Sol tarihten belgeler, fotoğraflar-175
ZEHRA KOSOVA… TÜTÜN İŞÇİLİĞİNDEN TKP’YE BİR ÖMÜR…
Tarihsel TKP’ye emek veren parti üyelerinin önemli kısmı partiye aşırı bağımlılıklarıyla bilinirler.
‘Partilendikten’ sonra ‘her şeyleriyle’ partiye bağlanırlar. Partinin verdiği görevleri yapabilmek için hiç bir şeyden kaçınmazlar.
TKP, ilk kurulduğu andan itibaren tütün işçilerini de örgütlemeye çalışır. Tütüncüleri örgütlemek, diğer iş dallarından biraz daha kolay olmuştur. Çoğu Balkan göçmeni olan tütün işçileri geldikleri yerlerde sosyalizmle tanışarak gelmiştir çünkü.
Selanik, Üsküp, Kosova gibi Osmanlı şehirleri sosyalist yapılanmalara, 1 Mayıs kutlamalarına ev sahipliği yapan ilk kentler arasındadır.
1910 Kavala doğumlu olan Zehra Kosova da Cumhuriyetin kuruluş günlerinde ‘mübadeleyle’ Türkiye’ye gelen bir çocuk-genç kızdır. Ailesi tütün işçisidir, ağabeyleri sosyalizmle ve sendikayla Balkanlarda tanışmıştır.
Aile Tokat’a yerleşir, Zehra Kosova da orada tütün işçisi olarak çalışmaya başlar. Aile bir süre de Samsun da yaşar. Be daha sonra 20 yaşındaki Zehra, ağabeyinin yanına İstanbul’a taşınır.
Ortaköy’de tütün işçiliğine devam eder. ( Belki de Beşiktaş semtinin ‘solculuğunda’ 1900’lü yılların başından itibaren bölgede emek veren komünist işçilerin de etkisi vardır. TKP kongrelerinden birinin de 1920’ li yıllarda Dr.Şefik Hüsnü’nün -Beşiktaş kulübünün bulunduğu- Akaretler’de yapıldığını da not düşelim.)
Ve genç Zehra, komünist işçilerle tanışır o günlerde. ‘TKP Beyannamesini’ okuyarak partili olmayı kabul eder. 20 yaşında başladığı mücadeleye 91 yıllık ömründe hiç ara vermez.
Parti onu Moskova’ya KUTV’a ( Doğu Halkları Üniversitesi) gönderir eğitim için. Üç yıl sonra 1937’de döner ülkeye ve evlendiği eşiyle birlikte Samsun’da, Bafra’da tütün işçileri arasında çalışır.
Partinin çağrısıyla İstanbul’a döner ve orada devam eder mücadeleye.
İlk tutuklanması 1942’dedir. Sonra meşhur ‘1951 tevkifatında’ ve 1954 Vatan Partisi Davası’nda yeniden tutuklanır.
Dönemin ünlü işkenceci şefi ‘Parmaksız Hamdi’nin yaptıkları karşısında konuşmaz. İşkencede ayağı kırılsa da yoldaşlarını ele vermez.
Cibali Tütün Fabrikası’nda ‘fabrikada tütün saran’ kadın işçilerin hakları için mücadele eder. Türkiye’nin ilk kadın sendikacısı olarak yaşadıklarını ‘Ben işçiyim’ kitabında anlatır yıllar sonra.
Tütün işçiliğinden sonra çalıştığı tekstil işçilerinde de mücadeleyi sürdürür.
1970 yılında emekli olur işçilikten ama mücadeleyi sürdürür.
DİSK ‘Kadın Emek Ödülünü’ 1995 yılında ona verir.
2001’de yaşamını yitiren Kosova’dan geriye ‘Partili olduğum zaman hayatta hiç bir menfaat düşünmedim. Nasıl bir insan bir insana aşık olursa, ben de öyle aşık oldum partiye’ cümlesindeki mücadele azmi kaldı.