AK Parti hükümetleri temel politika olarak emeklilere olumlu bakmamaktadır. Sadece oy kaygısı ile yıllardır emeklileri oyalamaktadırlar. Her seçim öncesi Arapların "ya hacı sabır" demesi gibi, biraz sabır demektedirler. Ancak sokak röportajlarından anladığım kadarıyla, bu defa emekliler gemi azıya almış durumdalar. Yeter bu kadar sabır, göle su gelinceye kadar, kurbağanın gözü kuraktan çatlayacak, önce parayı görelim, lâfla peynir gemisi yürümez demektedirler.
Lafla peynir gemisi yürümez deyimi, sadece konuşmak, dayanağı olmadan gerçekleştirilemeyecek sözler vermek anlamında kullanılan bir deyimdir. Hikayesi ise şöyledir;
Rivayete göre bir zamanlar İstanbul'da, Edirneli Aksi Yusuf adında bir peynir tüccarı varmış. Bu tüccar madrabaz ve cimri birisi olup, Trakya'dan getirttiği peynirleri İstanbul'da satar, artanını da deniz yoluyla İzmir'e gönderirmiş. İzmir'de peynir fiyatları yükseldikçe elinde ne kadar mal varsa gemilere yükletir ama navlunu peşin vermek istemezmiş. Kaptanları yalanlarıyla oyalar, "Hele peynirler sağ salim varsın, istediğiniz parayı fazlasıyla veririm dermiş. Bu boş vaatlere birkaç kez aldanan gemi kaptanlarından birisi, yine İzmir'e doğru yola çıkmak üzere iken diklenmiş:
Efendi tayfalarıma para ödeyeceğim. Geminin kalkması için masraflarım olacak. Navlunu peşin ödemezsen Sarayburnu'ndan öteye dönmem demiş.
Aksi Yusuf her zamanki gibi,
Hele peynirler salimen varsın... demeye başlar başlamaz gemici.
Efendi, lafla peynir gemisi yürümez. Buna kömür lazım, yağ lazım.
Aksi Yusuf parayı ödemiş. O gün akşama kadar şu bir tek cümleyi sayıklayıp durmuş.
‘’Lafla peynir gemisi yürümez.’’ Bu deyim günümüze kadar ulaşmıştır.
Kırdığı potlarla gündemden düşmeyen, AK Parti Grup Başkan Vekili Özlem Zengin, emeklileri kast ederek biz garibanlardan oy alıyoruz, şartlar düzelirse emeklilerimizin durumunu yine biz düzelteceğiz demiştir. Bu söz emeklileri çileden çıkarmıştır.
Bugün Ankara-Ulus da işçi emeklilerinin çokça uğradıkları mekânları dolaştım. Gönül alıcı sohbetlerle fikirlerini öğrenmeye çalıştım. Çok kzgın ve kırgınlar. Biz bu parti iktidara gelinceye kadar gariban değildik diyorlar.
Aranızda Ulus'daki otellerde kalan varmı diye sordum. Birkaç tanesi Hergele Meydanı'ndaki otellerde kaldıklarını söylediler. Durumları çok zor. Allah bizi sevmiyor, sevse emaneti olan bu canı alır, biz bu emaneti taşıyamıyoruz diyorlar. Üzülmemek elde değil.
Lâfla peynir gemisi yürümez diyorsunuz, yarın bir gün seçim olsa, Reis de peynir gemisinin parasını prşin ödese tavrınız ne olur diye sordum. İçlerinden birisi, beyim sen bizimle dalgamı geçiyorsun, bizim yarını görmek için umudumuz yok, seçimi düşünecek halimizmi var dedi.
Özellikle yakınlarını kaybederek yalnız kalan işçi emeklilerinin durumu çok zor. Alınacak tedbirler öncelik sırasına konulursa, ilk önceliğin bu durumda olanlara verilmesi gerekir.
Sorunlar içinden çıkılmaz hale gelecek kadar büyürse, çözülmesi de o kadar zorlaşmaktadır. Konu ile ilgili liyakatsız bürokratlar, emekliler fazla yaşadıkları için onlara yeterli para ödeyemiyoruz demektedirler. Bu da yetmiyormuş gibi bazı siyasetçiler emeklileri aşağılamaktan geri durmuyorlar.
Dertleri dinledikçe, ben derdimi unuttum. Ben de emekliyim diyemedim. İşte vahşi kapitalizm böylesine acımasız ve vicdansızdır. Sadece Türkiye de değil dünyanın her yerinde böyledir. Maalesef bize sistemi seçme imkânı verilmemektedir.
(30, Ocak, 2026-Ankara)