İRAN'DAN ALINACAK DERSLER

Necdet TOPÇUOĞLU

İRAN'DAN ALINACAK DERSLER

Necdet Topçuoğlu

İran, kökeni Farsça olan bir kelimedir. Aryan halklarının ülkesi demektir. Daha önce Persiya olarak bilinen bu devlet, 1935 yılından sonra İran adını almıştır. Şiilik devletin resmi mezhebidir. Ülke nüfusunun yaklaşık %95'i şia olarak bilinmektedir. İlk defa Şah İsmail tarafından 1501 yılında kurulan Safavi Devleti döneminde şiilik resmi mezhep olarak kabul edilmiştir. Daha önce kabul edildiğini yazan kayıtlarda var. Devletin kuruluşunda Tebriz Başkent olarak kabul edilmiştir. Daha sonra 1587 yılında Şah Abbas dönemi başlamış ve İsfahan Başkent yapılmıştır. Bu dönemde Şialık daha da güçlenmiş, milli bir değer haline gelmiştir. Her iki şah da Safavi Devleti'nin çok önemli padişahlarıdır.

Başta Farslar olmak üzere, Şialık ortak paydasında güçlü bir devlet yapısı kuran İran halkları, günümüzde belki de tarihinin en büyük saldırısı ile karşı karşıya kalmışlardır. ABD, İngiltere ve İsrail şer cephesi tarafından iş birliği halinde başlatılan hava harekâtı sonucunda, başta dini lider Ali Hameney ve devletin önde gelen 48 yöneticisi şehit olmuşlardır. Köklü devlet geleneğine sahip olan İran halkı dağılmamış, ölenlerin yerlerini yedekleri ile doldurarak, ülkelerini savunmaya devam etmişlerdir. Ali Hamaney'in yerine oğlu, Mücteba Hameney seçilmiştir. Devrim muhafızlarından meydana gelen ordu, disiplinini hiç bozmadan plânlandığı gibi savunma savaşını sürdürmektedirler.

İran mollalar rejimiyle yönetilmesine rağmen, hiç bir zaman fen, bilim ve teknikten geri kalmamıştır. Özellikle Ali Hamaney döneminde, matematik, fizik, kimya ve astronomi konularında çok değerli bilim insanlarının yetişmesine imkân sağlanmıştır. Zaten uranyum zenginleştirme çalışmaları, bu yüksek teknolojiyi uygulayacak bilim insanlarına ihtiyaç duymaktadır. ABD ve İsrail, İran'ın nükleer çalışmalarından daima endişe duymuştur. Kendileri için hak bildikleri, nükleer füze başlıklarının İran'ın elinde olmasına şiddetle karşı çıkmışlardır. Gerekçe olarak bu delilere nükleer silah izni verilemez denilmektedir. Halbuki ABD ve İsrail liderleri gibi zırdelilere nükleer başlık üretme hakkı verilmiştir.

İran yönetimi, saldırgan haçlı ordularına karşı, ülkelerini savunmak için, "Can Feda" adını verdikleri bir askere alma kampanyası başlatmıştır. Bu kampanyada 7 milyon iranlı askere yazılmıştır. Her ülke bu vatanseverlikten ders almalıdır. Emperyalizmin sömürüsü altında köle gibi yaşamaktansa, vatan uğrunda yiğitçe ölmek bir onurdur. Savaşın başlamasından bu yana dünyanın dörtbiryanındaki İranlılar, akın akın ülkelerine dönmektedirler. Emperyalizm İran'ı çağın en güçlü silahları ile vurmaktadır. Hatta nükleer silah kullanılmasından bile söz edilmektedir. Ancak İran halkı teslim olmayacağını söylemektedir. Bu kahraman halk sadece kendi onurunu değil, tüm insanlığın onurunu da korumaktadır.

İran'ın askeri uzmanları, uzun süreli bir savaş için strateji belirlerken, füze, dron, İHA ve SİHA'larla savaşmayı seçmişlerdir. Bunun ne kadar isabetli bir seçim olduğu görülmektedir. İran silah kullanımını en hafif silahlardan başlayarak, ağır silahlara doğru bir plan çerçevesinde uygulamaktadır. Bu tam bir yıpratma savaşıdır. Şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkündür.
Füzeleri yeraltı depolarına saklarken, karınca yuvalarını örnek almışlardır. Karınca yuvalarının girişi bozulsa bile, işçi karıncalar bozulan kısmı en kısa sürede onarmaktadırlar. ABD ve İsrail, İran'ın yeraltı silah depolarının sadece girişlerini vurmaktadırlar. Toprağın derinliklerinde saklanan füzeler zarar görmemektedir. Bozulan girişler en kısa sürede onarılıp, saldırgana gereken cevap verilmektedir. İran Ordusunun bu mükemmel savunma ve saldırı konsepti örnek alınmalıdır.

Diğer yandan İran, (ABD-İsrail) savaşı, yapay zekâ ile doğal zekâ savaşıdır. Şu ana kadar yapay zekânın, doğal zekâya karşı bir üstünlük kuramadığı görülmektedir. Bu savaş berabere kalma ihtimali olmayan bir savaştır. Sonunda, ya emperyalist kooalisyon güçleri kazanacak, ya da İran, Rusya ve Çin örtülü ittifakı kazanacaktır. Hangi taraf kazanırsa kazansın, dünya haritası yeniden çizilecektir. Dünya adım adım, kontrolden çıkan bir yangına doğru gitmektedir. Türkiyenin başarısı, bu yangından uzak durması ile mümkündür. Ancak KKTC de yaratılacak bir oldu bittinin, Türkiyeyi savaşa sokmasından endişe edilmektedir. Şartlar ne getitir, ne götürür bilinmez. Ancak neolursa olsun, İran halkı gibi direnmek ve dik durmak gerekir.

(05, Nisan, 2026-Ordu)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.