TRUMP'IN ZAFERİ PİRUS ZAFERİ OLUR
Necdet Topçuoğlu
Pirus zaferi, savaşı kazanan tarafın çok sayıda bedel ödediği ve kazandığı zaferin, ödediği bedelle kıyaslandığında önemini yitirdiği bir durumun tanımıdır. Pirus zaferi tanımının tarihte ilk adlandırıldığı durum Tarentum Kralı Pirus'un Roma'ya saldırısıyla anılmaktadır.
MÖ 280 ve MÖ 279 yıllarında Grek kolonisi Tarentum Kralı Pirus Roma’ya saldırır ve ne pahasına olursa olsun savaşı kazanmak için her şeyini feda eder. Sonunda Pirus, savaşı kazanır; ancak 50 filin desteklediği ordusunun tamamını kaybeder. Savaşı kazanmıştır, ama yanında koskoca ordudan artakalan üç beş sefilden fazlası kalmamıştır.
Pirus’un bu zaferin ardından “Tanrım, bir daha böyle bir zafer verme” dediği söylenir. Pirus Zaferi aslında yenilmeye mahkûm galibiyetleri anlatmak için kullanılır. Bu olaya atfen, benzer şekilde kazanılan savaşlara "Pirus Zaferi" denilmektedir.
İşin ucunda para kazandıracak değerler varsa savaş yapılır. İran başta petrol ve doğalgaz olmak üzere, emperyalizmin iştahını kabartan zenginliklere sahiptir. Tramp ve onu kullanan baronların hedefinde bu zenginlikler vardır. Geri kalan herşey bahanedir. Trump rehin alınmış bir çılgındır. Baronlar ve Netenyahu rarafından kullanılmaktadır. Yakasını kolay kolay kurtaramaz.
İrana saldıranlar ya tarihi bilmemektedir, yada İran'ı Türklerin yönettiğini unutmuşlardır. Tarihte Bizans İmparatoru Romen Diyojen, İran'ın zenginliklerine sahip olmak için ordusu ile sefere çıkmıştır. Ancak 1071 yılında Malazgirt Meydan Savaşında Sultan Alpaslan'a yenilmiştir. Yenilmekle kalmamış, halkı tarafından gözleri oyularak öldürülmüştür.
Bugün de İran Türk Devlet adamları tarafından yönetilmektedir. ABD ve İsrail'in ortak saldırısında şehit edilen Dini Lider Ayetullah Ali Hameney Türk idi. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Devrim Muhafızları Komutanı da Türktür. İran ordusunu 20 yıldan bu yana, uzun süreli bir yıpratma savaşına hazırlayan Türk devlet adamlarının doğru bir strateji seçtikleri, halen sürmekte olan savaşın seyrinden anlaşılmaktadır.
İran daha önce Irak ile 8 yıl süren bir savaş yapmıştır. Uzun süreli savaş konusunda deneyimlidir. Savunma va ve saldırı konseptinden oluşan savaş modelini füze ve insansız hava araçları üzerine kurmuşlardır. Yeraltı füze şehirlerini kurarken, karınca yuvalarından esinlenmişlerdir. Dağların 500 metre altında bulunan depoların giriş yerleri vurulsa bile, farklı çıkış noktalarından füzeler ateşlenebilmektedir.
Birçoğumuzun bildiği gibi satranç bir savaş oyunudur. Zekâ, sabır ve doğru hamle yapılmasını içeren bu oyunun, İranlılar tarafından keşfedildiği unutulmamalıdır. İran savaşı satranç ustalığı ile yürütmektedir. Bu bir uzun soluklu yıpratma savaşıdır. Amerika ve İsrail, hatta diğer paydaşlar, savaşı kazanmış olsalar bile, öyle büyük kayıplar vereceklerdir ki, bu olsa olsa şer cephesi için, "Pirus Zaferi" olacaktır.
Türkler ile savaşa tutuşmak, ayı ile dansa kalkmak gibidir. Ayı ile dansa kalkan, ayı dansı bırakmadan yerine oturamaz. Yani Türkler savaş bitti demeden savaş bitmez. Bu savaş tüm İslam Ülkelerinin ayıbı olarak tarihe geçecektir. Demekki ümmet kardeşliğinin bir önemi yokmuş. Hiçbir İslam ülkesi, tarikat yada cemaat, ne ABD'yi ne de İsrail'i kınamamışlardır. Hatta insani yardımda bile bulunmamışlardır. Demekki gerçek kardeşlik, din kardeşliği değil, kan kardeşliğidir.
Taraflar arasında yapılan İslamabad görüşmelerinden bir sonuç alınabileceğini düşünmüyorum. Söz konusu görüşmeler yeni hamleler için fırsat olarak değerlendirilecektir. İsrail savaşın tarafı olmasına rağmen, İslamabad da kurulan masa da yoktur. Demekki İsrail'i ABD'li kişiler temsil etmektedir. Bu durumda İsrail istemezse çözüm olmaz. Hiçbir zaman emperyalizm teslim bayrağı çekmiş görüntüsü veremez. Bu hamur daha çok su yiyecektir. Uzun süren savaşın bedelini hepimiz ödeyeceğiz.
(12, Nisan, 2026-Ankara)