Bu er mektubu, Türk askerinin mektubu değil, Vietnam savaşına katılan bir Amerikan askerinin ailesine gönderdiği mektuptur. Mektup Amerika'da yerel bir gazetede de yayımlanarak, Amerikan kamuoyuna duyurulmuştur.Vietnamdaki asker şöyle yazıyor:
"Sevgili Anneciğim, Babacığım:
Bugün göreve çıktık, ne kendimle, ne arkadaşlarımla ne de ülkemle gurur duymayacağım şeyler yaptık. Önümüze çıkan her kulübeyi yaktık.! Görev yerimiz kırsal bölgede birbirine yakın köylerden oluşuyordu. İnsanlar inanılmayacak kadar yoksuldular. Benim askeri birliğim, onların ellerindeki birkaç parça eşyayı ve yiyeceği de alıp yaktı. Talan etti. Size durumu biraz daha açıklayayım.
Buradaki kulübelerin damları palmiye yapraklarıyla örtülü. Her birinin içinde, kurutulmuş çamurdan yapılmış bir yeraltı sığınağı var. Bunlar, ailelerini bizden korumak için inşa ediliyor. Bizim hava saldırılarına karşı da bu sığınaklar kullanılıyor.
Bizim komutanlar, evlerin altındaki bu sığınakların, taarruza yönelik olduğuna karar verdiler. Böylece içinde sığınak bulduğumuz her kulübeyi yerle bir oluncaya kadar yakıp yıkmamız emri verildi.
Bu sabah 10 helikopterle bu kulübelerin tam ortasına iniş yaptık. Ve helikopterden 6 adam toprağa adım atar atmaz ateş etmeye başladık. Gördüğümüz her kulübeyi tarıyorduk... Sonra da bu kulübelerin hepsini yaktık.
Herkes ağlıyor, yalvarıyor ve dua ediyordu. Onları ayırmayalım, kocalarını, oğullarını, büyük babalarını götürmeyelim diye, kadınlar, çocuklar ağlaşıyor, inliyorlardı.
Daha sonra bu atmosferde bizim onların evlerini, kişisel eşyalarını ve yiyeceklerini yakmamızı seyrettiler. Evet bütün pirinçlerini yaktık ve bütün hayvanlarını öldürdük...."
Bu vicdanlı Amerikan askerinin mektubu böyle devam edip gidiyor.
Bir başka asker, savaş bittikten sonra, ABD'de görülen bir davada mahkeme tutanaklarına geçen şu ifadeyi vermiştir.
"Yüzbaşım esir aldığımız insanları vurmamızı ve hendeğe itmemizi istedi. Yüzbaşım, ateşe başlayın dediğinde, edemem, etmeyeceğim dedim.
Sonra yüzbaşım tüfeğini esirlere doğrulttu, ateşe başladı. İnsanlar birbirinin üzerine düşüyorlar, anneler, çocuklarını korumaya çalışıyorlardı. Manzara dayanılmazdı. Hepsini hendeğe ittiler. "
Dostlar, milyonlarca örnekten, vicdanlı bir kaç askerin basına yansıyan ifadeleri bunlar.
Vietnam, Amerka'dan önce yıllarca Fransa'nın sömürgesi oldu. Fransızlar, Vietnamda çok fazla katliam yaptı. Çok fazla cezaevi yapıp, İtiraz edenleri hapse attı. Yurtseverlerini acımasızca öldürdü. Sömürüye başkaldıranları kan gölünde boğdu. Pirinç tarlalarını, ormanlarını mahvetti. Madenlerini çaldı. Köylüleri dayanılmaz yoksulluğa mahkum etti. İki milyondan fazla insanı açlıktan öldürdü.
Biz, bunlar yaşanırken, dünyadan uzak, Paris medeniyetin merkezidir demeye devam ediyorduk.
Ho Chi Minh, bu ortamda vatansever bir lider olarak ortaya atıldı.
Oysa inanın bana, Asya kıtasının hiçbir köşesinde, bir tek canlı açlıktan ölmez. O şekilde verimli doğası ve paylaşım kültürü vardır. Ama oradan Avrupalı'lar geçmişti. Bu da tabiatüstü bir afet demekti.
Fransa, Vietnam'ı bir antlaşma ile Amerika'ya devrettikten sonra, Vietnamlıların acıları daha da arttı.
ABD; Vietnam, Kamboçya ve Laos üzerine 7 milyon ton bomba attı.
7 milyon ton bomba.
Tüm ormanlarını yaktı. Aralarında insan saklanmasın diye.
İnsanların bir kısmı, bataklıklar daki lotus bitkilerinin altına bile saklandılar. O zaman da belki bitkilerin altında insan olabilir diye, askerler tüm bataklığı tarıyorlardı. Hiçbir suçu günahı olmayan bu masum insanların birkaç milyonu öldürüldü. Zehirli bombalarla sakat bırakıldı, her hastalığı buldular.
Şimdi Vietnam da, o dönemden kalan pek çok kolsuz, bacaksız yada kör insanlar dileniyorlar.
Bunların tamamı, kötülük nedir bilmeyen, savaşmayan, çalmayan, öldürmeyen insanlardı. Başlarına bunlar geldi.
Düşman aynı düşman dostlarım. Dünyaya tüm kötülükler aynı yerden yayılıyor. Şu İsrail'i görmüyormusunuz? ABD desteğinde adeta soykırım yapıyor. Arap aleminin kılı kıpırdamıyor.
Bakınız, uzun yıllardır hedefteki ülke Türkiye'dir. Herşeyimizi elimizden almak istiyorlar. Bizi fakirleştirdiler. Açlığa, işsizliğe mahkum ettiler. Vatanımızı da almak niyetindeler. Vatandaşlarımız arasındaki suni ayırımları yok edelim. Partilerin, halkı oyalamalarına izin vermeyelim. Bu güzel Vatana sahip çıkalım. Bu bizim torunlarımıza borcumuzdur.
Dostlar, sormak istiyorum, bu vatana sahip çıkmayacaksan, ne diye dünyaya çocuk getiriyorsun. Filistin'li çocuklar gibi öldürülsünler diyemi?
Not: Er mektubu bir dergiden alınmıştır.
(15, Ocak, 2026-Ankara)