AMPULÜ PATLATIYORUZ!

Hakan GAZİOĞLU

AMPULÜ PATLATIYORUZ!

Krizle gelen, krizle gider mi?

 İlk önerme doğrudur AKP krizle gelmiş
ve halkın değişim isteğinin de bir sonucu olarak iktidar olmuştur.
2001 krizinin ardından yaşanan döviz bolluğu aslında AKP'nin
"ekonomide mucizeler yaratıyoruz" yalanının kaynağıdır.

Halbuki yabancı sermayeye; ülkeye çekmek ve bir döviz bolluğu yaratmak için yüksek faiz ödeyen, ülkeyi borç batağına sokan ve ülkenin tüm kamu
kaynaklarını satarak sermayenin kar alanına dönüştüren ve buralardan
gelen likiditeyi "ekonomik istikrar" olarak yutturmaya kalkan
AKP'nin,yaşanan küresel krizle birlikte çuvalladığı ortaya çıkmış
bulunuyor.
Kriz teğet geçmemiştir!
Daha ülkeye yeni girmeye başlayan kriz , AKP medyasının sadece borsaya
endekslenmiş kriz haberlerine rağmen reel sektörde şimdiden yüz
binlerce işçiyi işsiz bırakmış bulunuyor ve birkaç ay içerisinde
işsizlik rakamlarının milyonu geçeceği bekleniyor.

AKP aslında Türkiye'nin ekonomik krizini çok daha önceden bekleyen
iktisatçılara rağmen kendi krizini ülke kaynaklarını satarak ve yüksek
faiz ödemeleriyle ertelemiş lakin küresel krizden kaçamamıştır.Gelinen
noktada IMF ile anlaşarak yani bir borç ilişkisi içerisinde krizi
atlatmaya çalışarak ülkeyi yeni bir borç dalgasının içine sokmaya
hazırlanmaktadır.
Görülüyor ki AKP'nin krize yanıtı yesyeni gıcır gıcır
borçlardır.

Buradan emekçi halkımızın sağlam çıkma şansı yoktur.Kriz
ülke halkının geleceğini AKP eliyle emperyalizme daha fazla ipotek
ettirmiştir.

Krizle gelen, krizle gider mi dedik.

Doğrudur kriz her hangi bir iktidarı silip süpürebilir.

Kriz 99'da iktidar olan DSP'yi 2002
seçimlerinde barajın altında bırakmıştır.Aynısı AKP içinde geçerlidir
ama krize güvenmek AKP'nin elini güçlendirir.
Krizin afişe ettiği AKP'ye siyasi darbeler indirmedikçe krizin
yeterli olması mümkün değildir, bu olsa olsa ya züğürt tesellisidir
yada CHP temennisi!
Bizlerin ampulü patlatmayı krize bırakması gibi bir lüksü yoktur.

Aksine AKP üzerine gidilmedikçe krizden güçlenerek çıkabilecek
bir partidir.AKP, DSP-ANAP-MHP koalisyonundan daha güçlü ve sağlam
temeller üzerine tesis edilmiştir.

Sermeye ilişkileri daha köklü ve geniştir ama AKP'nin bu özelliği aynı zamanda siyasi mücadelede yumuşak karnını da oluşturmaktadır.
Eninde sonunda AKP bir sermaye partisidir ama basit bir sermaye
partisi değildir.AKP tüm siyasi kesimlerin bir ortalaması aynı zamanda
sermayeler koalisyonun bir sonucudur.AKP'nin bazı sermaye çevrelerini
silmesi onun bir koalisyon olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
AKP'ye dönük sermaye çevrelerinin tepkileri olsa olsa AKP'nin köşeli
yanlarını yuvarlatmaya dönük müdahalelerdir.

Buralardan ki doğan medya grubundan sermaye arası çelişki keşfedip AKP karşıtı dinamizm bekleyen akılların siyasi mücadelede şansı bulunmamaktadır çünkü AKP belirli
bir sermaye grubunun çıkarlarının değil,ülkeyi emperyalizme teslim
etmekten başka tutar dalı kalmamış Türkiye kapitalizminin ve onun
egemenlerinin partisidir.Bu anlamda AKP ülke tarihinin gördüğü en
onursuz,en işbirlikçi,en emek düşmanı , en saldırgan (faşist) ve halk
düşmanı partidir.Çünkü AKP sermaye diktatörlüğünün en açık
müfrezesidir.
AKP'yi geriletmek yada ampulü patlatmak tam da AKP'nin saydığımız
özelliklerine,onun emperyalizm için biçilmiş kaftan olduğu gerçeğine
vurularak yapılmalıdır.Açıkçası bu krizden çıkacaksa AKP yenik
çıkmalıdır hatta çıkmamalıdır, ampul patlatılmalıdır.
Ampulü patlatacak olan onu getiren halkımız olacaktır.

Bizim ise halkımıza AKP'yi götürecek olan cesareti ve umudu vermemiz
gerekmektedir.

Bu ise siyasi mücadelede AKP'yi daha fazla merkeze
almakla mümkün olabilir.
Tam bu noktada DİSK ve KESK'in 29 kasımda Ankara'da yapacağı
"işsizliğe, zamlara, krize ve AKP'ye karşı" miting çok önemlidir.Tüm
yurtseverlerin, bağımsızlıktan ve emekten yana olanların Ankara'da
seslerini yükseltmeleri gerekmektedir.

Ampul böyle patlatılacaktır ve ampulü patlatacağız, patlatıyoruz…

(AKP karşıtı saflarda Ankara'ya gelmek isteyen herkes TKP ya da KESK bileşenleriyle irtibata geçebilirler.)