TÜRKİYE İSRAİL SAVAŞI OLMAZ
Necdet Topçuoğlu
Arapların en büyük korkusu, Türkiye-İsrail dostluğunun kurulmasıdır. Bu nedenle olumsuz propaganda yaparak, Türkiye ile İsrail arasında gerginlik yaratılmak istenmektedir. İsrail kurumsal anlamda bir devlet ile cephe savaşına hiç girmemiştir. İran'a yapmış olduğu hava saldırılarında ise başarılı olamamıştır. Kurulduğundan bu güne kadar Filistin kurtuluş örgütleri ile çatışmaktadır. En son Hamas Örgütüne karşı soykırıma varan saldırılar yapmasına rağmen Hamas'ı yok edememiştir. Bu nedenle Türkiye gibi savaşı bir harp oyunu olarak gören ülkeye karşı savaşmayı göze alamaz. Ancak altı boş meydan okumalarla kendi kamu oyunda güç toplamaya çalışır.
Olaya Türkiye açısından bakılırsa, Türkiye'yi yönetenlerin İsrail'e karşıymış gibi görünüp, İsrail'den yana davranmak gibi bir görüntüleri vardır. İsrail ile askeri anlamda savaşmak yerine, ticareti kesmenin yeterli olacağını söylemek mümkündür. Malatya'da bulunan Kürecik Gözetleme üssünün kapatılması bile İsrail'in sesini kesmek için yeterlidir. Daha bu ön tedbirler denenmemişken, en üst perdeden savaş naraları atmanın pek inandırıcılığı yoktur. Türkiye yönetimi de İsrail ile gerginliği tırmandırarak, iç kamuoyuna mesaj vermektedir. Kısacası ABD istemezse Türkiye-İsrail savaşı kesinlikle mümkün değildir.
Savaş söylentilerinin çıktığı noktaya bir bakalım. Suriye'nin Hatay ilimize 70 Km mesafesinde bulunan terkedilmiş bir hava alanı İsrail uçakları tarafından bombalanmıştır. Bombardımanın Türk askeri heyetinin söz konusu hava alanında yaptığı incelemeden sonra yapılmış olması süpekülasyonlara yol açmıştır. İsrail Türkiye uyarılmıştır derken, Türkiye Suriye'nin kuzeyine zırhlı birlik sevkiyatı yapmaya başlamıştır. Stratejik bakımdan bunun doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Tam aksine hazırlanan tuzağa çekilmek olduğunu söylemek daha doğrudur. İsrail'in dünyada en üstün tarafı istihbarat teşkilatı olan Mossad'dır. Mossad'ı çözmeden İsrail ile tırmanışa geçmek büyük hata olur.
Önümüzde ciddi dersler alınması gereken İran-İsrail çatışması bulunmaktadır. Mossad, İran istihbarat teşkilatı Savak içinde hedeflediği her noktaya ulaşmadan İran'a saldırmamıştır. İlk saldırıda İran'ın üst düzey 48 devlet adamını öldürmüştür. Bu tam bir devlet terörüdür. Savak içinde binlerce Mossad ajanının olduğu İran tarafından tespit edilmiştir. Bunların daha önce tespit edilmemiş olması, İran açısından tarihi hata olarak kayıtlara geçmiştir. CIA, MI6 ve Mossad işbirliği anlaşılmadan, ABD, İsrail ve İngiltere'den oluşen şer cephesine karşı çatışma riskini almak beka sorunudur.
Türkiye'nin, İsrail istihbarat teşkilatı Mossad'ın İran'daki yaptıklarının Milli İstihbarat Teşkilatında yapılmadığından emin olması zorunludur. Türkiye için iç cephenin güçlendirilmesi, Çerçeve Yasa ile sözde Kürt sorununun çözülmesi değil, Milli istihbaratımızdan emin olunması ile mümkündür. Bu durum devlet titizliği ile test edilmelidir. Terörist İsrail Devleti'nin Türkiye devlet adamlarına saldırmaması garanti değildir. Terötist bir devletten kurallara uygun bir tavır beklememek gerekir. Anlatılan bu prensipler dikkate alınarak, Türkiye-İsrail çatışmasını önlemek için, Mossad'ın sızmalarını engellemek gerekir.
Birinci Dünya Savaşından önce Ortadoğu'da bir Yahudi Devletinin kurulması için II.Abdülhamit'ten toprak istenmiştir. Abdülhamit Süleymaniye ve Kerkük bölgesinin verilmesine sıcak bakmasına rağmen, Siyonistler Filistin topraklarında ısrar etmişlerdir. Abdülhamit kan ile alınan topraklar, kan ile verilir diyerek direnince, emperyalistler Birinci Dünya Savaşını çıkartarak, Osmanlı İmparatorluğu'nun 20 devlete bölünmesine sebep olmuşlardır. Bundan sonraki gelişmelerin neler olduğunu konu ile biraz ilgilenenler bilmektedirler. Son olarak Gazze Şeridi'nin boşaltılması girişimi, Akdeniz'deki kıta sahanlığına ve enerji kaynaklarına sahip olmak içindir. Hatta Türkiye'den önce KKTC'nin hedefte olduğunu Tom Barrack itiraf etmiştir.
Abdullah Öcalan'ın Silahlı mücadeleyi bırakarak, mücadeleyi siyaset alanına taşıması çok önemli bir pardigma değişikliğidir. Ortadoğu da bir Kürt katliamının olacağını erken fark etmiştir. Bu nedenle bazı haklar talep ederek, Türkiye Cumhutiyetine entegre olmaya razı olmuştur. Çerçeve Yasa 467 oy ile Meclisten geçtikten sonra, Tülay Hatimoğulları'nın, süreç kesintiye uğrarsa her yer Gazze olur sözü çok doğrudur. Nasıl ki Gazze de Filistin Halkı katliama uğramışsa, Ortadoğu'da da Kürtlerin katliama uğramaları kaçınılmazdır. Gerek Öcalan, gerekse Demirtaş bunu fark ettikleri için devletten yana tavır almışlardır.
Türkiye kesinlikle ABD ve İsrail yararına olacak ödünleri Öcalan'a vermemelidir. ABD, İsrail ve İngiltere, Kürtleri vekalet savaşçısı olarak görmektedirler. Bu nedenle maşa varken İsrail elini yakmayı göze almaz. Türkiye ile savaşması mümkün değildir. Kürtlerin devlet kurma kültürüne sahip olmadıklarını siyonistler çok iyi bilmektedirler. Kuzey Irak'ta dönme Yahudi Barzani Ailesi, bölgeyi haraca bağlamıştır. Kuzey Suriye'de de Mazlum Abdi ayni şekilde aile çıkarlarını ön planda tutmaktadır. İran halen devam etmekte olan çatışmalarda Pejak'ı yok olma noktasına getirmiştir. Gelinen son durumda Türkiye ödün vermeyi gerektirmeyecek kadar avantajlı durumdadır. Bu fırsat çok iyi değerlendirilmelidir.
(29, Ağustos, 2026-Ordu)