KİMSE SAVAŞA GİDEN YOLA TAŞ DÖŞEMESİN

Necdet TOPÇUOĞLU

KİMSE SAVAŞA GİDEN YOLA TAŞ DÖŞEMESİN

Necdet Topçuoğlu

Bölgemizi yangın yerine çeviren İran, (ABD-İsrail) savaşı faz değitirerek devam etmekte ve bölgeye yayılmaktadır. Ben bu konunun sadece stratejisi ile ilgileniyorum. Diğer teknik konuların farklı uzmanları vardır, onların sahalarına girmek istemem. Savaşın kan ve barut kokuları arasında Türkiye'ye bir ziyaret gerçekleşti, ama kimse üzerinde durmadı. ABD merkezli, çokuluslu BlackRock Şirketi'nin CEO'su Larry Fink devlet yetkilileriyle bir seri görüşmeler gerçekleştirdi. Bunun sıradan bir ziyaret olmadığını biliyoruz. Ancak ziyaretin yapılma zamanı manidardır. Söz konusu şirket dünyanın en büyük yatırım fonunu yönetmektedir. Fonun güncel büyüklüğünün 14 trilyon dolar olduğu söylenmektedir.

BlackRock Şirketi bu yılbaşından itibaren Türkiye'ye ilgi duyduğunu açıklamıştır. Borsa İstanbul bu haberlerle hareketlenmişti. Şirketin elinde, Aselsan, BİM, Akbank, Tüpraş, THY, Koç Holding, Turkcell, Sabancı Holding, Ford, TAV Havalimanları, Migros, Türk Altın gibi şirket ve holdinglerin hisselerinin bulunduğu söylenmektedir. Ayrıca BlackRock’un portföyünde ABD ve İsrail’e silah üreten ve satan şirketler de bulunmaktadır. Dünyada savaş ekonomisinin görünmeyen aktörü BlackRock, Gazze’den Ukrayna’ya savaş zincirinin finansal halkasında yer almaktadır. Bu şirketin kandan beslendiği söylenmektedir. Şirket, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın uzamasından elde ettiği kârla gündeme gelmiş, savaş uzadıkça bünyesinde bulunan silah şirketlerinin piyasa değeri hızla artmıştır.

Bu wampir Şirket, şimdi de gözünü bölgemizdeki savaşa dikmiş, iştahla ellerini oğuşturmaktadır. Hatırlarsanız 13 Şubat 2024’te İliç’teki madeni işleten Kanadalı ortağın hisseleri de BlackRock Şirketinde işlem görmektedir. Stratejistler şirketin durumunu mercek altına aldıktan sonra, söz konusu şirketin ani Türkiye ziyaretiyle diğer gelişmeler arasında bağlantı kurmalıdırlar. Ben de öyle yapıyorum. İki gün önce İstanbul Boğazı girişine 27 km mesafede insansız hava aracı ile petrol tankerimiz vurulmuştur. Tanker Rusya'dan dolu geliyordu. Devlet kimin vurduğunu bilir, ancak basına yansımamıştır. Bu saldırı nedeniyle üst düzey bir NATO komutanı bölgede incelemeler yapmıştır. Ayrıca İran'dan fırlatıldığı bilinen ve NATO unsurları tarafından düşürülen füzeler konusunda yine bir NATO komutanı Adana da incelemeler yapmaktadır.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, savaş uzun sürerse, İran'a karşı daha geniş bir koalisyon gücü oluşturulması gerekecektir demektedir. Buna bağlantılı olarak, ABD'nin Epstein Adası sanıkkarından Thomas Barrack, Savaştan sonra Türkiye'nin enerji dağıtım merkezi olacağından dem vurmaktadır. Bütün bu gelişmeler Türkiyeyi savaşa sokacak yola, taş döşeme çabalarıdır. Bir yandan BlackRock CEO'su paranın ucunu gösterirken, diğer yandan Thomas Barrack veresiye vaatlerde bulunmaktadır. Bu gelişmeler Bölgede NATO üzerinden Türkiyeyi kara savaşına sokma plânlarıdır. NATO'nun diğer üyeleri sembolik sayıda asker verebilirler. Burada Pentegon'un hedefi İran'a kuzeyden Azerbaycan, Batıdan da Türk Ordusunun cephe açmasını sağlamaktır.

Teşbihte hata olmaz, amacım konuya açıklık getirmektir. Zamanın birisinde eşeği düğüne davet etmişler. Davet edilen eşek buna çok şaşırmıştır. Konuyu diğer eşeklere açmış ve görüşlerini almış. Onlar da aralarında konuyu tartışıp bir karara varmışlar. "Ya odun, ya da su bitmiştir" yoksa bizi neden düğüne devet etsinler diye görüş bildirmişler. ABD de Türkiyeyi savaşa sokmak için, samimiyetsiz bir şekilde övmektedir. Türkiye bu sahte övgülere inanmamalıdır. Henri Kissinger'in dediği gibi, "ABD'nin düşmanı olmak tehlikelidir, ancak dostu olmak ölümcüldür". Narsist bir karakter olan Trump'ın alaycı dostluk gösterileri rahatsız edicidir. Bunun bilindiğini düşünüyorum.

ABD ve İsrail'in yanında NATO savaşa katılırsa, Rusya, Çin ve Kuzey Kore'nin bu duruma kayıtsız kalmaları düşünülemez. Pakistan ve Hindistan zaten en küçük bir işaret fişeğine bakmaktadırlar. Bu savaş, enerji kaynakları ve değerli toprak elementlerinin paylaşılması savdşı değil, tümden ele geçirilmesi savaşıdır. Bu nedenle beraberlik söz konusu değildir. Mutlaka taraflardan birisi üstünlük kurmak zorundadır. Çin Savunma Güvenliği Enstitüsü Başkanı, bizi nükleer savaşa zorlarsanız, butona ilk basan olmayacağız, ancak ikinci defa butona basılmasına da fırsat vermeyeceğiz demektedir. Bu açıklamalara göre savaş artık kapıda değil, salona kadar girmiştir. Amerikan halkı dünyanın başına belâ ettiğ delisine sahip çıkmazsa, nükleer silahlar bizimde içinde bulunduğumuz coğrafyayı yaşanmaz hale getirecektir.

Devletin eğilimleri konusunda deneyimli bir yurttaş olarak, iktidardan karşı irade koymasını beklemiyorum. Hakan Fidan'ın açıklamaları ve iktidarın kurduğu bağlantılar, Türkiyenin yolunu seçtiğini göstermektedir. Benim sözüm tüm muhalefet partilerine ve TBMM'sinedir. Türkiye bu savaşta taraf olmamalıdır. İçinde bulunduğumuz ortam bana, tam bir "devlet adamı" fakirliği içinde olduğumuzu göstermektedir. Muhalefet ve Meclisi ezip geçmeden Ordumuz savaşa gidememelidir. Ancak böyle bir kararlı duruşla bu badireyi atlatabiliriz. Aksi takdirde bizim olmayan bu savaşa girersek, işi Şii-Sünni savaşına dönüştürüp, silah stoklarını Müslümanlar üzerinde eriteceklerdir. Savaştan sonre elimizde yüzbinlerce şehit, yıkılmış şehirler, çökmüş bir ekonomi ve bölünmüş bir ülke kalabilir. Aman dikkat.

(30, Mart, 2026-Ordu)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.