GERÇEKLERİ YAZMANIN BEDELİ

Necdet TOPÇUOĞLU

GERÇEKLERİ YAZMANIN BEDELİ

Ortaokuldan sınıf arkadaşım Yalıköy'lü Necmi Bayrak kadim dostumdur.
Kankam, kalemini çok dik tutuyorsun, bu dünyada gerçekleri konuşanı da yazanı da istemezler derdi.
Sana bir zarar gelmesinden endişe ediyorum diye sürekli beni uyarmıştır.
Ben Terörsüz Türkiye Projesininin, Türkiye'yi savaştırmadan, anlaşarak bölmeyi amaçladığını yazıyorum.
Halen bu kanaatimi muhafaza ediyorum.
Bunu da Bahçeli eliyle yapmak istediklerini düşünüyorum.
Bu konuda kurulan Meclis Komisyonuna, hem de Öcalan'ın istediği Milletvekillerini gönderdi diye Anamuhalefet Yönetimini eleştirdim.
Ben Anayasanın 26. Maddesine göre eleştiri hakkımı kullandım.
Ancak Anamuhalefet Pertisi Liderinin Diyarbakırlı Avukatı hakkımda hakaret suçu işlemekten Basın Savcılığına başvuruda bulunmuştur.
Savcıya verdiğim ifadede kimseye hakaret etmediğmi, eleştiri hakkımı kullandığımı, sözlerimin arkasında olduğumu söyledim.
Basın Savcısı Kamu davası açılmasına yer olmadığından takipsizlik kararı vermiştir.
Ancak Diyarbakırlı Avukat Sulh Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuştur.
Aracı kullanarak dosyanın kapanması için para talep ettiler reddettim.
Bakmayın kürsülerden demokrasi nutuku attıklarına, hepsi karbon kopya birbirinin aynısıdır.
Bu hususu bir defa daha dostlarımın bilgisine sunuyorum.
Gerçekleri söylemenin bir bedeli vardır.
Bunu göze alanlar için konuşmak da, yazmak da zor değildir.
Zamanın birinde, üç kişi giyotinle idama mahkûm edilmiştir.. Bunlardan biri papaz, biri hâkim, biri de fizikçidir
İdam sehpasına ilk papaz çıkarılır. Başını giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar:
– Son sözün nedir?
Der ki:
– Ben Allah’a inanıyorum, O beni kurtaracaktır.
Giyotini indirdiklerinde boynuna birkaç santim kala giyotin durur.
Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır:
-Onu serbest bırakın; Allah sözünü söylemiş ve onu korumuştur.
Böylece papaz idam edilmekten kurtulur. Sıra hâkime gelir, ona da sorarlar:
-Demek istediğin en son söz nedir?
Der ki:
-Ben papaz gibi Allah’a inanmıyorum. Ama adalete güveniyorum.
Giyotini indirirler, giyotin hâkimin de boynuna birkaç santim kala durur...
Bunun üzerine insanlar tekrar şaşırır ve bağırırlar:
-Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın.
Böylece hâkim de boynunun kesilmesinden kurtulur...
Sıra fizikçiye gelir. Ona da Son sözünü söyle derler
Der ki:
Ben ne Allah’a inanan bir papazım, ne de adalete güvenen bir hâkim.
Bildiğim tek şey şudur:
Giyotinin ipinde bir düğüm var ve o düğüm giyotinin tam inmesine engel oluyor.
Görevliler giyotini kontrol edince gerçekten de bir düğüm olduğunu görürler. Düğümü açıp tekrar bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden kopar.

Toplumdaki "düğümler" ve sorunlara işaret edip gerçekleri söylemenin acı sonuçları olabilir!
Gerçeğe talip olanlar, bedel ödemeyi göze almalıdır.
Yoksa toplum olarak bozulan sistem içinde sürünmekten asla kurtulamayız.

(16, Mart, 2026-Ordu)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.