
Altınordu Belediyesi hizmet binasının hemen karşısındaki çocuk parkında bulunan trambolin yaklaşık dört aydır onarılmayı bekliyor.
Verilen gerekçe hazır:
“Parça yurt dışından bekleniyor.”
İyi de vatandaşın aklıyla alay eder gibi duran bu açıklamayı sorgulamak suç mu?
Bugün dünyanın herhangi bir yerinden verilen siparişler günler içinde teslim edilirken, bir belediyenin dört aydır bir oyun ekipmanını çalışır hale getirememesi gerçekten sadece bir parça meselesi midir?
Yoksa mesele çok daha derinlerde midir?
Çünkü sorun artık bir trambolinin bozuk olması değildir.
Sorun; kamu hizmetinin hangi önceliklerle yürütüldüğü, kaynakların nasıl kullanıldığı ve vatandaşın taleplerinin ne kadar ciddiye alındığıdır.
Bir yanda memnuniyet anketleri…
Bir yanda “Altınordu’lular Ulaştepe’ye yüzde altmış iki memnuniyetlik notu vermişler” söylemleri…
Öte yanda ise belediye binasının karşısında dört aydır bekleyen bir çocuk parkı…
Vatandaş da doğal olarak soruyor:
Madem memnuniyet bu kadar yüksek, bu kadar basit görünen bir sorun neden aylarca çözülemiyor?
Çünkü vatandaş artık süslü sunumlarla değil, günlük hayatındaki gerçeklerle ilgileniyor.
Çocukların oynayamadığı parkı görüyor.
Bozulan ekipmanı görüyor.
Eksik kalan hizmeti görüyor.
Ve gördüğü şeyle anlatılan şey arasındaki farkı da görüyor.
Bu Sadece Bir Trambolin Değil
Bu görüntü, son yıllarda giderek büyüyen yönetim tartışmalarının küçük ama sembolik bir fotoğrafıdır.
Vatandaşların sık sık dile getirdiği eleştiriler ortadadır:
- Çocuk parklarında aydınlatma eksiklikleri,
- Su sorunları,
- Bozuk salıncaklar,
- Yetersiz bakım faaliyetleri,
- Bitmeyen liyakat tartışmaları,
- Hesap verebilirlik eksikliği,
- Düzenli basın toplantılarının yapılmaması,
- Kurumsal arşiv ve kayıt sistemlerine ilişkin eleştiriler,
- Dijital iletişim ve kurumsal hafıza sorunları…
Bunların her biri ayrı ayrı değerlendirilebilir.
Ancak hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo şudur:
Vatandaş kendisini dinleyen, açıklama yapan, hesap veren ve eleştirilerden kaçmayan bir yönetim görmek istemektedir.
Demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir.
Demokrasi aynı zamanda yönetenlerin her gün halka karşı sorumluluk taşımasıdır.
Kamu görevi, alkış toplama görevi değildir.
Kamu görevi, eleştiriye katlanma ve çözüm üretme sorumluluğudur.
Çocuklarımız Mazeret Değil, Hizmet Bekliyor
Bir çocuk parkındaki kırık bir trambolin, yöneticiler için küçük bir ayrıntı olabilir.
Ama çocuklar için değildir.
Aileler için değildir.
Mahalle sakinleri için değildir.
Çünkü vatandaşın beklediği şey mazeret değil hizmettir.
Beklediği şey açıklama değil sonuçtur.
Beklediği şey reklam değil iştir.
Bugün sorun bir trambolindir.
Yarın başka bir park olur.
Sonra başka bir hizmet alanı…
Mesele büyüklük küçüklük meselesi değildir.
Mesele yönetim anlayışıdır.
Çünkü kamusal hizmet anlayışında küçük görülen sorunlar zamanla büyük güven kayıplarına dönüşür.
Ne Yapılmalı?
- Düzenli bakım ve kontrol sistemi kurulmalıdır.
- Liyakat esaslı kadrolaşma güçlendirilmelidir.
- Basın toplantıları düzenli hale getirilmelidir.
- Kurumsal arşiv sistemi modernize edilmelidir.
- Dijital hizmetler vatandaş odaklı biçimde yenilenmelidir.
- Çocuk parkları güvenli ve işlevsel hale getirilmelidir.
Altınordu’nun ihtiyacı yeni sloganlar değil, işleyen sistemlerdir.
Yeni tanıtımlar değil, sonuç üreten uygulamalardır.
Yeni gerekçeler değil, çözümlerdir.
Çünkü bazen bir trambolin yalnızca bir trambolin değildir.
Bazen bir trambolin, bir kentin nasıl yönetildiğini anlatan sessiz ama son derece güçlü bir tanıktır.