TÜRKİYE ÜZMEZ'LERİN CENNETİMİ ?

Hakan GAZİOĞLU

TÜRKİYE ÜZMEZ'LERİN CENNETİMİ ?

Tespitimiz açık:
Türkiye Emperyalizmin istediği doğrultuda yapılandırılıyor.Türkiye
özellikle bugün küresel sermayenin çıkarlarına ve bölgesel emperyalist
politikalara daha uyumlu hale getiriliyor.
Yapılandırma aslında yerleşik tüm kurum ve yapıları yerinden oynatan
bir dönüşüm; ülkenin siyasi yapısından hukuksal ve idari yapısına
kadar uzanan bir tasfiye,çözülme ve başkalaşarak eklemlenme süreci.
Tasfiye,çözülme ve başkalaşarak eklemlenme birbirini tamamlayan bu
tarihsel momentin bütünlüklü aşamalarıdır ve elbetteki bu oynamaların
Sol'a alan açmaması yada kapatmaması olanaksızdır.Sürecin Sol'u nasıl
etkileyeceği veya Solun nasıl süreci lehine veya aleyhine çevireceği
mücadele ve strateji konusudur,pek tabi ki son derece siyasaldır.
Tasfiye unsurlarının neler olduğu yada Türkiye kapitalizminin hangi
doğrultuda daha bıçkın ve sosyal yüklerinden arındırılmış çelikleşmiş
bir burjuva diktatörlüğü olarak dönüştürüldüğünü çokça yazdık.
Uzun zamandır ise tasfiye sürecinin unsurlarından biri olan laisizm
yerini AKP eliyle amerikancı siyasal islama bırakırken açıkçası bunun
doğal sonucu olan bir gericileşme,dini referanslarla hayatı
anlamlandırma yada dini ritüellerle toplumsal yaşantıya katılmaya
dönük olarak iktidarın baskısını (anlamayanlar için şimdilik itilimini
diyelim ) görüyoruz.
Baskı diyorum çünkü iktidar ve onun mekanizmalarının topluma dönük
teokratik saldırısı artmış durumda.Özellikle sosyal devletin ortadan
kaldırıldığı süreçte doğan boşluğu tarikat vakıfları, islami yardım
kuruluşlarıyla doldurarak hem bir sadaka devletine dönüştüren AKP aynı
zamanda bir tebaa zihniyetini de 85 yıl sonra toplumsal karaktere
yerleştirmektedir.
Bu durum aslında ulus-devletin geriye çekildiği konjonktürde çokta
anlamlıdır.Sosyal devletin kaldırıldığı ,toplumun dini referansların
mantığına teslim edildiği noktada sistemin Hüseyin üzmez tipinde
sapkınları üretmesi kaçınılmazdır.
Aslında bu tip sapıkların yeni türediğini söylemek Türkiye açısından
çok doğru olmayacaktır fakat yeni olan zihniyet değiştiren Türkiye'nin
yeni zihniyetinin bir sonucu olan Hüseyin Üzmez tipi sapıkların artık
iktidarca kollandığı ve kitabına uydurulmaya çalışıldığıdır.Yeni olan
budur ve çok tehlikelidir.Hayatı boyunca kadınları cinsel bir et
parçası olarak görmüş,11 yaşında ki erkek çocuğunun zekasının yanında
kadın zekasının daha geri olduğuna inanmış ve içlerinde şeytanı
taşıdıklarını düşünen zihniyet artık rahatça topluma dönük olarak "ben
onun hayatını kurtardım" diyebilecek kadar meşruluk kazanmıştır.
2008 Türkiye'si artık Üzmez tipi sapkınlığın cenneti haline
getirilmiştir.Bakanın çıkıp "bu adamı konuşturmayın" demesi ise
aslında olayın sessizce geçiştirilmesi gerektiğine dönük inancının bir
ürünüdür.Vakit gazetesinin astığı pankartta yazan "islami kurallara
göre yargılayalım var mısınız" deyişi ise bir tür meydan okumadır.Bu
meydan okumanın ardında ise üzmez'e sahip çıkıp durumu kendi lehlerine
çevirme kaygısı vardır.Vakit gazetesi hakkında bir "kapatma kararı"
kimsenin aklının ucundan geçmemektedir.Çünkü durumu herkes
kabullenmiştir.
Türkiye'de artık 14 yaşındaki kızın kaçırılıp yerine 13 yaşında ki
kızın takas edilmek istenmesi çok ayıp görünmemektedir.Yada üç
kardeşin babalarının sevgilisine tecavüz etmesi tecavüz edilenin
babasının sevgilisi olmasının dışında çok olağan karşılanmaktadır.
Bunlar uç örnekler ; devlet okullarında öğretmenlerin öğrencilerini
tarikat toplantılarına çağırmaları,doktorların hastalarına nazar
boncuğu taşımalarını tavsiye etmeleri veya polislerin etekli kızları
joplamaları türünde ki gerici tehditler artık insanların alıştığı
gündelik olaylar halini aldı.Böyle bir ülkede ise her tür sapıklığın
önü açıktır.
Görünen odur ki AKP'li Türkiye daha çok üzmez üretecektir.Bunların
önünü almanı yolu yoktur lakin AKP iki tercih sunmaktadır:
1.Bu adamları konuşturmayacak,ilgilenmeyecek ve sessizce alışacaksınız
2.Bunların cezasının İslami kurallarla verilmesini kabul edecek,dinsel
tahakkümü her koşulda içinize sindireceksiniz.Yapılacak budur.

Türkiye her durumda emperyalizme teslim edilecek ve sizde bir tebaa
zihniyetiyle bunlara alışacaksınız.İstenen budur.

Hayatta kaldığınız ve aç kalmadığınız her gün için şükredecek,
iktidarınıza yada size sadaka dağıtan vakıflara dua
edeceksiniz.Yaşanan budur.

Servet sahibi " İslamcı" patronlarınız sizin üzerinizden servet
üstüne servet yapacak,siz "Allah bereket versin" diyeceksiniz.Vaaz
ettikleri budur.

Türkiye ılımlı İslamcı kimliğiyle orta doğuda, Kafkasya'da ve Dünya da
askeri,siyasi misyonlar üstlenecek sizde bu uğurda kan
dökeceksiniz.Projelendirdikleri budur.

Peki bu durumu tersine çevirmenin yolu yok mu?

Bugün gericilik açıktır ki köklerini yoksullukta bulmaktadır.Bugün
özelleştirmelere karşı çıkılmadan,sosyal devleti savunmadan,
Türkiye'yi yönetenlerin emperyalist politikalara ülkemizi alet
etmelerine karşı mücadele etmeden,halkların kardeşliğini savunmadan bu
süreç tersine döndürülemez.
Bu aynı zamanda emeğin sermayeye karşı mücadelesinin de konusudur.İşte
vatan gazetesi yazarı Can Ataklı'nın Ordu'ya gelip te "valla nasıl
karşı koyacağımızı henüz bulabilmiş değiliz" sorusunun da cevabı
budur.
Cumhuriyete ve değerlerine sahip çıkmak ancak sosyalizm mücadelesini
yükseltmekle mümkündür ve tarih laisizmi,aydınlanmayı,ilericiliği
komünistlerin mücadelesine yazmıştır.En başa yazılacak olan budur ve
buradan şeriata geçit yoktur!