SİYASET VE SÜLEYMANLILAR CEMAATİ

Necdet TOPÇUOĞLU

SİYASET VE SÜLEYMANLILAR CEMAATİ

Necdet Topçuoğlu

Halk arasında "Süleymancılar Cemaati" olarak bilinen cemaat, kendi içinde "Süleymanlılar olarak bilinmektedir. Söz konusu cemaat, İslamı siyasallaştıran ve bu yoldan en fazla para kazanan cemaatların başında gelmektedir. Genellikle öğrenci yurtları işlettikleri için, bu yurtlardan yetişen ve devletin birçok kurum ve kademesinde çok sayıda müridi bulunmaktadır. Özellikle cemaatle namaz kılınırken toplu halde uyguladıkları ritüellerle şov yaparak kendilerini tanıtmaktadırlar. Devlet hizmetinde bulunduğum yıllarda en etkili cemaatler ile tanışıklığım olmuştur. Bana göre cemaat ve tarikatlar Allah yolunda kurulmuş barikatlardır. Tarik yol, tarikat ise Allah'a giden yol olarak tanımlanmaktadır. Bunların hepsi para kazanmanın tuzaklarıdır.

Rahmetli Süleyman Demirel, bütün cemaatler ile iyi geçinmeye çalışırdı. Ekibinde çalıştığım yıllarda bir görevle Isparta ve Burdur'a gitmiştim. Bana Barla'ya uğramayı ihmal etme demişti. Ben Barla'nın ne demek olduğunu bilmiyordum. Eğirdir'e varınca oradaki arkadaşlara Barla neresi diye sordum, beni oraya götürdüler. Meğer Nur Cemati'nin, Yeni Asyacıların üstlendiği bir yermiş. Said-i Nursi oraya sürgün edilmiş ve yıllarca orada yaşamıştır. Bir defasında Nurcular Demirel'e sitem etmişler. Efendim Hükümeti kurdunuz ama bizden bir bakan almadınız, buna çok üzüldük demişler. Yahu arkadaşlar almaz olurmuyum, Başbakan sizden demiştir. Bu konuşma bir söylenti değil, gerçek olduğuna dair tanıkları mevcuttur. Gerek Adalet Partisi, gerekse Doğruyol Partisinden çeşitli cemaatlerden Milletvekilleri Meclise girmişlerdir.

Doğruyol Partisinden Meclise giren Milletvekilleri arasında en yakından tanıdığım Vekil, Kocaeli Milletvekili İsmail Amasyalı'dır. Kendisi meşhur Amasyalı sobalarını üreten şirketin sahibidir. Benim Özel Kalem Müdürü olduğum dönemde Başbakanlığa ve Devlet Bakanlığına çok sık gelirdi. Bizden menfaate yönelik hiçbir talebi olmazdı. Hatta, bak Müdürüm bir ihtiyaç olursa bana haber ver derdi. O yıllarda Yugoslavya bölünme süreci yaşıyordu. Türkiye ise Bosna Hersek'e sık sık insani yardım gönderiyordu. Milletvekili İsmail Amasyalı temel ihtiyaç maddelerinden oluşan bir uçağı dolduracak kadar yardım toplamıştı. Yardımın ulaştırılması için Başbakanlığa başvurmuştu. Yardımlar Zagreb'e gönderiliyor ve Birleşmiş Milletler sorumlularına teslim ediliyordu.

Bana Genelkurmay Başkanlığından askeri kargo uçağı istemem için talimat verilmişti. Bütün resmi işlemleri yerine getirdikten sonra, uçak Etmesgut Hava Alanında yüklenmişti. Yardımı götürecek heyete bir Devlet Bakanı başkanlık ediyordu. Uçakta Milletvekili İsmail Amasyalı da vardı. Yardımı Zagreb'e götürdük ama, ilgili Bakan uçağın Saraybosna'ya gitmesi talimatını verdi. Diplomatik girişimleri yaparak, Saraybosna'ya gitme iznini aldık. Uçak Saraybosna Hava Alanına indikten sonra Sırpların taciz atışlarıyla karşılaşmıştır. Yardımlardan oluşan kargoyu, cepheden hava alanına gelen Başbakan Yardımcısı Hakkı Turayliç'e teslim ederek, acilen oradan ayrıldık. Bizim uçağımız havadayken, Hakkı Turayliç'in cepheye dönerken Sırplar tarafından şehit edildiğini öğrendik.

Dönüş yolunda içinde olduğumuz uçağın düşürülme tehdidi aldığını pilotun konuşmalarından anlıyorduk. Bakan asker kökenli olduğu için pek aldırmıyor, veya öyle görünmeye çalışıyordu. Ne yalan söyleyeyim başta İsmail Amasyalı ve sivil personel olmak üzere hepimiz korkuyorduk. İsmail Amasyalı seslice şu duayı okudu ve bizim de tekrar etmemizi istedi. "Allahümme innî es'elüke bi-enni leke'l-hamdü lâ ilâhe illâ ente'l-mennânü ya Hannânü ya Mennânü ya Bedi'as-semâvâti ve'l-ard..." Bu duayı halen saklarım. Zagrebe indiğimizde renklerimizin kefen gibi olduğunu gördük. Hayatımızın en sıkıntılı yolculuğunu yapmıştık. İsmail Amasyalı ile çok yakın dostluğumuz olmasına rağmen, zımnen bile olsa bizim aramızda ol önerisi almadım. Yanlız ara sıra devletin adamına güvenmeyeceksin diye mesaj verirdi.

Son günlerde devletin Süleymancılar Cemaatine operasyon yaptığını öğrendim. Masak Raporlarına göre Almanya'ya yüklü miktarda para kaçırdıkları söylenmektedir. Ayrıca Köln'de bir külliye yaptıkları, Cemaati Almanya'ya nakledecekleri konuşulmaktadır. Mali yönden Devlet içinde Devlet olacak kadar güçlenmişlerdir. Burada cemaat yurtlarında işlenen ahlaksızlıklardan söz etmek istemiyorum. Onları zaten basından izlememiz mümkündür. Aslında bütün cemaatler aynıdır. Hepsi dış mihraklar tarafından kontrol edilmektedir. Devlet hiç ayrım yapmadan bütün cemaalleri kontrol altına almalı ve kaynaklarını ekonomiye kazandırmalıdır. Ayrıca iktidarın semirtmiş olduğu iş adamları da kaçırdıkları paraları Türkiye'ye getirmelidir.

Türkiye’de devletin haberi olmadan sinek bile uçamaz. Cemaatlerin para hareketlerini izlemeye alan Masak'ın, Türk Oligarklarının para hareketlerini izlememesi mümkün değildir. Kazanılma şekli meşru yada gayri meşru, ne olursa olsun, bütün paralar bu topraklarda kalmalı ve ekonomik sistemde dönmelidir. Bu kaynaklar dururken devletin yabancı finansman kurumlarından tavizler karşılığında para aramasına gerek yoktur. Siyasi iktidarın yapmış olduğu hamleler, hem bir imaj düzeltmesi, hemde seçim hazırlığı olarak değerlendirilmektedir. Üst aklın Türkiye tasarımının gerçekleşmesi için, mevcut iktidarın yoluna devam etmesi gerekli görülmektedir. Önümüzdeki günlerin çok yoğun geçeceği anlaşılmaktadır.

(14, Ağustos, 2026-Ordu)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.