Yıllar önce Harut Amca’nın yaptığı işleri fotoğraflayıp arşivlediği albümünü Ordu Kent Arşivi için almıştım. Oraya da bir bakayım dedim ve geçen gün yazdığımız 1982 tarihli kayıp bakır heykel ile atölyesinde çektirdiği fotoğraf karşıma çıktı.
Harutyun Artun’un Bakır Heykeli - (1982)
Heykeli ilk olarak 1984 tarihli bir kartpostalda görmüştüm. O döneme dair bilgi alabileceğim herkesle iletişim kurmuştum. İçlerinde; Ordu eski kültür müdürü Servet Yerli, ressam Talip Sezer, kolleksiyoner Mürsel Engin ve kent belleği çok güçlü olan ve yakın zaman önce kaybettiğimiz Behire Tercan ve Halis İşcan’a da sormuştum ama kimisi hatırlayamadı dahi, kimisi de evet vardı ama kimin yaptığını ve heykele ne olduğunu bilmediklerini söylediler.
Aradan iki yıl geçti ve bugün İstanbul’da ki Ordu negatiflerini tarayıcıda tararken Feriköy Bit Pazarı’ndan aldığım ve kimin çektiğini bilmediğim negatiflerin (Gündoğdu Gürsoy olabilir!) içinden heykelin fotoğrafları çıktı. Kartpostalda buğulu bir bronz heykel görüntüsü vardı. 12 Eylül Askeri Darbesi sonrası bir yerlerden getirilip koyulduğunu düşünmüştüm. Fotoğraflar ortaya çıkıp görüntü netleşince, heykelin bakırdan yapılmış olduğunu anladım ve Ordu’da bunu yapabilecek tek kişinin Harutyun Artun (Bakırcı Harut) olabileceğini düşünüp kızını aradım. Harut Amca’ya mercekle fotoğraf gösterildi ve onun yaptığını teyit ettik.
Fotoğrafın arka planında Yalı Camii’nin (Aziziye Cami-1890) bir hiç uğruna yıkılan şadırvanını, bugün beton dökülerek yok edilen Yalı Camii ön bahçe peyzaj alanını ve yanda da yıkılan eski belediye binasının bir kısmını görüyoruz. Heykelin üst alınlığında fındık ve güneş hemen altında da çok hoş bir kayık figürü bulunuyor. Defne dallarıyla sarılı gövdenin en altında bulunan el figürünün bir anlamı olmalı! Bu arada Harut Amca’dan heykelin yapılmasını, darbe sonrası askeri cuntanın Kazım Türkmen yerine göreve getirdiği Albay Halit Kahraman istiyor. Harut Amca hikayenin detaylarını görüştüğümüzde anlatacaktır.
Bugün görevde olan Ordu Büyükşehir Belediyesi Başkanı Hilmi Güler’in Anne tarafından dedesi olan Süleyman Felek’in 1968 tarihli büstü gibi yine Bakırcı Harutyun Artun’un bir beton kaidenin üzerinde olan bronz fındık büstü çalışması meydandan, herkesin gözünün önünden, yok olup gidebiliyor!
Ordu bu kadar sahipsiz ve bu kadar kimsesiz bir kent. Kent hafızası ve mirası, koltuğunu korumak ve çevresine rant sağlamak dışında hiç bir amacı ve gayesi olmayan yerel yöneticelere emanet edilemeyecek kadar hassas bir konu ama biz meydanlarda bulunan heykelleri dahi korumaktan aciziz.”
https://www.facebook.com/share/p/16BTC8h3xE/?mibextid=wwXIfr