SOSYAL MEDYA DEĞİL, SOSYAL ÇÖPLÜK

Necdet TOPÇUOĞLU

SOSYAL MEDYA DEĞİL, SOSYAL ÇÖPLÜK

Necdet Topçuoğlu

ABD ve İsrail'in İran'a saldırı başlatmasından bu yana, Sosyal Medya da yapay zekâ ürünü video görüntülerinden geçilmemektedir. Otoyollarda karadan yürütülen uçak gemileri, kentlerin nükleer bomba ile vurulma görüntüleri, liderlerin öldürülme haberleri gibi, insanları yanıltmaya yönelik manüplasyonlar yapılmaktadır. İşin kötüsü birçok insan buna gerçekmiş gibi inanmaktadır. Savaş başladıktan sonra olguların yerini algılar almıştır. Bu nedenle Sosyal medya, yapay zekâ manüplasyonlarından oluşan çöplüğe dönüşmüştür.

Bu hususta söylemek istediğim tek kelime, inanmayın olacaktır. Bu savaş dünya enerji kaynaklarının ele geçirilmesi savaşıdır. Paylaşılması diyemiyorum, çünkü paylaşma niyetleri olsa masaya otururlardı. Enerji üretim tesisleri adeta yok edilmektedir. Savaş bugün durmuş olsa bile, yıkılanların yeniden yapılması yılları alacaktır. Bu zaman içinde ülkelerin ekonomileri batacak, insanlar açlıktan kırılacaklardır. Maalesef Türkiye savaştan etkilenecek ülkelerin başında gelmektedir. Çünkü ithalata dayalı bir sistemle yönetilmektedir. Maalesef Türkiye'yi yönetenler Trump'a ödün veren davranışları sebebiyle köşeye sıkışmışlardır.

Savaşın tarafları artık açık açık şekillenmeye başlamıştır. Rusya ve Çin, İran üzerinden savaşa taraf olmuşlardır. Ayrıca bunu inkâr etmemektedirler. İran'a verilen fiziki silah desteğinin yanısıra, sağlanan lojistik destekler, ABD-İsrail ittifakını şaşkına çevirmektedir. Trump Avrupa ülkelerinden ve NATO İttifakı üyelerinden talep ethiği desteği bulamamıştır. Bu durum devam ederse, NATO'nun dağılması gündeme gelebilir. Savaşın bloklaşan taraflarndan herhangibirisi savaşı bırakıyorum dese, dünya enerji kaynaklarının çoğunluğu diğer tarafın kontrolüne geçecektir. Artık bunu taraflar göze alamazlar.

ABD'nin 28 Trilyon dolar üretimi olmasına rağmen, 39 Trilyon dolar bocu bulunmaktadır. Söz konusu borcun alacaklıları, dolar baronlarıdır. ABD savaşı kaybeden taraf olursa, dolar rezerv para olma gücünü kaybeder ve baronların alacakları batar. Bu nedenle bunu göze alamazlar. Kazanan taraf olmak için nükleer silah dahil her gücü kullanacaklardır. Bunun örneği İkinci Dünya Savaşında yaşanmıştır. Japonya teslim olmayınca, Hiroşima'ya Atom Bombası atılmıştır. Japonya direnmeye devam edince, budefa Nagazaki'ye ikinci Atom Bombası atılmış ve Japonya teslim olmuştur. Ayni planın İran için masada olduğu söylenmektedir.

Bu senaryo gerçekleşirse Rusya da Ukrayna'ya karşı bölgesel etkili, taktik nükleer silah kullanacağı tehdidinde bulunmaktadır. Kuzey Kore kapalı kutu gibi görünse de, Japonya ve Güney Kore'yi rahatsız eden askeri tatbikatlar yapmaktadır. Aslında nükleer seneryoda en teklikeli bölge, Pakistan-Hindistan arasındaki gerilim bölgesidir. Bu durumdan çıkabilmek için, beyinleri terk eden akılların tekrar yerlerine dönmesi gerekir. Çünkü dünya hiçkimseye kalmayacaktır. ABD Kurumsal yapıları bu tehlike karşısında harekete geçerek, Trump ve onu yönlendiren lobiyi bertaraf etmelidir.

Diğeryandan ABD'nin kaybeden tarafta olması halinde, Ortadoğu'dan çekileceği iddia edilmektedir. Bu durumda Çin ve Rusya'nın Afganistan ve İran üzerinden Akdeniz'e kadar işgal hareketine girişerek, enerji kaynaklarını ve değerli madenleri kontrol altına alacakları konuşulmaktadır. Söz konusu iddiaların bir komplo teorisi olmadığı, altının parasal olarak dolu olduğu ifade edilmektedir. Savaşı ABD ve İsrail Bloku kazanırsa, Ortadoğu'da 22 devletin sınırları yeniden çizilir, Türkiye dahil bölgede üniter devlet kalmaz. Bu bir tahmin değil, BOP plânıdır. Tüm enerji kaynakları ve değerli toprak elementleri, su kaynakları ve hububat kuşakları ABD ve İsrail'in kontrolüne geçecektir.

Tarafsız gözlemciler, Şemdinli'nin güneyindeki hareketliliğe dikkat çekmektedirler. Bunun detaylarına girmek istemiyorum çünkü devlet sırrına girer. Ancak vatansever bir yurttaş olarak, Türkiye'nin CIA ve Mossad tuzaklarına gelerek, kara savaşına dahil olmamasını dilerim. Savaşı hangi taraf kazanırsa kazansın, heriki durumda da Türkiye'nin zarar görmesi kaçınılmazdır. Beraberlik olurmu diye sorarsanız, Trump ve Netenyahu safdışı edilirse, kaynakların bölüşümü konusunda masaya oturulması gündeme gelebilir. Bu konuda en soğuk kanlı davranan lider olarak Putin'in barışçıl yaklaşımla devreye girmesi gerekir. Özet olarak Türkiye'nin yaşadığı coğrafya kaderidir. Tahmin yok, bekleyip görelim.

(22, Mart, 2026-Ordu)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.