ATAMALARDA SIZMA OLAMAZ

Necdet TOPÇUOĞLU

ATAMALARDA SIZMA OLAMAZ

Necdet Topçuoğlu

Devlet kurumlarının üst yönetimlerine kararname ile yapılan görevlendirmelere Atama denilmektedir. Parlamenter sistemde iki türlü kararname vardı. Birincisi üçlü kararname, ikincisi de ful kararnamedir. Üçlü kararname Bakan ve Başbakan tarafından imzalanıp, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıyordu. Ful kararname ise tüm Bakanlar ve Başbakan tararafından imzalanıp, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanırdı. Söz konusu kararnameler imzaya açılmadan önce bütün ayrıntılar incelenir, herhangi bir hataya meydan verilmezdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeline geçildikten sonra bütün kararnameler Cumhurbaşkanı tarafından imzalannaktadır. Bu modelde de imza aşamasına gelinceye kadar bütün incelemeler yapılmaktadır.

Bugün Erdoğan Kabinesinin Adalet Bakanı bir açıklama yaparak, Devletin finans yönetimi ve denetim kurumlarına sızmalar olduğunu, bunların bir kartel oluşturduklarından bahsederek, fon vurgununa sebep olduklarını anlatmıştır. Devlet üst yönetimine kararname ile yapılan atamalarda sızma olması mümkün değildir. Söz konusu kararnameler Sarayda hazırlanmış olup, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmıştır. Cumhurbaşkanı tarafından atanmış olan finans yönetimi ve denetim kadrolarını bir kartel olarak adlandırmak ya sürçü lisan, ya da suçlamadır. Kaldıki Adalet Bakanı ve yardımcıları da ayni makam tarafından imzalanan kararnamelerle atanmışlardır.

Yapılan suçlamalar doğru olsa bile, siyasi sorumluluk atama yapan Makam'a aittir. Dolayısıyla atanmışlar üzerinden, Atama Makamı siyasi olarak suçlanmaktadır. Böyle bir tutum Devlet geleneklerimizde yoktur. Hatta basın üzerinden iletişim görülmüş bir şey değildir. Krize dönüşmeden yapılan açıklamalar tevil edilmelidir. Devlette her türlü iş ve işlemler kayıt altındadır. Saklanması veya silinmesi mümkün değildir. Bu nedenle Devlet erki kullanmanın, gereği yerine getirilmelidir. Resmi açıklamlar yapılmadığı sürece, fısıltı gazetesinde dolaşan isimler doğruymuş gibi algılanmaktadır. Çözümün adresi şeffaflık ve adalettir.

Hiç kimse Devletin bekasından daha önemli değildir. Suçlu, kim veya kimlerse bedelini ödemelidir. Piyasalar güven istemektedir. Güven ise eldeki kuş gibidir, sıkarsanız ölür, bırakırsanız uçup gider. Bu nedenle güveni öldürmeden, uçurmadan elde tutmak zorunludur. Kararlı adımlar atılmadığı için, Fon Vurgununun neden olduğu kayıplar günden güne artmaktadır. Bunun sebep olduğu zararı hep birlikte ödüyoruz. Bakınız vurgunun üstünü örtme konusunda direnilirse, kriz bankalara ve emeklilik fonlarına sıçrar. İnsanlar güven duymadıkları için bankalara hücum ederse, panik başlar, temerrüde düşülür. Sağduyulu olup, buna meydan verilmemelidir. Zaman gittikçe daralmaktadır. Daha fazla geç kalınmamlıdır.

Şu benim kelimeleri seçerek söylemeye çalıştıklarımı, muhalefetin söylemesi gerekir. Sadece acı gerçekleri Ali Babacan söylemektedir. Çok ağır konuşmasına rağmen dinleyen yoktur. Çalınan parayı yedirmezler, bakın mafya haraç kesmeye başlamıştır. Temerrüde düşmek, iflas etmek demektir. İflas eden bir Devletin, ne iktidarı kalır, ne de muhalefeti. Çözümü, vurgunu vuranların tövbe hesaplarına para yatırmasında aramak, hukuk devletini yok saymaktır. Atatürk, "her durumda alemde bir hak vardır, hak daima güçten büyüktür" demiştir. Kimse hukuk dışı elde ettiği güce güvenmesin. Eninde sonunda hak galip gelecektir.

(04, Kasım, 2026-Ordu)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.