SESİ SONRADAN ÇIKAR
Necdet Topçuoğlu
Hırsızın birisi, bir vatandaşın ahırını soymaya karar vermiştir. Hırsız elinde eye ahırın kilidini kesmeye çalışmaktadır. Ay ışığı bayağı yükselmiş, etraf da pek karanlık değildir. Ahırın sahibi belli aralıklarla çevreyi kontrol etmektedir. Tesadüfen ahırın kapısında bir hareketlilik farketmiştir. Hayrola arkadaş ne yapıyorsun orada diye sorar. Hırsız gayet pişkin bir şekilde, kemençe çalıyorum der. Ahırın sahibi, peki neden sesi çıkmıyor diye sorar. Hırsız hiç aldırış etmeden, sen git rahatına bak, kemençenin sesi yarın sabah gün ağarınca çıkar der.
Türkiye de yaşanan fon dolandırıcılığı konusunda halen bir aşamaya gelinmemiştir. Herkes 131 fonda buharlaştığı söylenen yaklaşık 100 milyar doların üzerinde durmaktadır. Vurgunun yine yaklaşık olarak 455 bin mağdur yarattığı söylenmektedir. Soyulan, soyan, göz yuman ve soygunun üstünü örtmeye çalışan zihniyet siyasal olarak, ayni çayırın otu, ayni küpün turşusudur. Vurgun sadece bu çerçevede kalsa, oh canıma değsin çok güzel olmuş diyeceğim ama, sonuçları tüm vatandaşlarımıza yansıyacaktır. İnek hırsızının dediği gibi bu kemençenin sesi sonradan çıkacaktır.
Bazı kaynaklara göre Nisan 2026 tarihi itibarıyla, Türk borsasının değerinin 500 milyar dolar olduğu söylenmektedir. Fon dolandırıcılığının ortaya çıktığı tarihe kadar borsadan 200 milyar dolar buharlaşmıştır. Yine ayni kaynaklar Türk borsasının güncel diğerinin 317 milyar dolar olduğunu söylemektedirler. Demek oluyorki fon vurgununun çarpan etkisiyle, borsadan 183 milyar dolar değer kaybı olmuştur. Bu miktarın yaklaşık 45 milyar dolarının yabancı yatırımcılara ait olduğu söylenmektedir. Daha kolay anlaşılması için söylüyorum, söz konusu para yaklaşık 5,5 milyon ev demektir. Bazılarına göre bu para ile, 35 tane Osmangazi köprüsü yapılabileceği söylenmektedir.
Borsadaki bütün şirketlerin değerleri çeşitli oranlarda düşmüştür. Değerler ile birlikte güven de kaybolmuştur. Her şey bir yana kaybolan güvenin 5 yıldan önce yenilenmesi mümkün değildir. Fon mağdurlarının bir kısmının ana paralarını verecek imkânlar zorlanmaktadır. Ancak borsada kaybedenlerin paraları zarar hanelerine yazılmıştır. Yabancılar kaybettikleri paralardan sonra kolay kolay Türk borsasına girmezler. Bu da ekonomiye sıcak paranın gelmemesi demektir. Ekonomik darboğaza giren şirketlerin işçi çıkarmaya başlamalarıyla, sorunun derin bir krize dönüşmesi muhtemeldir.
Ahlaksızlar öyle bir soygun yapmışlarki, Moğol Ordusu gibi geçtikleri her yeri yakıp yıkmışlardır. Faize karşı çıkan inanç sahiplerinin paralarını kurdukları fonlara çekmişler. Sonra fonlarda biriken yüklü miktarda para ile borsaya girerek yabancıları çarpmışlar. Daha sonra sığ hisselere girerek, o hisselerde manüplasyon yapmışlar, en son çıkıp giderken de Takasbank'ı dolandırmışlardır. Çok açık ve net söylüyorum, 40 yıldır Devlete kurşun sıkan Terör örgütü bile böyle bir zarar verememiştir. Çok organize bir Finansal Terör Örgütü ile karşı karşıyayız.
Asrın vurgunu diye adlandırılan bu soygunun içinde siyasetçiler, bürokratlar, çantacılar, kara bıyıklılar ve devletin kurumları var. Şimdi de üstünü örtmek isteyen yancılar görülmektedir. Milleti ve Devleti dolandırmak için teşkilatlanan bu yapı, kendi içlerinde birbirlerine düşmüşlerdir. Ya hiç kimseye dokunmadan bu pisliğin üstünü örtecekler, ya da birbirlerini ele vereceklerdir. Bir çoklarının uçak biletlerinin ceplerinde olduğu söylenmektedir. VIP salonlarından kaçışa hazır oldukları konuşulmaktadır. Daha işin başında sayılırız. Domino taşı etkisiyle kriz yaygınlaştıkça, vurgunun sesi sonradan duyulacaktır.
(26, Ekim, 2026-Ordu)