RAKAMLARIN EFENDİSİNİ KAYBETTİK
Necdet Topçuoğlu
Bu sabah değerli dostum Ahmet Subaşı'nın vefatını derin bir üzüntü ile öğrendim. Küçük oğlu Alican'ı telefonla arayarak, cenazenin kalkacağı yeri ve saati öğrendim. Orhaniye Mahallesi camisinde kılınacak İkindi namazından sonra, ayni mahallede bulunan aile kabiristanlığında defnedileceğini öğrendim. Ahmet Subaşı Orduludur. Aile soyadlarını taşıyan Subaşı Mahallesinde oturmaktadırlar. Yıllarca Devlet ve Milletine vediği hizmetten sonra, doğduğu topraklara dönmüştür.
Kendisi ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM)'i denetlediğim yıllarda tanışmıştım. O dönemde gencecik bir muhasebe müdürüydü. İşine ve rakamlara oldukça hakimdi. Ben kendisine rakamların efendisi derdim. TİGEM de herkes ondan iyi bir insan olarak söz ederdi. Yöneticiler onun güvenilir bir muhasebe müdürü olmasından çok memnun idiler. Daha sonra Muhasebe Daire Başkanı olmuştu. Denetimler sırasında daha üst seviyede bilgi alış verişine başlamıştık.
Bir çalışmamız sırasında, Başkanım bu Kurumda rakamlar büyük, ancak kasada o kadar para yok, bu paralar nereye gidiyor diye sormuştum. Efendim burada geçmişten kaynaklanan yanlış bir muhasebe sistemi var dedi. Nasıl yani diye sordum. Kurum içinde şubeler birbirlerine maliyet artı kâr üzerinden mal devrediyorlar dedi. Halbuki devirlerin maliyet üzerinden yapılması gerekmektedir. İşte bu nedenle, fiktif rakamlar oluşmaktadır demişti. Bu yanlışlığı el birliğiyle ile düzeltmiştik.
Ahmet Subaşı TİGEM de Muhasebe Daire Başkanlığı ve Teftiş Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. Geldiği her göreve liyakatı sayesinde gelmiş, görevlerinde de liyakatı sayesinde kalmıştır. Hiç kimseden kişisel menfaate ilişkin talepte bulunmamıştır. Bulunsa, benden bulunurdu. Ben terfi ettiğini, hep göreve geldikten sora öğrenmişimdir. Çok büyük paraları yönetmiş, dudak uçaklatan harcama evraklarının altına imzalar atmıştır. Ancak kazancına bir kuruş hile katmamıştır. Çocuklarını helal lokma ile büyütmüş olmanın onurunu yaşamıştır.
Bir denetçi muhasebeciye ne sorarsa sorsun, o kendi istediği cevabı vermektedir. Ancak iyi muhasebeciler tartışmalı rakamları öyle bir yere koyarlar ki, denetimi iyi bilen birisi ancak onu bulabilir. Bana ahlâklı insan nasıl olmalı diye sorsanız, ben Ahmet Subaşı gibi olmalıdır derim. O sadece liyakatlı bir muhasebeci değildi. Çok iyi bir dost, arkadaş, şefkatli ve sorumlu bir aile babasıydı. Kendine has yaşam felsefesi olan güzel bir insandı. Yaşam biçimiyle çevresine örnek olmuş bir kardeşimizdir.
Ahmet kardeşim o sinsi hastalığının teşhisi konulduktan sonra bir yıl kadar yaşayabilmiştir. Eskiden sohbetlerimizde emanet bir can taşıyoruz, hak vaki olduktan sonra cenazeyi hiç bekletmemek gerekir derdi. Bugün cenazeden dönerken şunu düşündüm. İnsan dostunu kaybedince, bedeninden bir parçayı toprağa vermiş gibi hissetmektedir. Biz Ahmet Kardeşimin şahsında toplanan bütün güzellikleri Boztepe'nin başında mezara gömüp geldik. İşte hepimizin sonu budur.
Daha önce Orhaniye Mahallesine Türk sanat müziği şefi Engin Candan'ın cenazesine katılmak için gitmiştim. Bugün onun mezarına da uğrayıp, Fatiha okuma imkânı buldum. Engin Candan beni yönettiği koroda solo şarkılar söylemek üzere davet etmişti. Söz verdim, ancak üç gün sonra vefat haberini öğrenmiştim. Bu durum bende şok etkisi yaratmıştı. Tekrar ona da Allah'tan rahmet diliyorum. Ruhu şad, mekanı Cennet olsun.
Cenazeye yoğun bir katılım vardı. Yine TİGEM'in değerli muhasebecilerinden kadim dostum Hüseyin Şahin ve Veteriner Mustafa Bey ile karşılaşmış olmaktan mutlu oldum. Ayrıca cenazeye tek çelengi gönderen, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Ali Eroğlu'na teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Ben sevgili bir dostumu kaybettim üzgünüm. Sevgili eşini kaybeden Ayşe Subaşı, Babalarını kaybeden Mehmet, Alican ve biricik kzına sabır ve baş sağlığı dilerim. Ahmet Kardeşimi Allah rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun. Anılarımızda yaşayacaktır.
(14, Ekim, 2026-Ordu)