MAFYA, CEMAAT VE SİYASET İLİŞKİLERİ
Necdet Topçuoğlu
Devletin temeli hukuk ve adalettir. Hukuk ve adaletin zaafa uğradığı bir ülkede mafya, tarikat ve cemaat unsurları devlet yapısında meydana gelen boşluğu doldururlar. Âdeta bir kanser tümörü gibi devleti içten içe kemirirler.
Yakın tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Benim üniversite öğrencisi olduğum yıllarda, İnci Baba lakaplı Mehmet Nabi İnciler adında bir mafya babası vardı. Zamanın siyasetçileri onun sırtını sıvazlamakta yarışa girerlerdi.
1970’li yılların sonlarında Ankara Maltepe semtinde Vehbi Koç Öğrenci Yurdu’nda kalıyordum. Yurdun yakınında meşhur bir kahvehane vardı ve arı kovanı gibi çalışırdı. Bir gün tanıdığım bir arkadaş oradan çıkıyordu. Ona, “Neler oluyor bu kahvede?” diye sordum. Bana, “Senin aklın ermez, anlatsam da anlamazsın.” dedi.
Israr ettim. “Sen anlat, belki anlarım.” dedim. “Buraya belli günlerde İnci Baba gelir. Kamu ihalelerine kimlerin gireceğine, işlerin taşeronlar arasında nasıl paylaşılacağına burada karar verilir.” dedi. “Burada çok para döner, siyasetin finansmanına da buradan para akar.” demişti.
Moralim çok bozuldu. Bir gün siyah Mercedes arabalar ve korumalar eşliğinde İnci Baba’nın geldiğini gördüm. Aman Allah’ım! Dokunabilmek için insanlar birbirini parçalıyordu. Bütün mesele bir kemik kapabilmekten ibaretti.
Başka mafyalar da vardı. Ünlü babalardan bahsedilirdi. Zaman zaman menfaat paylaşımı yüzünden aralarında silahlı çatışma çıkardı. Her yer paylaşılmıştı. Kızılay’da simit satanlar, Millî Piyango bileti satanlar, araçlardan park parası toplayanlar, toptancı hâli ve pazar yerleri mafyalar arasında parsellenmiş, birer haraç kaynağı hâline gelmişti.
Tarihini hatırlamıyorum ama bir gün İnci Baba öldü. Bir türbeye konulması için kararname çıkarılması basına yansımıştı. Ancak çıkan tepkiler üzerine vazgeçilmişti.
Mafya ve cemaatler devlet içine sızınca bürokrat atamalarından başlayarak bütün akçeli işlerin paylaşılmasında etkili olmaktadırlar. Uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kaçakçılık, bu illegal yapıların kontrolüne geçmektedir. Devlet ile işi olan birçok kişi sorunlarını çözmek için bu mihraklara başvurmaktadır. Böylece devlet otoritesi zaafa uğramaktadır.
Devleti yönetmeye talip olanlar öncelikle bu yasa dışı oluşumlara fırsat vermemelidir. Devlet boşluk kaldırmaz. Bırakılan her boşluk mutlaka ya mafya ya da cemaatler tarafından doldurulmaktadır. Hukuk kuralları çerçevesinde söz konusu kanun dışı yapılanmalar yok edilmelidir.
Tarafsız bir gözle doğruyu söylemek gerekirse, bu mafyavari mihraklar AK Parti’nin ilk on yıllık iktidarı döneminde iyice etkisiz hâle getirilmişti. Ancak cemaat yapılanmaları bakımından aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Tam aksine bazı cemaatler devletin içinde bir güç ve çıkar yapılanması hâline dönüşmüşlerdir.
Fetullah Gülen cemaati âdeta devleti ele geçirmişti. “Cemaat devlete sızdı.” ifadesi yanlıştır. Biraz daha bekleseler darbeye gerek kalmadan yönetimi devralma aşamasına gelirlerdi. Ancak onların gözü kara aptallıkları kullanılarak darbe girişimi fırsata çevrilmiştir. Çevirenleri zaten herkes bilmektedir.
Bir gün gelir, belki benim kuşağım hayatta olmaz. FETÖ’cü darbe girişiminin kahraman olarak gösterilenleri hain, aslında ölenler kahramandır denilecektir. Yargı darbeyi aydınlatmadığı sürece bu bilinmezlik sürecektir. Maalesef Semih Terzi’nin cepheden niye Ankara’ya çağrıldığı, onu vuran Ömer Halisdemir’i vuran subayın akıbeti açıklığa kavuşmamıştır. Karartma devam etmektedir.
Demokratik bir hukuk devletinde mafyavari yapılanmalara ve cemaatlere yer olmamalıdır. Siyasi parti liderlerine yapılan tehditler bu bağlamda ele alınarak hukuk çerçevesinde gereği yapılmalıdır. Aksi takdirde önü alınamayan sorunlarla karşılaşılması mümkündür. Siyaset kurumu kendi ayağına kurşun sıkmamalıdır. Cemaate bulaşmış ordunun komutanı olmaz. Müritler emri komutandan değil, şeyhlerden alır.
Devlet, milletin kurduğu tek yetkili kurumdur. Bu kurumda görev yapan her kademedeki görevlinin emir alacağı tek makam millet ve onun kanunlarıdır. Cemaat ve mafyaya bulaşan bütün pislikler temizlenmelidir. Unutmayın! Bütün cemaatler ve mafyalar dış bağlantılıdır. Devletin asli görevi darbe önlemek değil, darbe üretecek tüm bataklıkları kurutmaktır.
(16 Temmuz 2026 – Ankara)
Bu yazıyı afiş poster olarak düzenle ve Nejdet Topçuoğlu'nda fotoğrafı olsun içeriğinde ayrıca grafik tasarım olarak güzel bir şey yap göster