DÜZELTME YAPMAKTAN ARTIK SIKILMAYA BAŞLADIM.

Mustafa Lütfü KIYICI


Önüne gelen Deniz hakkında olur olmaz açıklamalarda bulunuyor. Deniz’in sınıf arkadaşıyım diyeni anlarım. Hukuk Fakültesi amfileri kalabalık öğrenci sayısına göre düşünülmüş ve ona göre düzenlenmiştir. Ve Deniz ile aynı sınıfta bulunmuş olmak anlaşılır.
Ancak benim bildiğim ders bittikten sonra Deniz’in çıkış kapısında görüldüğü ve sınıfta arkadaşlarını aradığıdır. Bu süreklilik taşıyan bir davranıştır.
Deniz ile tanışmamız ¾ sömestri yani 2. Sınıfta Devrimci Hukuklular Örgütünü kurma çalışmaları sırasındadır. Benim Sivaslı olmam onun Sivas’ta lise eğitimine kadar eğitim görmesi nedeniyle bir anlamda hemşerilik ilişkisine döndü. Deniz’in neden derslere girmediğini sormuştum. Kürsüdeki öğretim görevlisi anlattığı konu kürsü başkanının kitabının satır satır tekrarından ibaret. Dikkat et virgülde nefes alıyor, noktada duruyor. Kırk beş dakikada anlattığını sen on beş dakikada okuyorsan derse girmenin ne manası var demişti. Ben de bazı arkadaşlarımız da derslere girmemeye sınavdan bir ay önce sınav hazırlığı için öğrenci evlerine kapanmaya başlamıştık. Başarılı da oluyorduk. Eylemlerden de geri kalmıyorduk.
Deniz işgal ve boykot olaylarından sonra girmiş olduğu ceza hukuku sınavından pekiyi notu almıştır.
Çok rastladığım bir söylem olduğu için galiba biraz uzattım.
Gelelim Selçuk Şahin Polat kardeşimin “Kıyıcı düzeltmen oldun!” payesini hak edici bir başka konuya. Deniz ve Dört Mustafa diye o zaman bir kabul vardı. Ve Mustafa İlker Gürkan ( M1 ),
Ben ( M2), Mustafa Zulkadiroğlu ( M3 ) ve Mustafa Karşılayan (M4 ) böyle bir algı yerleşmişti.
Konumuz Zulkadiroğlu’nun, 68’ın resmi tarihçi sıfatını haklı olarak taşıyan Feyizoğlu’nun; Deniz Bir İsyancının İzleri ( 26. B. Su Y.174sf ) kitabındaki açıklaması…
Burada Zulkadiroğlu kardeşim şöyle der; “Deniz'den bizim kopuşumuz 1969 yılına dayanır. 1969 Haziran işgalleri sırasında ,DÖB kadrosuna danışmadan ,DÖB hareketi adına bizim dışımızda işler yapmaya , Diyarbakır Yurdu ve DDKO çevresinden bazı kişilerle hareket etmeye başlamıştı. Biz, bu nedenle,” Bizim dışımızda ne yapıyorsun? Ne olduğunu bilelim “diyerek Deniz’in yaptığı bu emrivakiye karşı çıktık. Bunun üzerine aramıza bir sürtüşme girdi.”
Bir takipçim bu satırları göndererek bu anlatıların doğru olup olmadığını sorması ve başka kişilerin de bu ayrılık üzerine sorularına muhatap olunca bir kez daha açıklama yapmak gereği hasıl oldu.
Önce, İşgal ve Boykot olayları sırasında Devrimci Öğrenci Birliği ( DÖB) henüz kurulmamıştı. O günlerdeki örgütümüz Devrimci Hukuklular Örgütü ( DHÖ) idi.
Ve Zulkadiroğlu kardeşim de bizler tarafından yeni yeni tanınmaya başlamıştı. Üyemiz değildi, hatta DÖB’e de kurucu üye yazmadık. Ancak hakkı olan Dev Genç Bölge Yürütme Kurulu listesini Gürkan ile tespit ederken kendisi de yazıldı.
İşgal ve Boykot olayları sırasında Kürt arkadaşlarımızla hiçbir sürtüşmemiz olmadı. Deniz’in önerisi ile bir Kürt olan Kemal Bingöllü İşgal Konseyinin Başkanı oldu. FKF’li arkadaşların önerisi ile Bozkurt (Bozbey) Nuhoğlu da bu günlerde yerleşik hale gelen Eş Başkan oldu.
Kürt arkadaşlarımızın Süleymaniye etrafındaki kahvelerden çıkıp kendilerini ortaya koyması bu olay sonrasıdır. DDKO da bu olaylardan hayli sonra kurulmuştur. Bizden kaynaklanan bir aykırılık olmadığı gibi bizlerin kuruluşuna ön ayak olduğumuz Devrimci Kadınlar Birliğine Necmettin Büyükkaya’nın DDKO Başkanlığı sırasında bir yer verilmiştir.
Deniz arkadaşımız atak, doğru eylemleri koklayan, öneren ve kitlenin önünde yürüyen kumaşı farklı bir kişiliktir. Aramızda tartışma olmuş mudur elbette ki olmuştur. Kavga etmiş miyizdir? Bakın o hiç olmamıştır.
Deniz, Cihan ile Bursa Cezaevinde iken ben Ulucanlardan çıkar çıkmaz Bursa'ya gitmiştim, Hale ile. Konuştuğumuzda bazı farlılıklar olduğunu anlamamak mümkün değildi. Bizlerin 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi sonrası geldiğimiz “bu işin sahipleri ortaya çıkmıştır!” Neticede bizler sosyalizme inanan "solcu" talebeleriz bu oluşumu değerlendirmeliyiz ve Devrimci İşçi Birlikleri kurma düşüncesine ulaşmış ve Marmara-Trakya İşçi Birliklerini örgütlemiş ve hatta TİP içinde çalışmalara hız vererek İstanbul İl Örgütünü de kazanmıştık. Yani bizi “dağlar dağlar !” türküsü etkilemiyordu artık..
Deniz çıktığında, öğrencilikle de ilişkisi kesildiği için askere alınmak riski ile karşı karşıya idi. Legal mücadele ile başarıya ulaşılamayacağını düşünüyor ve daha önce bulunduğu Filistin’e gitmek istiyordu. Ayrılık bu noktada idi. Anımsayın Nazım da askere alınmak riskine karşı Sovyetlere kaçmak yolunu seçmişti. Hepimizle konuşmak istedi. Sonra sadece Gürkan ile konuşmayı tercih etti. Tavrımızı sormuş. Gürkan sanırım anlattı veya istersen sen konuş dedi. Sonra Filistin kimlik kartı zaten Gürkan’da idi. Onu istedi. Verildi. Filistin’e gitmesini bizlerde istiyorduk çünkü çok önceleri de onu militan arkadaşlar arasında evine gönderebiliyorduk. Arkadaşlarımızın sokak ortasında öldürüldüğü günlerdeydik. Deniz karşı devrimin boy hedefi durumunda idi. Filistin’e ulaşmasına yardım edecek birini istedi. Ankara’ya gitmesi ve ODTÜ de veya SBF Yurdunda beklemesi söylendi.
Olay bundan ibarettir. Mücadele biçiminde farklılaşmanın sonucu budur. Güncel /aktüel mücadele biçimi Denizin çizgisi değildi.
ODTÜ de kendisi gibi düşünen Hüseyin, Yusuf ve Sinan ile buluştu.
Son Dev Genç Kongresini Birinci Başkan Seçilen Yusuf Küpeli ,”ben anlamam Kıyıcı ,sen yönet !” diyerek kürsüyü ve yönetimi ikinci başkan olarak bana bırakmıştı.
O günün akşamı Taner Kutlay Deniz’in de liste çıkaracağını ima eden bir şeyler söyleyince Işıtan Gündüz ile ODTÜ yurtlarına gittik.
Deniz Filistin’e gitmekten vaz geçmiş ama mücadele biçimindeki farklılık devam ediyordu. Denizi son görüşümdü. Bir kez de o Mamak da ben iki Nolu Mamak’ta iken bir kez mektuplaşabildim.
Söylendiği gibi aramızda “sürtüşme değil” günümüzde takip edilmesi gereken mücadele biçimi konusunda ayrılık vardı. Herkes inandığı yolda gitti.
Yaşanan bizim tarihimizdir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.