İMRALI HAİNİ OLDU İMRALI SAKİNİ
Necdet Topçuoğlu
Değerli dostlarım, zaman ne çabuk değişiyor değilmi? Siyasetçilerin bölücübaşı dedikleri Abdullah Öcalan ABD tarafından Kenya'da paketlenip, asılmamak şartıyla Türkiye'ye teslim edildiğinde Bülent Ecevit Başbakan idi. Çok yakından biliyorum, ne olup bittiğinin farkında bile değildi. Hatta ABD Öcalan'ı neden bize teslim etti, halen anlayabilmiş değilim demişti. O yıllarda Mark Parris ABD'nin Ankara Büyükelçisiydi. Müsteşar olarak kendisiyle zaman zaman görüşürdük. Büyükelçilikte verdiği resepsiyonda bir masa etrafında sohbet ediyorduk. Abdullah Öcalan'ı neden Türkiye'ye verdiniz diye sormuştum. Can güvenliği tehlikedeydi, emin elere verdik dedi. Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminde Mesut Barzani'nin yolunu açmamız için böyle gerekiyordu diye geleceğin ip uçlarını vermişti. Öyle de oldu.
Abdullah Öcalan Türkiye'ye getirildiği gece, Devletin üst düzeyi toplantı halindeydi. İmralı Adasının boşaltılması ve Öcalan'ın oraya yerleştirilmesine karar verilmişti. Bundan sonra bu tarihi ada, Abdullah Öcalan'ın adı ile özdeşleşmiş oldu. Uzun bir yargılama süreci yaşandı. Seçim meydanlarında Öcalan'ın yakalanması üzerinden politika yapılmaya başlanmıştı. Halbuki yakalanmamış, paketlenerek teslim edilmişti. İdam edilmeyeceğini bile bile siyasetçiler kürsülerden birbirlerine yağlı urgan atmışlardır. Aslında Öcalan'ın Türkiye'ye verilmesi, Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçasıydı. Amaç Ortadoğudaki üniter devletleri parçalayarak, İsrail'in güvenliğini sağlamaktı. Ayrıca ABD, Kürtleri vekâlet savaşlarında kendi emir ve komutasında kullanmak istiyordu. Bu nedenle onları yıllarca eğitip donatmıştır.
ABD, İngiltere ve İsrail, Irak ve Suriye'de amaçlarına ulaştıktan sonra, sıra İran'a gelmişti. Türkiye İran düşerse sıranın kendisine geleceğini biliyordu. Bu nedenle Kürt politikasında radikal bir değişikliğe gitmiştir. Herşey Devlet Bahçeli'nin geçen yıl Meclis açılışında, DEM Parti sıralarına giderek, hain dedikleriyle el sıkışması ile başlamıştır. Bir zamanlar asılsın diye urgan atan Bahçeli, Pervin Buldan ile Öcalan'a selâm göndermeye başlamıştır. Meclis Başkanının Önderliğinde , Mecliste Anayasaya aykırı bir Komisyon kurulmuş, Komisyondan üç kişilik heyet İmralı'ya Öcalan'ın ayağına gönderilmiştir. Bahçeli Öcalan'a kurucu önder diyerek, görüşmelerde kendisine statü verilmesini önermiştir. Hatta çalışmalarını rahat yürütebilsin diye, hapishaneden çıkartılarak müstakil bir villaya yerleştirilmesi istenmiştir.
Şimdi DEM Partinin Pakraduni yöneticilerinden duyduk ki, Abdullah Öcalan yeni konutuna taşınmıştır. Kendisine, kurulan Komisyonda görüşmeci payesi verildiği söylenmektedir. Bunun anlamı şudur, Abdullah Öcalan Kanunen olmasa bile fiilen serbest bırakılmşıtır. Çünkü yasalara göre bir mahkuma resmi görev verilmesi mümkün değildir. Pakraduni DEM'liler söylemese haberimiz bile olmayacaktı. Şimdi bu fiili durmu yasallaştıracaklardır. Bunun temelleri Meclis açılışında Bahçeli'nin İyi Partililerin elini sıkmasıyla atılmıştır. İkinci barış sürecine şiddetle karşı çıkan İyi Parti Lideri Musavat Dervişoğlu, Bahçeli'nin koluna girmesi tartışmalarıyla baskı altına alınmıştır. Millet Fon Vurgununun şaşkınlığı ile şoke durumdayken Öcalan olayı tereyağından kıl çeker gibi halledilmiştir.
Şimdi bu fiili durumun halka nasıl alatılacağı planlanmaktadır. Aslında tereddüt etmeye gerek kalmamıştır. Bu konuya tek karşı çıkan İyi Parti muhalefeti de, kola girme operasyonu ile halledilmiştir. Çekingen davranmaya gerek yoktur. Ne yapılmak isteniyorsa halka doğrudan söylenmelidir. Öyle karşı çıkacak bir halk kalmamıştır. Bir zamanlar hain diye zindana atılan zat, şimdi İmralı sakini olmuştur. Devlete karşı görüşmeci olarak resmi muhataptır. Bundan sonra siyasetçiler İmralı kapılarında ziyaret kuyruğuna girebilirler. Bir çok siyasetçi arşivlerini karıştırarak, Öcalan ile çekilmiş bir kare resim varmı arayacaklardır. Olanlar kendilerini şanslı sayıp, sosyal medyada paylaşacaklardır.
İşte böyle değerli dostlarım, bir Afrika atasözü derki "sular kabarınca balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları yer", kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir. Bir zamanlar Türkiyede sular başka türlü akıyordu, Abdullah Öcalan hain, bebek katili diyorlardı. Şimdi suyun akışı değişti, Öcalan barış elçisi ve İmrslı sakini oldu. Bu moral üstünlüğü ile çok şey isteme avantajını yakalamıştır. Hatta İmralıyı çok sevdim, tapusunu bana verin diyebilir. Evlenecekmiş diyorlar, düğüne Tom Barrack da gelir. Belki nikah şahidi de olabilir. Türk tarafından kim şahit olur biliyorum ama bende kalsın. Ya işte böyle, İmralının haini dediniz, oldu İmralının sakini.
(03, Kasım, 2026-Ordu)