AZİZ NESİN’E NAL TOPLATAN ‘YARATILMIŞLARDAN DERLEMECİLİK-BİRLEŞTİRMECİLİK -KES-YAPIŞTIR’ AYDINLIĞI!
Biz bu toprakların entelektüel çilesini çekerek büyüdük.
Beyin damarlarımız, binlerce sayfalık gerçek eserleri okumanın, hazmetmenin ve o kemikleşmiş fikir namusunun yüküyle doludur.
O yüzden, bugünün ucuz ve zahmetsiz "level atlamış" şöhretleri karşısında susmayı, o birikime ihanet sayarız.
Gelelim asıl mevzuya...
Sağ olsa Aziz Nesin’in bile kıskançlıkla karışık bir hayretle izleyeceği, adeta seri üretim fabrikası gibi piyasada hakim olan bir anlayış olan "müşterisi hazır kitap yazan" Ticaret Borsası Müdürü Birol Öztürk kardeşimize...
Bundan on yıl kadar önce, bugünkü "edebi zirvesine" henüz ulaşmamışken,
piyasadaki niteliksizlikten çok şikayet eder, çok yakınırdı.
Fakat bugün görüyoruz ki, o gün şikayet ettiği ne varsa, bugün kendisi o kulvarda adeta çağ atlamış durumda! Kendisinin geçmişte beyin damarlarımızda yer eden, adeta bugünkü halini tarif eden o meşhur "kitap yazım evreleri" tespitini, hafızaları tazelemek ve geçirdiği muazzam evrimi görmek adına aynen paylaşıyoruz.
Ne diyordu o kulaklara küpe formül?
Edebi Kısırlığın Üç Altın Evresi:
1. İntihalcilik: Başkasının fikri ameleliğini kendi malı gibi satma becerisi.
2. Derlemecilik - Toplemacılık - Hazırdan Kopyala-Yapıştırıcılık: Ctrl+C ve Ctrl+V konforuyla, tek bir satır özgün düşünce üretmeden sayfa sayfa hacim yaratma sanatı.
3. Çorbacılık: Oradan bir tutam, buradan bir parça alıp ortaya ne idüğü belirsiz, fikri derinlikten yoksun bir bulamaç çıkarma telaşı.
Dün bu çorba düzeninden dert yananların,
bugün o çorba kazanının başına geçip kepçeyi ellerinde tutmaları, bu şehrin ve kültür hayatımızın en trajikomik vesikasıdır.
Geçmişte eleştirdiği "kes-yapıştır" konforunu bugün kendi kişisel kariyerinin merkezine koyanlar bilmelidir ki;
sayfa sayısı artırmakla yazar olunmaz.
Ortaya koyduğunuz o çorba kıvamındaki eserler,
üşedebiyat tarihine değil, ancak dijital birer kopyacılık vesikası olarak arşivlere geçer.
Biz, beyin damarlarımızdaki o eski ve tavizsiz fikir namusunu korumaya; kimin hangi evrelerden geçerek aydıncılık oynadığını bu milletin yüzüne çarpıp hatırlatmaya devam edeceğiz!