Emekli Müsteşar
Türkiye emperyalist işbirlikçiler tarafından bir çıkmaza sokulmuştur. İçine düştüğümüz tehlikeyi ABD'nin Ankara Büyükelçisi Thomas Barrack pervasızca dile getirmektedir.
Özde Türk Milliyetçiliğini savunan ülkücüler, bu ülkenin dinamik güçleridir. Bu gençler içinde bulundukları çıkmazdan kurtulmadıkça, Ülkenin kurtuluşu mümkün değildir.
Türk Milliyetçiliği uğruna can verip, can alan bu gençlik, Anadolu'nun Türksüzleştirilmesi oyunlarını nasıl farketmezler, bunu anlamakta zorlanıyorum. Diyelimki fark edemediler, yazıyoruz, haykırıyoruz. Duymamaları mümkünmüdür.
İlkelerine baktığım zaman, Lidere sadık bir Ülkücülük mü? "Davaya” sadık Ülkücülük mü ?
Amaç, lidere bağlı Ülkücülük ise, bu zamanla Brütüs, Sezar ilişkisine döner. Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Amaç, "Davaya" bağlı Ülkücülük ise, işin içine vicdan girer, adalet girer, vatan girer, vefa girer.
İşte yol ayrımı budur. Doğrusu zor bir karar da değildir. Söz konusu Vatan ise gerisi teferruattır.
Unutulmamalıdır ki, “Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılamaz." Sadakati yüce bir haslet yapan ruh hali, körü körüne itaat değil, adaletli bir vicdan olmalıdır. Ahlâk ve adaletini yitiren vicdanlar, kara vicdanlardır.
İçinde iktidar tutkusu, koltuk sevdası, menfaat hesabı olan bir hareketin “ortak dava”sı olmaz, olamaz. Görülmesi gereken budur.
Son zamanlarda doğrularla yanlışlar birbirine karışmıştır. Yapanlara bakıyorsunuz, ikisi de Ülkücü olduklarını söylemektedirler.
Ülkücülük öyle her niyete yenilen muz değildir. Bu bir dava ise, ki öyledir. O zaman ilkeleri vardır.
Dava sahibi insanlar davalarıyla yürür, davalarıyla büyür, davalarıyla yücelirler.
Şimdi bizim yaşlı yurttaşlar olarak izleyip görme zamanımızdır. Dış dayatmalarla, Üniter Devlet kılıfı giydirilmiş, iki veya üç toplumlu Federasyona giden yolda, Ülkücülerin tavrı ne olacaktır?
Emperyalistlerin işbirlikçi Pakradunilerle, Anadolu'yu Türk'süzleştirme girişimleri karşısında nasıl tavır alacaklardır? Bu tavrı merak ediyorum.
Türkiye Terörsüz Türkiye süreci ile zor bir döneme girmiştir. Gün bu gündür, yarın yoktur. Ülkenin kaderine ya şimdi sahip çıkacağız, yada geçmiş olsun.
Dövmek, vurmak, kırmak, derdi Vatan olanların ajandasında hiç olmamalıdır. Milliyetçi gençlik, bedensel gücünün yanında, beyinsel güç ve sorgulama yeteneklerinede sahip olmak zorundadır.
Yol ayrımı işte budur.
Ya davanızla yürür kahraman olursunuz,
Ya da davanızı terk eder, sonradan pişman olursunuz.
Ülkücü ve Milliyetçi gençliğin örgütlü gücü, ülkesini savunmak isteyenlerin karşısına bir engel olarak çıkartılıyorsa, buna üzülmemek mümkün değildir.
Eğer Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiğ ve muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur dediği gençler sizlerseniz, şu emanete sahip çıkın.
11, Ocak, 2026-Ankara)